Cendere Menzili
Her şey aslını zayi etmiş, çürümüşlüğü aşan daha öncesine benzemez, yakınına hiçbir hal ve biçimde yaklaşamayan bir kötülüğün cenderesinde mahvediliyor. Bir ülke, bir dünyayı var eden tüm sistem tahayyülü / olgusu bilinçli olarak gücü elinde tutanların insafına terk ediliyor. Onca çürümüşlük sayelerinde yeniden imal ediliyor. Dostun, düşmanın her dem olduğundan afaki bir biçimde birbirine karıştığı yer gerçek. Her şeyin paldır küldür deforme edildiği bir biyopolitik tahayyül gerçekliği kesintisiz. Çürüme, cerahat, kokuşma birbirinin daim devamlılığında hep birden birbirlerinin tamamlayıcısı olarak sıradana takdim ediliyor iş bu sahada. Hayatın ehven hallerinin yerinde yeller esiyor şimdi. Hedefler, doğrultular bir biçimde anılan / dillendirilen masallar anlatılırken o cerahatin var ettiği çürüme istemi her şeyi yiyor. Her anı kapsıyor. Bildik argümanların tezahürü olarak her defasında başkaca hallerde yıkım var ediliyor. Oysa her şey kitabi, her şey nizami, her şekilde kontrol altına alınmış, hep rutinde, sonuç daima hüsran olageliyor. Sonuç her dem duvara toslamaktan ötesi olmuyor. Devinimi sağlama alınan cerahat nüvesiyle doğrudan demokrasi, süreğen bir pratik olarak kendi kendine yetme ve yönetme, öncelikli insan olgusu tarumar olunur. Geriye koca bir hiçlik ve onu tanımlayan çürümüşlük kalakalır.
Sistemin başını tutagelen siyasi aktörlerin değişmeyiz biz tavrının sabıklığı bir yandan ol klikler arasındaki çatışmaların sürekli ateşinin yükseltildiği bir zeminde çürümeden gayri ne kalacaktır ki? Devamlılığı sağlama alınan, ama iktidarın ama devletin ta kendisini var eden temsilin birlikte ya da apayrı var ettikleri öteki nefreti, ayrıştırma çabasının sunduğu şey hepten afaki ayrışmanın oluştuğu, güncellendiği bir çürük yurt tanımını var eder. Hak da hukuk da sizlere ömürdür. Ev zaten ev olmaktan çıkartılır. Eser miktarda siyasetin hiç kılındığı, sözün özü muhalefetin darboğaza sıkıştırılıp birbirini alt etmesi için güdümlü o yargı eliyle kararların alındığı bir zeminde sıradanın yaşadığı menzil delik deşiktir. Varsa şikayet iki satır da olsa bildirilen bir saha olagelen sosyal medyanın kimlik numarasıyla birlikte girilebilecek bir mefhuma dönüştürülmesinin son eşiğinde, hakikatle bağların en kestirmeden kopartıldığı zeminde ne çürümemiştir ki. Duraksamayan boyundurukların o menzildeki hakikat mücadelesini tarumar etmesi kesintisiz kılınır. Dünkü siyasetin tüm o açıktan hedef kılmaların rotasının bu defasında Cumhuriyet Halk Partisine yöneliminin okumasında bunu görebilmek mümkündür. Bir menzildeki ötekisinin, Kürd, Arap, Alevi, Süryani, Ezidi, Ermeni’nin hakkının hukukunun gözetildiği, birlikteliğinin imal edildiği bir çatı olagelen Hadep’ten, Dem Partisine uzanan bir şecere alt üst edilirken kayıtsızlığı, bunlar demokrasinin gereği, teröristlere hayır diye kestirip atabilen zümrenin bir kesimi için devletle / iktidarın bağnazlığıyla tanıştığı o mutlak butlan, kayyım darbesinin temsili bütün bu çürümeye yetkin bir son örnektir. Sarı öküz en baştan verilmeyecek olandı, imdi iş işten geçti.
Agos Gazetesinden aktaralım: Cumhuriyet Halk Partisi (CHP)'nin seçilmiş Genel Başkanı Özgür Özel, CHP’nin 38. Olağan Kurultayı hakkında verilen ‘mutlak butlan’ kararının ardından ilk planlı buluşmasını İzmir'de düzenledi.
Özel'in İzmir'de düzenleyeceği ilk buluşma olan İzmir Cumhuriyet Meydanı'ndaki eylemi yasaklandı. Meydan polis barikatlarıyla kapatılırken alana TOMA ve gözaltı otobüsleri getirildi, valiliğin meydana ‘kısıtlı sayıda kişi alınabileceği’ gerekçesiyle miting için Gündoğdu Meydanı’nı işaret ettiği belirtildi. Özel, "Korkmuşlar, meydanı çevirmişler. Barikatlar bilmem neler... Millet neredeyse bizi nerede bekliyorsa oraya gideriz" açıklamasında bulundu. Polis, vatandaşlara Cumhuriyet Meydanı'nda TOMA ile müdahale etti.
