Demokrasi isteminin bile isteye yerle yeksan edildiği bir zaman aralığındayız. Hayatiyet mefhumu ve bütün o müşterek tahayyülün alt üst edildiği, sorgu sual isteminden feragat edilip teslimiyetin ve bitimsiz bir sessizlik ile kuşatıldığımız bir güncellik yaşanan günü kapsayandır. Halkın toptan ve tam tekmil adalet mekanizmalarından arındırıldığı bir yer bir sahne gerçekliğine kavuşturulur. Demokrasi meseli lafta dahi geriye konulmaz. Akıl, düşünden azat olunmuş, sorgudan men edilmiş hayatın ekseninde tam olarak yalıtılmış, kuşatılmış bir sahnede demokrasi pratikleri çoktan delik deşik olunandır. Yolun, aklın ve yordamın hal ve gidişatın felç edildiği bir günce gerçekliği söz konusudur. Bugünün tüm o yeni dünya nam sahnesindeki bütün tahayyül ve pratikler bu akıma çıkmaktadır. Hemen hep bu bahislerle ilintili kılınarak kör, işlevsiz kılınır.
Demokrasi sıradan insanın elinden gasp olundukça, otokrasi, tahakküm etme pratikleri, o nice faşizan diskur, eylem ve dönüşüm adımı daimi kılınır. Otokrasi, tahakküm politikası ve pratiklerinin beraberindeki dayatmalar, baskılamalar ve kesintisiz denetim, gözetim ve müdahale birlikteliğinde 1984’ün yeni düzenlemesine imza atılır. George Orwell’in kurgu hakikatinin şimdiki zamanda cereyan eden her şeyin de bir biçimde kılavuzu kılındığı hiç şüphe taşımayacak kadar açıktır. Demokrasinin tarumar edildiği yerde bağnazlık göndere çekilir. İnsanlık mefhumunda ilerleme söz konusu ediliyor görünse de o bağnazlık halinin hemen her yerde bir kırılmayı var ettiği açıktır. Yazınsal yapıtta ortaya çıkartılan portreyi bugüne adapte ettiğinizde zaten kendiliğinden taşlar yerine oturmaktadır. İçinde “rehin” olduğunu bilmeden sürdürülen hayatların varlığını, daimi bir biçimde kuşatarak hep ama her dem bilinçli düşmanlar icat edip, ama yok yere, ama görünür, ama görünmez iddiaları öne sürerek, savaşlar, yıkımlar, sınırlandırmalar, özgürlük gaspları, hak mahrumiyetleri ve nicesiyle demokrasi eşiği çoktan sıradanın elinden çalınır. Bu hallerin toplamında bir yeni var edilmeye çalışılır. Oysa her şey, Türkiye’de olduğu gibi dünyada da bir örnek aynıdır.
Biteviye kurulan tezgahlar, var edilen yoksunluk halleri, sürekli diri tutulan nefret edimi ve ötekileştirme çabaları, bitimsiz ve sonuçsuz ırkçılık faaliyetleri, dahası ülkelerin hali içler acısı kılınırken oluşturulan güçlü ülke imajları, yönlendirmelerinin suna geldiği tek şey daha fazla yıkımdır. Bunun öne çekildiği, bunlarla bir yön tayinine girişilen zeminde her şey birbirine bulaştırılır. Her an yeniden kuşatılır, her doğru imha, her yalan doğrunun ta kendisi ilan edilmeye uğraşılır. Rojava’dan, Artsakh’a, Azerbaycan’ın kendisinden tüm o Afganistan, Yemen, Somali ve öte diyarlara, en sonunda da Ukrayna’da hala cereyan etmekte olan yıkım döngüsüne muktedir kılınmış devletlerin eylediği fecaatler ötelenmek istenir. Birbirleriyle kurdukları ilişkilerle, al gülüm ver gülüm halleriyle, hep çıkar sadece çıkar ilişkilerinin getirdiği yeni düzenekler bina ederek bir kere daha sıradan olan insanlar için cehennem var edilir. Çok uzun değil üç haftada ortaya çıkan portre bunun nasıl da tıkır tıkır işlediğini gördüğümüz bir deneyimdir.
