İnsan yaşaya dursun, hayat dediği zanla;
Ölümün gerçek yüzü görülecek zamanla.
Bir gün gömülür beden, kabirde karanlıklar;
İşte o an anlarsın, ruhunda bir çığlık var.
Göz yumunca görülür, Sırat’ta gizli sefer;
Bir kefen, bir sermaye, bir amel, bir de defter.
Çıkarsın mahşer yeri, ürkütücü bir ahenk;
Taş üstünde taş durmaz, kürsüde gizli mihenk.
İşte amel ve defter, mahşerin kürsüsünde;
Son hükmü Allah verir, mizan’ın ölçüsünde.
Daralacak nefesin, titreyecek ellerin;
Önünde açılacak, sayfa sayfa defterin.
Solacak tütsü tütsü, sarı ve donuk benzin;
Herkeste acı dehşet: “Cehennem hangimizin?”
Bir ses yankı bulacak, delip geçecek yeri;
“Bugün hesap günüdür!” titretecek mahşeri.
Kimi nur’a yürürken, kimi yanar hicapta;
Bir ömrün yolculuğu, son bulacak hesapta.
Oysa fani dünyada, korkuturdu kıyamet;
Kimse söylemedi mi? Haydi durma,