İzmir Valiliği ise mitingin Cumhuriyet Meydanı’nda yapılması talebini reddetti. Valiliğin, meydana ‘kısıtlı sayıda kişi alınabileceği’ gerekçesiyle miting için Gündoğdu Meydanı’nı işaret ettiği belirtildi.
Mutlak butlan kararının ardından ilk planlı buluşmasını İzmir'de düzenleyen CHP lideri Özgür Özel, Gündoğdu Meydanı'ndan vatandaşlara sesleniyor. T24'ün aktardığına göre Özel'in açıklamalarından satır başları şöyle:
"Ben hepinizle gurur duyuyorum. Bu şehir hep arkamda durdu. Bu şehir tüm dengeleri değiştirmiştir. Siz destan yazdınız. Biz arkadaşlarımızı satmadık, siz de beni hiç yalnız bırakmadınız. Bugün bu sokaklarda büyük bir öfke görüyorum. Şimdi zaman bu öfkeden yeniden umut çıkarma, bu enerjiden yeni bir umut çıkarma ve bu enerjiyle ülkeyi kurtarma zamanı.
Bizi 30 bin kişiyle İzmir Özgür Özel'i bağrına bastı demesin, o fotoğraf çekilmesin, aman ha İzmir'deki enerji hiçbir yerden görülmesin istemişler. Zaten her sokak, kordon dolu ve zaten orası bizi almayacak almayacak!
Bu kararı kim verdiyse, bu kanunsuz emri kim verdiyse söylüyorum. Cumhuriyet Meydanı'nı kapadınız. 30 bine meydan dolar, AK Parti'miz mahcup olur diyenlere 100 bin kişiyle geldik, 100 bin kişiyle!
İşgale karşı ilk kurşun burada, kordonda, Hasan Tahsin tarafından sıkıldı. Hasan Tahsin'e o gün devrim için zafer ölmek düşmüştü. Sonra Atatürk artık son noktaya gelindiğini gördü, bindi Bandırma vapuruna, Samsun'a çıktı. Önce kurtuluş, sonra kuruluş için büyük yürüyüşü başlattı.
"CHP bir kez daha kapatılmış durumda"
CHP kurulduğunda bir binası yoktu. İzmir'i işgal edenler binaları işgal ettiler. Onlar binaları işgal ettiler ama CHP'liler inanca ve kararlılığa sahiptiler. Bu parti dilekçeyle değil, fiilen Kurutuluş Savaşı'nda, karargah çadırlarında kuruldu.
Bugün CHP bir kez daha kapatılmış durumda. 9 Eylül'de kuruldu, darbeciler kapattı. 21 Mayıs 2026'da Recep Tayyip Erdoğan'ın talimatına uyan AK Parti yargı kolları CHP'yi bir kez daha fiilen kapattı. Bir partiyi üyeleri, seçtiği delegeleri ve onların verdiği kararla seçilmiş yöneticileri yönetmiyorsa o siyasi parti fiilen kapanmıştır. Şu anda tek parça olması gereken CHP, sarayın talimatıyla ikinci parçaya bölünmüştür. İki parçanın bir parçası atanmış CHP'dir. Atanmış CHP işgal edilen, polis baskınıyla geçirilen genel merkezimizdedir. Diğeri ise seçilmiş CHP'dir ve bu meydandadır.
Bu mesele CHP'nin bir iç meselesi değildir. Bunu diyen milleti aldatır. Bu mesele Kemal Bey ile benim aramda da değildir. Bu mesele milletle Tayyip Erdoğan arasındadır. Yapılan iş CHP'ni imkanlarına el koymak, her hafta iki miting yapan, meydanları dolduran, toplamda 265 kez meydanlarda rekorlar kıran, enerjisi yüksek, genci ve kadını çok, her yaştan üyesiyle iktidara koşan CHP'yi durdurmaktır.
Esas mesele iktidara yürüyen partinin cumhurbaşkanı adayını hapse atarak partiye el koyarak kendisi için en avantajlı şekilde sesçimi kaybedecek bir hale sokmaya çalışmasından ibarettir. Mesele Tayyip Erdoğan'ın iktidarı vermemek için CHP'ye darbe yapmasıdır. Erdoğan şöyle bir formül bulmuştur; CHP'nin başında mutlak butlan, Türkiye'nin başında mutlak sultan! Buna izin vermeyeceğiz. Bu ittifaka geçit vermeyeceğiz.
Polis müdahalesiyle başladı
Cumhuriyet Meydanı'nda toplanan kalabalığa polis müdahalesi başladı. TOMA'larla eylemcilere su sıkılıyor. CHP'liler ise ablukaya rağmen miting alanına gelmeye devam ediyor. Miting alanına gelen CHP'liler, "Gün gelecek, devran dönecek, AKP halka hesap verecek", "Hain Kemal", "Seçilmiş başkan Özgür Başkan", "Direne direne kazanacağız" ve "Özgür Başkan özgür Türkiye" sloganları atıyor.
