Kaybedilenin Sızısı...
Kaybedilenin değeri, yitirdikten, tükettikten sonra başa geliyor. Beynelmilel değil hayatın aksi / çatısı altında yaşama gayretinin her anında dönemeçler arşınlanırken, birlikte alenen var edilenler, tutunulan dallar, yardımlar ve imece edebilmeyi var eden insanlar, yüzler ve nicesi tarumar ediliyor. Günümüz Türkiyesinde yarınlara taşınan yaraların farkına eksiği gediği olmadan varabilenler her anlamda dışlananlar, o öteki kılınan bir insan kümesinin ta kendisi oluyor. Devinim her dem gerçekten makus kadermiş gibi unutturma, ayrıştırma, eleme hallerinde birleştirilen hallerle bütünleniyor. Yenilenme hep eskinin çürümesinden el alarak, bir şeyleri onca zorluğa karşı var edilen birliktelikleri tarumar ederek mümküne taşınıyor. Müşterek idenin savunusuna insanların bir biçimde çoğunluğunun farkına varabildiği, müdahil olabileceği yaralar farkındalık var edilmesin diye sırra kadem basılıyor. Sessizliğin duvarlarıyla kuşatılıyor. Evrensel normların, normatifin zayi edildiği bir zeminde geriye koca bir boşluk kalıyor.
Geçmişi hatırlamayan, yıkımın üstüne binası tamama erdirilmiş olageleni sorgulamayanlara yeni ülke titrine de öyle ya da böyle iyice alışırsınız buyruluyor. Olası tüm düzeltme ihtimalleri elden avuçtan kayıp giderken artık geriye hayıflanmak dışında bir seçenek bırakılmıyor. Her şey kördüğüm her an her yer afaki bir kapkaranlık. Şimdi ve anın içinde pejmürdelik, cerahatle buluşturulduğunda o karanlık tahayyülün var ettiği kayıplar daha net anlaşılacaktır. Belirgin bir hiçliğin, afaki bir yozlaşmanın sofrasında her günün bedel, diyetle örüldüğü zeminde mutlak kaybeden sıradan insanlardır, hepimiz!
Düzen kendi bekasını kurgularken, sıradan insanı o kaybettiklerinden daha fazlasına olur verdirerek güncellenir. Düzen içinden olmayan, oyun kurucu ya da yöneten kesimden en olmadı sırtını onlara dayamadan ayakta kalmaya çabalayanlara karşıtlığı bir de böylesi bir toplamla imal eder muktedir. Sorgulanabilir olanın kıyısında durmadan, hiçbir sorunu tam olarak eşelemeden, yönlendirmeden, bırak dünü şimdiyi dahi mahveden kısır döngüye hal ve gidişat dahilinde olur verilmesini talep eden bir aklın var ettiği her şey açmazlardır bu kesin. Düzen ve yancısı olagelenler ile sermayenin eline diline kan oturmuş temsillerinin var ettiği açmazlar silsilesindeki ülke, unutturuş halini sürekli güncelleyerek ilerler.
Tavrı, etkisi ve beraberinde getirdiği cerahatiyle bütün bütün bir hayat idesi sınamanın ta kendisi ilan edilir. Ne yana dönersek dönelim sınava tabiyiz, her anımız ister muktedir isterse de o muktedirin takipçisi olagelenlerin denetim, gözetim ve tahakkümü altında bırakılıyor. O ehven addedilen hayatın sınırlarının çoktan kesinleştirildiği, mahkumiyetimizin tescillenir kılındığı, her yanından irin akarken özgürlüğün halen geçerli, demokrasinin hala varlığını hissetmemiz beklentilenen bir ucube sarmal güncelleniyor. Yeni mavi kürenin, en çok, en kestirmeden aranan aktörü olduğu bildirilen bir yer, yurt kendi yurttaşının hayatta tüm o var olma hakkını eksiltiyor. Hiç kesintisiz. Kaybın telafisi artık mümkün bile değil kılınır iken ortaya çıkan imge / yer / saha ucubeliğin pik yaptığı bir karanlığı göstere geliyor.
T24'ten aktaralım: "Geçen yıl Dilovası'nda 3'ü çocuk 7 işçinin can verdiği kozmetik fabrikası yangınıyla ilgili Gebze'de Adalet Nöbeti devam etti. Nöbette konuşan aileler "Bile bile çocukları öldürdüler. Ateşin içine atarak bile bile öldürdüler çocuklarımızı... Bir kurtuluş yolu olsaydı kurtulurlardı. Giriş çıkışı birlikteymiş. Yangın çıkışı, yangın merdiveni yokmuş. Diri diri yaktılar. Çocuklarımız bir gelinlik giyemedi... Çocuklarımızı kömür olarak verdiler... Bir kaç tutuklama, göstermelik yargılama, canlarımızın ölümünde sorumluluğu bulunan bütün kamu görevlilerinin yargılanmasını ve hak ettikleri cezayı almasını istiyoruz" dedi.