Büyük tümcelerle demokrasi, eşitlik, adalet, hakkaniyet, hak tanzimleri, doğruluk ve tabi ki hürriyet nidaları / vaazları var edilirken kutsiyet atfedilmiş oysa sömürü düzeninden de öteye geçmeyen haydut devletler eliyle bir kere daha bir yaşam erimi sınırlandırılır. Asıl mesel hep budur. Demokrasinin tanımlanmasının üstünden geçen onca zamana rağmen bir biçimde sıradanın kapsayıcılık ve birlikteliğine dönüştürülmez. Bir türlü zamane şart ve ihtimalleri göz önünde bulundurularak yenilenmez. Her şey ezberlere dayalı kılınırken bir gün çıkagelen savaş, bir başka yerde cereyan eden ekonomik çökertme ya da bizatihi iki yıldır hayatımızda yerini bulan virüsün yol verdiği sağlık sistemlerini alt üst edip, hayat hakkını toptan dönüştüren zorba iktidarları güncelleyen, sağlama alan süreçlere tüm o demokrasi edimi sizlere ömür kılınır. Artık yasının dahi tutulmayacak olduğunu afişe eden tahakküm parametreleri arasında cürümler, cerahat halleri ve bitimsiz noksansız bir karanlık göndere çekilir bir kere daha. Her yer, her an bu fasit döngü dahilinde yeniden ve yeniden biçimlendirilir. Sıradana söz dahi bırakılmaz, kesin bilgi. Böyle midir demokrasi!
Mezopotamya Ajansından aktaralım: “Rusya’nın Ukrayna’yı işgal harekatı üçüncü haftasını geride bırakıyor. Savaş karşıtlığı üzerinden politika belirleyen batı ülkelerinin hem müzakere arayışı hem de Ukrayna’ya silah desteği sürüyor. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve Almanya Başbakanı Olaf Scholz ile görüştü. Almanya ve Fransa’dan, Putin’in savaşı bitirmeye hazır olmadığı yönünde açıklamalar geldi.
NATO’nun başını çektiği Batı bloku ile Rusya’nın “hegemonya savaşı” bu kez Ukrayna topraklarında yaşanırken, son iki haftada binlerce sivil, kadın, çocuk ve askerin yaşamını yitirdi, milyonlarca Ukraynalı mülteci oldu. Savaş, Rusya’nın Ukrayna kentlerini bombalamasıyla devam ediyor.
16.35 ABD’Lİ GAZETECİ RENAUD, KİEV’DE ÖLDÜRÜLDÜ
Kiev’in İrpin bölgesinde süren çatışmalarda, New York Times muhabiri öldürüldü. ABD’li gazeteci Brent Renaud’un Rus güçlerinin saldırısında öldüğü belirtildi.
16.15 YENİ GÖRÜŞMELER 14-15 MART'TA
Ukrayna-Rusya barış görüşmelerinin dördüncü turu 14-15 Mart’ta yapılacak. Ukrayna ve Rusya’dan gelen heyetler üç kez bir araya geldi, ancak önemli bir sonuç alamadı.
16.05 POLONYA: NATO NE YAPACAĞINI DÜŞÜNMELİ
Polonya Cumhurbaşkanı Andrzej Duda, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in herhangi bir kitle imha silahı kullanımının “oyun değiştireceğini” söyledi ve NATO’nun ne yapacağını ciddi şekilde düşünmesi gerektiğini ifade etti.
15.00: 35 KİŞİ YAŞAMINI YİTİRDİ
Lviv Oblast Valisi Maksym Kozytsky, Rusya’nın Yavoriv askeri eğitim sahasına düzenlediği hava saldırısında 35 kişinin öldüğünü, 134 kişinin yaralandığını duyurdu. Kozytsky, itfaiye ekiplerinin yangını söndürdüğünü ve binaya yaklaşabildiğini söyledi.
14.20: BİR BELEDİYE BAŞKANI DAHA KAÇIRILDI
İşgal altındaki Dniprorudne belediye başkanı Rus birlikleri tarafından kaçırıldı. Yevhen Matviiv, savaşın başlamasından bu yana Rus askerlerinin kaçırılan ikinci belediye başkanı. Zaporizhzhia Oblast Valisi Olexandr Starukh, “Savaş suçları sistematik hale geliyor” dedi. Melitopol Belediye Başkanı Ivan Fedorov, Rus güçleri tarafından halen esir tutuluyor.