Özel'den açıklama
Özel, buluşma öncesi Menderes Havalimanı'nda yaptığı açıklamada, "Korkmuşlar, meydanı çevirmişler. Barikatlar bilmem neler... Millet neredeyse bizi nerede bekliyorsa oraya gideriz. Normal günlerden geçmiyoruz, hala idrak edemiyorlar. Halk ne istiyorsa o olur" ifadelerini kullandı.”
Her şey aslını zayi etmiş, çürümüşlüğü aşan daha öncesine benzemez, yakınına hiçbir hal ve biçimde yaklaşamayan bir kötülüğün cenderesinde mahvediliyor. Özgür Özel nezdinde Cumhuriyet Halk Partisi’nin yıllar sonra yakalayabildiği ivmenin önü alınabilsin diye daha önce on üç kez mağlup olmuş, Erdoğan sultasının direktiflerine göre hareket eden, bunu var edebilen bir memurun yeniden atanmasının utanç verici halleri o kötülüğün her nasıl biçimlendirildiğini göstere geliyor. Düzen, demokratikleşme iddiasını bir noktaya kadar o da sadece göreceli bir kavram olarak zikredenlerin elinde oyuncak kılınıyor. Oy, seçim, sandık bahislerinin çoktandır geçersiz işlem kılındığı, bildirildiği bir yerdeki en ufak ümit zerresinin geriye konulmamasının meseli güncelleniyor. Özgür Özel’in İzmir semalarında, daracık bir alanda, yüzlerce insana işkence edilirken var ettiği demeçler bu “kurucu rejim” partisinin çoktan gözardı olunduğunu / tüketilmeye çalışıldığını diğer tüm küçük partilere ağır bir tehditle birlikte var ediyor. Muktedir bildiğini eylerken, ülkenin bilinen tüm sınırları içerisinde demokrasi de sizlere ömür kılınıyor.
Kesintisiz bir cendere hali içerisinde muğlak kılınmayan bir yok sayma tahayyülü var ediliyor. Kaybettiği seçimde ekranda yarım saat süre verilmediği devletin kanalında sadece mutlak butlan kararı sonrasında park bayramlaşması kesintisiz verilerek yirmi sekiz dakikalık bir rekora imza atılan Kılıçdaroğlu’nun bir önder değil, atanmış bir memur olduğu bir kere daha açığa düşürülür. TGRT gibi, ekranların mimli olagelen kanalında duraksamaksızın var edilen kötüleme, itham, ihbar silsilesi içerisinde bolca mahalle dedikodusu arasında bir partinin linç edilmesi açıklanırken, Kılıçdaroğlu’nun o kanalda, mutlak butlan kararına dair yorumunun kesintisiz verilmesi de her nasıl pundun var edildiğini bildirir. İş işten geçmiş midir, yarın bir ihtimal söz konusu mudur sorularına yanıt önümüzdeki günlerde çıkagelecektir.
Çürümüşlük her gün yeniden bina edilirken, dokuz günlük ulusal tatil arasından istifade edip her şey nasılsa unutulur denilerek bir pundu bulunduğunda komple siyaset yeniden dizayn ediliyor. Düzen sahibi olagelen AK Parti ile Milliyetçi Hareket Partisi’nin iktidar tahayyülünü daha uzunca bir süre elinde tutabilmesi için toplumu konsolide ettiği haller, açmazlar silsilesinde son umut olarak çıkagelen Cumhuriyet Halk Partisi’nin bağlantısız bir çıkışa evrimi, kendini dönüştürmesinin önü alınmak istenir. Kutuplaştırmanın dibinde yol bulan, en olmadık ayrıştırmaları her an var edebilen, sırf makam / mevki için zorluğu, bet ve fecinin her an sahneye dahil edilebildiği bir zeminde kaçıncı karşılaşması olacaktır sıradan insanın, bir seçim silsilesinde orası meçhul kılınır. Artık ezber edilmiş argümanlar biteviye tekrarlanan şiddet pratikleri, arzulanan dehşet dolu ırkçılık ve nefretle birlikte bir menzilin yönünün karanlıklara kestirilmesi söz konusudur. Cumhuriyet Halk Partisi, tam da o istenen 'cici muhalif' kıvamına dönüştürüldükçe; sağ cenahın / ırkçı hizbin bilumum aktörleri eliyle sistemde yeni bir gedik daha açılacak. Ve o bildik koalisyona, yeni bir gelecek bileti kesintisiz sunulacak. Gelmekte olanın; hınç ve manipülasyona dayalı bu tekinsiz siyaset pratiklerinin ulaştırdığı yer, sıradan insan için züldür. Zülden de ötedir. Anlıyor musunuz...
Misak TUNÇBOYACI – İstan’2026
Görsel: Arda SAVAŞCIOĞULLARI – Shutterstock
Meramda Paylaşılan Haber
"CHP'nin Başında Mutlak Butlan, Türkiye'nin Başında Mutlak Sultan!" - Agos https://www.agos.com.tr/tr/haber/chp-nin-basinda-mutlak-butlan-turkiye-nin-basinda-mutlak-sultan-40606