8 Kasım 2025’te Dilovası’nda Ravive Kozmetik fabrikasında çıkan ve 3’ü çocuk 7 işçinin yaşamını yaşamını yitirdiği yangında yakınlarını kaybeden aileler Gebze Kent Meydanı'nda adalet nöbetine devam etti.
"7 kişinin tutuklanması ihmal zincirinin önüne geçmez"
Olayla ilgili geçen hafta Dilovası Belediyesi Başkan Yardımcısı Necati Temiz'in de bulunduğu toplam 7 belediye çalışanı tutuklanmıştı. Nöbette konuşan avukat Saruhan Efe Kadaifçi o tutuklamaları anımsattı ve "Bu nöbete birden başlamadık. Yangının olduğu günden beri oyalamalar, usulsüzlükler, suçun üstünü kapatma olduğu için, kamu görevleri dosyası 8 ay boyunca ilerlemediği için başladık. Geçen haftalarda bir operasyon oldu, 7 kişi tutuklandı. Ama bizim için bu yetmez. Bu ihmal zincirinin önüne geçmez. Eğer gerçekten hesap soracaksanız belediye başkanlarını, valiliği, kaymakamlığı ifadeye çağıracaksınız" dedi.
"Bu nöbet bir isyanın haykırışın nöbetidir"
Kocaeli Barosu Başkanı Kadir Caner Karakadılar, mahkemenin müdahillik taleplerini reddettiğini anımsatarak şunları şöyledi: "Mahkeme suçtan doğrudan zarar görmediğimiz gerekçesiyle müdahillik talebimizi reddetti ama bu davayı takip edip hukuka aykırılıkları ortaya koymamıza engel değil. Bu insanlar emekleri uğrana alınmayan tedbirler nedeniyle hayatlarını kaybettiler. Bu nöbet bir isyanın haykırışın nöbetidir. Bu nöbet tüm Türkiye’de tekrar insanlar bu şekilde hayatlarını kaybetmesin diyedir.’’
Petrol-İş Sendikası Gebze Şubesi Başkanı Şivan Kırmızıçiçek ise "Atölyelerde, şantiyelerde, fabrikalarda binlerce işçi kağıt üzerinde kalan İSİG önlemleri yüzünden ölümle burun buruna çalıştırılıyor. Bugün aileler adalet arayışıyla sokaklara çıktıysa, işçiler ölmemek için mücadele etmek zorunda kalıyorsa asıl sorumlu sadece işverenler değil bu ülkeyi yönetenlerdir" ifadelerini kullandı.
Aileler: Sorumluluğu bulunan tüm kamu görevlileri yargılanmalı
Faciada yaşamlarını yitiren işçilerin yakınları da göstermelik yargılama istemediklerini, ölümlerden sorumlu tüm sorumlaların yargılanmasını istediklerini belirtti. Aile temsilcilerinin görüşleri ise şöyle: Şengül Yılmaz’ın kız kardeşi Emine Bulut: Bir kaç tutuklama, göstermelik yargılama, canlarımızın ölümünde sorumluluğu bulunan bütün kamu görevlilerinin yargılanmasını ve hak ettikleri cezayı almasını istiyoruz. Tüm sorumlular gerekli cezayı alana kadar adalet nöbetimize devam edeceğiz.
"Kamu görevlilerine yıllarca ceza versinler"
Nisanur Taşdemir’in annesi Altun Taşdemir: Ben buraya adalet aramaya geldim. Çocuklarımız ateşin içinde yanarak can verdi. Çocuklarım ölümü hak etmediler. Bile bile çocukları öldürdüler. Ateşin içine atarak bile bile öldürdüler çocuklarımızı. Nasıl öldürürler bu gençleri? Böyle hak hukuk olmaz. Bir kurtuluş yolu olsaydı kurtulurlardı. Giriş çıkışı birlikteymiş. Yangın çıkışı, yangın merdiveni yokmuş. Çocuklarımızı, analarımızı, babalarımızı kurtaramadılar. Diri diri yaktılar. Çocuklarımız bir gelinlik giyemedi. Hak hukuk böyle midir? Çocuklar gençti hayatlarını yaşamak istiyordu. Bu çocuklar nasıl ölür? Çocuklarımızı öldürdüler kara toprağa gömdüler. Çocuklarımızı kömür olarak verdiler.