14.00: MARİUPOL ÇATIŞMA ALANLARINDA TÜRKİYELİLER BULUNUYOR
Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Antalya Diplomasi Forumu’nun (ADF) son gününde konuştu. Rusya-Ukrayna savaşına ilişkin son gelişmeleri aktaran Çavuşoğlu, Mariupol şehrinde camiye sığınan Türklerle ilgili soruya “Çatışma bölgelerinde kalan vatandaşlarımız da var. Özellikle Mariupol” dedi.
13.10: MÜLTECİ TRENİNE SALDIRI
Ukrayna’nın ulusal demiryolu şirketi, doğu Ukrayna’dan tahliye edilen mültecileri almak için yola çıkan bir yolcu treninin Rusya ordusunun ateşi altında kaldığını ve bir kondüktörün öldüğünü duyurdu.
12.30: 9 KİŞİ HAYATINI KAYBETTİ
Lviv Valisi, Rus güçlerinin batıdaki askeri tesise saldırı düzenlediğini açıkladı. Vali, Rusya’nın askeri tesise 30 roket fırlattığını söyledi. Hava saldırılarında 9 kişinin hayatını kaybettiği, 57 kişinin yaralandığı belirtildi.
Rus hava saldırısı Çernihiv’deki konut binasını vurdu. Chernihiv Oblast Valisi Viacheslav Chaus, Rus hava saldırısında bir apartmanın vurulduğunu, en az bir kişinin öldüğünü duyurdu.
11.15: İNGİLTERE: RUSYA KUŞATIYOR
İngiltere, Rus ordusunun Ukrayna güçlerini kuşatmaya çalıştığını açıkladı. İngiltere Savunma Bakanlığı yaptığı günlük istihbarat güncellemesinde, Rus kuvvetlerinin kuzeyde Harkov ve güneyde Mariupol yönünden ilerlerken ülkenin doğusundaki Ukrayna kuvvetlerini “çevrelemeye çalıştığını” söyledi.
Açıklamada, Kırım’dan ilerleyen Rus kuvvetlerinin batıya Odesa’ya yönelmek için Mykolaiv’i geçmeye çalıştığı belirtildi.
11.10: ZELENSKY-BENNETT GÖRÜŞMESİ
Zelensky, İsrail Başbakanı Naftali Bennett ile görüşmesine dair açıklama yapıldı. İsrail Başbakanlık ofisinden yapılan açıklamaya göre, Ukrayna Devlet Başkanı Zelensky ve İsrail Başbakanı Bennett, Cumartesi akşamı savaşı durdurmanın yolları ve İsrail’in çatışmayı çözme çabaları hakkında konuştu.
Görüşmede, Rusya tarafından esir alınan Melitipol Belediye Başkanının serbest bırakılması konusunda Zelensky’nin yardım istendiği ifade edildi.
11.00: UKRAYNA: TEKLİFLERİMİZ VAR
Ukrayna Devlet Başkanlığı Ofisi Başkan Yardımcısı Mihail Podolyak, Rusya ile uzlaşmaya yakın olduklarını belirterek, “Rusya’nın çıkarlarını ve Ukrayna’yı zarar görmekten koruyan tekliflerimiz var” dedi.
Ukrayna'nın Lviv kentindeki Uluslararası Barışı Koruma ve Güvenlik Merkezine, Rus ordusu tarafından 8 füzeyle saldırı düzenlendiği bildirildi. Lviv Belediyesi konuya dair şu açıklamayı yaptı: "İşgalciler, Uluslararası Barışı Koruma ve Güvenlik Merkezine saldırı düzenledi. İlk bilgilere göre 8 füze fırlattılar."
09.45: BATIDAN GÖNDERİLEN SİLAHLAR VURULDU
Rusya, bu kez Ukrayna'nın en batısında saldırı gerçekleştirdi. Polonya sınırı yakınındaki Lviv bölgesinde, Batı'dan gönderilen silahların dağıtımında kullanıldığı düşünülen bir üs vuruldu.
