"Kim üzüntüsünü gizleyip Allah’a tevekkül ederse (dayanıp güvenirse), Allah onu hem hoşnut eder hem de ona kâfi gelir."
seen from United States

seen from United States

seen from United States
seen from United States
seen from Singapore
seen from United States
seen from China

seen from United States
seen from United States
seen from United Kingdom
seen from United States
seen from United States
seen from China
seen from El Salvador
seen from Russia
seen from United States
seen from United States

seen from Ireland
seen from China
seen from China
"Kim üzüntüsünü gizleyip Allah’a tevekkül ederse (dayanıp güvenirse), Allah onu hem hoşnut eder hem de ona kâfi gelir."

Anya is live and ready to show you everything. Watch her strip, dance, and perform exclusive shows just for you. Interact in real-time and make your fantasies come true.
Free to watch • No registration required • HD streaming
When Pain Became The Measurement of Love
• When pain becomes the measurement of love, , I try to weigh my sufferings in a weighing machine and it said I was overweight.
• So I stared dieting. I feed myself less of my feelings , locking them up in the furthest side of my fridge of a brain.....until it was full and i had to take them out to trash.
• My emotions , my care became a black bag of plastics which couldn't be recycled .
~nil
Bazen kahve içmek gerekiyor. Onca koşturmacanın ortasında durup kendine ödül niyetinde içmek gerekiyor o kahveyi. Yağmur yağarken dışarı çıkmak, o toprak kokusunı içine cekmek, gözlerinş kapatıp her şeye rağmen huzurlu hissetmek.
Günlük hayatımızda bir sürü şey yaşıyoruz ama yine de gece oluyor sonra güneş doğuyor ve yepyeni bir güne uyanıyoruz. Aslında bu bile bize her şeyin geçici olduğunu gösteriyor. Mesela düşünsene güzel ruh sen bu yaşadığın olaya 5 yıl sonra yine hatırlayacak, üzülecek misin? Ya da soruyu değiştireyim; biz 5 yıl sonra yaşayacak mıyız hm?
Yaşamanın, 1 saniye sonranın bile garantisi yok olan bu dünyada neden ruhumuzu hep üzüntüyle geçiriyoruz ki? Bizim ruhumuz siyah bulutlarla bile cıvıl cıvıl olmayı hak ediyor. Hayat ne getirir bilmem ama ruhunuz sizinle kalacak tek şey ölene kadar. Bunun için üzülmeyi pek mantıklı bulmuyorum.
Ama haklısın güzel ruh üzülmeden mutluluğu nasıl anlayalım? Bazen üzülmek gerekir hatta ölmek isteyecek kadar üzülmek gerekir. Tıpkı sağlığımızın değerini anlamak için hasta olmak gibi. Tıpkı karanlık olmadan aydınlık olmayacağı gibi. Bu yüzden tabutun içindeysen şuan ordan çıkmak da sana bağlı.
Biliyorum artık çok yoruldun çabalamak istemiyorsun o zaman biraz daha dinlen güzel ruh çünkü bizim zamanımız en çok bu gibi durumlarda var. Ama ne için zaman yok biliyor musun? 2 saniye sonra için, ertelediğimiz hayaller için, sonsuza kadar üzülmek veya mutlu olmak için zamanımız yok. Mesela şöyle bi söz gördüm "hayat mutlu olmak için çok uzun, üzülmek için ise çok kısa" tam olarak bundan bahsediyorum hayat her şey için çok uzun ve kısa. Bu yüzden sonsuza kadar oturup yaralarımıza bakamayız.
Koşturduğun, üzüldüğün veya mutlu olduğun hiç bir şey sonsuza kadar sürmeyecek bu yüzden senin bırak yarını 2 saniyenin bile garantisi yokken yapmak istediğini yapıp bu hayatı kendine güzel bi hale getirerek yasamalısın. Hiç mi üzülmeyeceksin? Tabii üzüleceksin, ağlayacaksın hatta bazen her şeyin sonu olduğunu düşünüp ölmek isteyeceksin çünkü acıyla başa çıkmak isteyeceksin ama bunun geçici olduğunu o gece gündüz olduğunda anlayacaksın.
Bu yüzden bu yazıyı ne zaman okuyorsan kalk kahve yap kendine. En sevdiğin kitabı ve şarkıyı aç kitap okumak istemiyorsan şarkının ritmiyle dans et. Kahve sevmiyorsan çay iç o da mı yok? Kalk su iç çünkü bir şeyler için hareket etmek bile kendini ödüllendirmenin yolu. En çok kendini sev mesela.
Kalk geç aynanın karşısına de ki "Ben üzülmeyi, mutlu olmayı ve tüm güzel şeyleri hak ediyorum." üzülmek de güzeldir güzel ruh sana mutluluğa hasret bırakır ve daha çok istersin mutlu olmayı. İşte bazı şeyleri kazanmak için kaybetmek gerekir.
İyi geceler tumblr halkı
Kendine iyi bak güzel ruh çünkü kimse sana senden iyi bakamaz.
Bu gece şarkımız bu olsun;
Yağmur durmuş, toprak hâlâ ıslak, ama zaman gerçekten ilerliyor mu, yoksa sadece kendi içini dolaşan bir döngü mü? Salyangoz kabuğundan çıkar; her hareketi yavaş, her adımı tereddütlü, sanki zamanın ritmi onun etrafında bükülüyor. Zeminde bıraktığı iz, bir kayıp mıdır, yoksa zamanın üzerinde ağır ağır yazılan bir harf mi? Kabuk, hem korunak hem yük, hem geçmişin ağırlığını hem de geleceğin belirsizliğini taşır; peki zaman bu yükü gerçekten hafifletiyor mu, yoksa her adımıyla onu daha da mı yoğunlaştırıyor?
Her spiral bir kıvrım, her kıvrım bir duraklama; zamanın akışı mı hareket ediyor, yoksa salyangoz mu akışı büküyor? Adımlar yavaş, izler narin, peki ya zaman bu yavaşlığa teslim oluyor mu, yoksa kendi hızında ilerlerken salyangozun her hamlesini yok sayıyor mu? Kabuk, içinde hem sabit hem değişken, hem bir sığınak hem bir labirent; adımlar ne kadar ağır olsa da, zaman onu geçti mi, yoksa adımların içindeki sessizlikte mi kaldı?
Toprak kurudukça ve ışık yavaşça değiştikçe, salyangoz hâlâ sürünüyor; ama zaman, onun hareketini fark ediyor mu, yoksa kendi içinde, akışın dışında sessiz bir gözlem mi yapıyor? Her iz hem geçmişin hem geleceğin bir dokunuşu; her kıvrım hem bir bekleyiş hem bir ilerleyiş, ama hangi ilerleyiş gerçek, hangi bekleyiş zamanın oyunu? Ağır adımlar, görünmez bir çizgide hem geçip hem kalan, hem var hem yok olan bir ritim yaratıyor; peki bu ritim zamanın kendisi mi, yoksa onun algısının yarattığı bir hayal mi?
Ve güneş çıktığında, toprak parladığında, salyangoz kaybolur; ama izleri hâlâ var mıdır, yoksa zamanın çizgilerinde mi eridi? Kaybolan her iz, yokluk mudur, yoksa varlığın bükülmüş bir parçası mı? Salyangoz hem vardır hem yoktur; kabuğu, sessizliği ve yavaşlığıyla, zamanın içinde anlaşılması güç bir varoluşu taşıyor. Her adım, her spiral, zamanın akışında bir duraklama, bir soru, bir kıvrım; hem geçer hem kalır, hem hafif hem ağır, hem görünür hem görünmez. Ve tüm hareketin içinde hâlâ sorular vardır: Zaman mı bizi taşır, yoksa biz mi zamanın üzerinde ağır ağır sürünürüz?
“Bütün duyguları anlatmaya yetecek kadar kelime yoktur.
Gerek de yoktur..”