Nisa Taşdemir’in babası Vedat Taşdemir: Nisa Taşdemir’in amcasıyım. Cansu Esedoğlu’nun dedesiyim. Orada yatanın birinin kardeşiyim, birinin ağabeyiyim. 7 tane canım gitti. Bunları toprağın altına koydum. Burada tuttuğumuz adalet nöbetiyle sonuna kadar mücadele edeceğiz. Adaletin peşinden koşacağız. Suçlu olan kim varsa herkes cezasını çekecek. İçimiz rahat etmiyor. Her gün yanıyoruz. Başımızı yastığa koyduğumuzda gözümüzden yaş akıyor. Kandıra’da değil Gebze’de adalet karşısına çıkmak istiyoruz. Adamlar diyor ‘bizim Gebze’de can güvenliğimiz yok.’Bizim de Kandıra’da can güvenliğimiz yok. Bu adalet Gebze’ye gelecek Gebze’de yerini bulacak. Bunun peşini bırakmayacağız... Kamu görevlilerine yıllarca ceza versinler. Hiç cezaevinden çıkmasınlar. Kamu görevlileri adaletin önüne çıkıp hesap versin. Suçu olan cezasını çeksin. Biz her gün evlatlarımız için yanıyoruz. 7 can verdik halen de can verilmeye devam ediliyor. Devletin bunun önüne geçmesi lazım. Artık analar babalar ağlamasın."
Kaybedilenin değeri, yitirdikten, tükettikten sonra başa geliyor. Dilovası'nda meydana gelen facianın ortaya serdiği imgelem, Türkiye sathı mahallinde her ne halde her nasıl bir istikamette hayatların mahvedildiğini de göstere gelir. Bütünüyle çürümenin, kesintisiz bir halde sunulagelen göz ardı edilmiş canların hakkının, hukukunun tesisinin de açık bir biçimde imkansıza taşındığı zeminde, kaybedilenin yarası ne zaman fark edilecektir ki, sahi ama sahiden? Mülki amirlerin, devletlinin temsilcisi olagelen isimlerin / makamlara konumlandırılmışların hesap vermek bir yana Dilovası işçi kırımına dair tek satır da olsa hesap vermediği bir zeminde, kaybedilenin yankısını nihayet anlayabiliyor musunuz? O sahiden eksiltilenin var ettiği boşluğu nihayetinde görebiliyor musunuz, ama ve fakatlara düşmeden! Diri diri insanların yakılmasının elem verici suretinde, sermayenin hesabının da ucundan kıyısından o da gerçekten bir adaleti var etmediği yerdeki kaybın derinliğini hiç düşündünüz mü, sahiden anlamaya çalıştınız mı? Dilovası'nda insanlar ne eylesin de seslerini duyurabilsinler, anlıyor musunuz?
Kaybedilenin, kayıp gitmiş olanın acısı hep benzer örneklerden çıka geliyor bu menzilde. Hiçbir türlü normali kalmamış, her anı bir öncesinden ağır sınamalara galebe çalınan bir yerde olmakta olanın, eksiltmenin ötesinde can ağrılarıyla sınanmak olduğu bir sahnenin gerçekliği karşılıyor hepimizi. Tümüyle çürümenin esiri kılınmış, her anında bambaşka tahakküm hallerinin, bitimsiz denetim, gözetim mekanizmalarının bina olunduğu, sessiz kılınmış olanın, sesi çıkmaz denilenin ahının görülmediği bir yerde hayat ne haldedir ki? Çünkü bu yangın sadece Dilovası’nda çıkmadı; bizler her gün, itirazı elinden alınmış o külün üstünde yeniden uyanıyoruz. Sıradanlığımızın bedeli kömürleşmiş evlatlarsa, muktedirin bekası koca bir illüzyonu ifşa eder. Bilinmelidir ki; geride kalanların ahı, o sahte fildişi kuleleri eninde sonunda un ufak edecek yegane esnekliktir...
Misak TUNÇBOYACI – İstan'2026
Görsel: Merve ALTINAŞ via Agos Gazetesi
Meramda Paylaşılan Haber
Dilovası'ndaki Adalet Nöbeti'nde Konuşan Aileler: Çocuklarımızı Kömür Olarak Verdiler, Sorumluların Hak Ettikleri Cezayı Almalarını İstiyoruz - T24 https://www.t24.com.tr/gundem/dilovasindaki-adalet-nobetinde-konusan-aileler-cocuklarimizi-komur-olarak-verdiler-sorumlularin-hak-ettikleri-cezayi-almalarini-istiyoruz,1332247?_t=1782676985942