Donetsk Bölgesi'nde yer alan Svyatogorsk kasabasında sivillerin bulunduğu bir kilisenin Rusya ordusu tarafından bombalandığı duyuruldu. Bölgede bulunan Gostomel kentine de hava saldırısı düzenledi. Rus devlet medyası ise, Rus uçaklarının Ukrayna ordusuna ait tesisleri vurduğu duyurdu.”
Sadece tek bir güne sığdırılanlar dahi demokrasi ediminin yerine ikame olunanların bir savaş perspektifinde nasıl yaralara dönüştüğünü de bildirir. Nazilerden arındırıldığı iddia ve ikrarıyla yola çıkılıp, cihatçı çetelerden, Suriye ve Libya’da kullanışlı addedilen tüm o karanlık çetelerle işbirliği içerisinde bir ülkenin tarumar edilmesi katara eklenir. Her şeyin ama her şeyden önce insanın evinin başına göçmesine bir ek daha var edilir. Afganistan’ı, Suriye’si, Rojava, Yemen ve daha pek çok ismi / cismi bugün anılmayan sahadaki tüm o belirgin yok etme istemi yeniden şekillendirilip, Ukrayna’da gösterime sokulur. Üçüncü haftasına girmiş olan yıkımın var ettiği şey daimi bir eksiltme halinin mot-a-mot yeniden var edilmesidir. Kentler, yollar ve yaşam sahalarının tamamı bombalanırken, gazeteciler ve sivil düşün insanları hedefe konulurken, belediye başkanlarından ikisi kaçırılırken ve hep daimi bir biçimde Ukraynalıların sözü mahvedilmeye, meselleri anlaşılmamaya çaba sarf edilirken insan eliyle bir cehennemin daha yapılandırılmasına devam olunur. Bugün bu raddede, eşitlik, özgürlük ve adaletin hepsini kapsayan demokrasinin yerle yeksan edilmesi ne batı denilen Amerika’dan Avrupa ülkelerine ne de tarafsız gibi görünen bu ülkenin de aralarında olduğu yerlerde mevzu dahi olunmadığı utancı hepimizin hanesine yazılmaktadır. Dünya koca bir katran karanlığına evrimini tamamlamaya devam edendir.
Önce Ermeni Haber Ajansından aktaralım: "11 Mart günü saat 10:20 sularında Azerbaycan tarafı, ön verilere göre, Artsakh’ın (Karabağ) Askeran idari bölgesinde bulunan Khnapat köyündeki okul alanı yönünde iki adet 120 mm'lik top mermisi attı.
Artsakh Cumhuriyeti İçişleri Bakanlığı Polisi'nden bu konuda yapılan açıkalamaya göre zarar gören yoktur.
Açıklamada, Artsakh’ın Martuni idari bölgesindeki Tağavard köyü yakınlarındaki Azerbaycan mevzilerinden hoparlörlerden köyü terk etme tehditlerinin yapıldığı da belirtildi."
Şimdi de Agos Gazetesine bağlanalım: "Bayramov, Antalya Diplomasi Forumu 2022 (ADF) kapsamında Azerbaycan-Ermenistan ilişkilerini AA muhabirine değerlendirdi.
Bayramov, Azerbaycan'ın Ermenistan'a ilişkilerin normalleşmesine ilişkin 5 maddeden oluşan belge gönderdiğini ve yanıt beklediğini belirterek, "Ermenistan samimi şekilde münasebetlerin normalleşmesini istiyorsa, bu onlar için çok güzel bir fırsattır." dedi.
Bayramov, teklifin yakın zamanda iletildiğini belirterek, "Bir sayfalık belge. Temel ilkeler belirlendi ve bu ilkeler teklif edildi. Ermenistan tarafının ilişkilerin normalleşmesini istiyorsa onlar bu teklife yaklaşımlarını hemen bildirmeli. Yalnız şunu belirtmeliyim ki o belgede kayda geçen ilkelerin hepsi, uluslararası ilişkilere dair ilkelerdir, orada hiç bir olağan dışı yorum yoktur." ifadesini kullandı.