Anya is live and ready to show you everything. Watch her strip, dance, and perform exclusive shows just for you. Interact in real-time and make your fantasies come true.
Free to watch • No registration required • HD streaming
Karşımızda konuşan kişiye çoğu zaman "Seni anlıyorum." deriz oysa bu kocaman bir yalandır. Bu dünyada kimse kimseyi anlayamaz ve tanıyamaz çünkü insan vücudu ve ruhu içindekileri en iyi biçimde saklayan zırhlı bir kasadır.
Selam millet nasılsınız? Umarım iyisinizdir..
Günler çok hızlı geçiyor ve buna ayak uydurmak çok zor. Sanki her şeye geç kalmışım gibi hissediyorum. Bu gün diyorum yapacağım kendime güzel bir gün hazırlayacağım diyorum olmuyor, kurmaya çalıştığım düzen sürekli bozuluyor. Ya da içimdeki o istek sönmüştür bilmiyorum. Ama içimde küçükte olsa bir umut var. Yinede denemeye değer ha ?
Buraya iki satır da olsa bir şeyler yazmak çok güzel. Umarım günleriniz güzel geçiyordur Tumblr ailem. Sizi seviyorum sağlıcakla kalın iyi geceler dilerim.
Pembe çiçeklerin altında, kimsenin gitmediği o topraklarda, bir düş gördüm. Yanımda senin olduğun, hâlâ yaşadığın bir düş. Sakuraları görmeye gelmişiz. Lakin düşüşlerine yetişebilmişiz ancak. Ben sevmiyorum yitip giden şeyleri. Tıpkı senin gibi.