Öte yandan Ermenistan Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Vahan Hunanyan, Armenpress'e yaptığı açıklamada, Ermenistan'ın yakında Azerbaycan ile barış müzakerelerini başlatmak için AGİT Minsk Grubu Eşbaşkanlarına başvurabileceğini söyledi.
Hunanyan, “Barış anlaşması imzalanmasından önce mutlaka bir müzakere süreci olmalıdır. Karşılıklı açıklamalar henüz somut bir müzakere sürecine dönüşmediği için, iki ülke doğrudan müzakere konusunda zengin deneyime sahip olmadığı için, Ermenistan muhtemelen yakın gelecekte barışı başlatmak için arabuluculara yani AGİT Minsk Grubu Eşbaşkanlarına başvuracaktır. Konu şu anda detaylandırılıyor" dedi.
Bu arada Azerbaycan Cumhurbaşkanlığı Danışmanı Hikmet Hacıyev, Antalya Diplomasi Forumu'nda Azerbaycan, Türkiye ve Ermenistan dışişleri bakanlarının bir araya gelmesinin mümkün olduğunu belirterek, "Böyle bir fikir var, onu destekliyoruz. Ermenistan buna hazırsa, Azerbaycan her formatta bu tür müzakerelere her zaman hazırdır." dedi."
Demokrasi isteminin bile isteye mahvına çabalanan bir başka düzlemdir Artsakh veyahut Dağlık Karabağ. Aralıksız otuz üç yıldır, kimin olduğuna dair rivayetler, sınır çizgileri ve bitimsiz çekişmeler arasında bir halkın yaşam akdinin topyekun hiç addedilmesinin de yol ve zemini bina edilir. Kırk dört günlük savaş, ardından çıkagelen Rusya’nın kontrolorlüğü ile ortaya atılan barış gücünün kurduğu tahakküm, bitimsiz bir halde Ermeni halkının ora, memleket dedikleri bir sahnede bir kere daha sınanışını beraberinde getirir. Eşit yurttaşlık ile hürriyet arasındaki salınımın çoktan terk olunduğu, defacto olsun olmasın bir hakikatin eğilip bükülmesi söz konusu edilir. Aralıksız bir haftadır ne gaz, ne de elektrik verilmeyen Stepanakert (Hankendi) ve yöresindeki köyler nihayetinde 16 Mart 2022 itibariyle, müzakereler neticesinde tamir edileceği bildirilir. İyi de hayat tefe konulurken, bir parça toprak parçasında iki gıdım hayatı çok gören bir zihniyet hakikatken kaç sınavdan sonra insan fark edilecektir?
Demokrasi mefhumu paçavraya dönüştürülüyor. İstemsiz değil tam da bile isteye varlığı tescil olunan bir yıldırı / tahakküm / kötürüm karanlık haline rehin döngü içerisinde hayat parçalanıyor. Evrensel değerler kimin umurunda, gücü yeten, gücü yettiğine hayatı sınırlar çizerek dar ediyor. Muktedirlerin bağırtısı, silah tüccarlarının daha fazla ölüm kusan makine satışlarına mahal veriyor. Muktedirlerin gümbürtüsü ekonomik darboğazı herkesin ortak yarası haline dönüştürüyor. Muktedir ve avanelerinin ellerinden çıkan her karar, her hamle, her izlek bir kere daha demokrasi deneyiminden nasıl da uzağa konulduğunu insanlığın bunu muştuluyor. Yolun yordamın, sözün ve kelamın, ulu orta bu kadar cerahatin arasında bir hayat imgesini muhafaza edebilmenin mümkün kılınmaması, geleceği de kapkaranlık kılmaya kafi geliyor. Demokrasi bahsinden yola çıkarak modern zamanların dipsiz bir karanlığa rehineliği hep ama daimi bir biçimde yok saymalarla bir ve beraber güncelleniyor. Müştereklerimizin modern zamanlarda vardığı eşik, elimizde kalakalan hayal kırıklığının kalıcılığı her şeyi özetliyor. Anlıyor muyuz, sorguluyor muyuz!
Misak TUNÇBOYACI – İstan’2022
Görsel: Lynsey ADDARIO – Official Instagram