bir yaz akşamı, yabancı bir ülkede tek başımayım. 6 yıldır yaşadığım doğu avrupa ülkesini terk etmeye hazırlanıyorum. iyi bir ayrılma değil.
işten atılınca bolca vaktim oldu, ve bu dönemin nasıl bir dönem olduğunu anlamlandırmaya çalıştım. nereden bakarsam bakayım, tek bir kelime en üste çıktı: "trajedi"
en sevdiklerim, bana en çok aşık olanlar, aşık olmayı bıraktı ve terk etti. birkaç aya unuturum dediğim aşkımı 6 yıldan fazladır unutamadım, ve aşkım azalmadı. bu çok aptalca. yapacak bir şey yok. sonra yeni aşık olduklarım beni sevmedi. insanlar tuhaflaştı ve yabanileşti.
bütün çabalarıma, başarı motivasyonuma rağmen hayatımda başarı patlaması olmadı. ve şimdi, savaşları ağır ağır kaybettikten sonra, ilk kez rahat hissediyorum. tutunmaya çalışmıyorum. kafamın üzerindeki o stres ağrısı yok. hiçbir şey yapmayacağım diyorum. canım ne isterse onu yapacağım, biri benden başarı ve potansiyelimi gerçekleştirmemi isterse: "siktir lan, git sen gerçekleştir" diyeceğim.
psikolog bir arkadaşım dedi ki: "bunları kayıp olarak görme, farklı kültürleri yaşadın, tecrübeler kazandın, çok şey öğrendin"
asıl trajedi, yani, hepimizi bekleyen azrail kardeşin gölgesinde yaşarken nasıl mutluluk yaşayabiliriz ki? alkol olmadan? akıl baştayken?
o kadar aşklarım nereye gitti? o kadar mutlu etme çabalarım? ve mutlu etmelerim? ve sonra edememelerim? hep daha fazlasını gerektiren bu aşk dağına ne kadar tırmanılabilir? ve aşk acılarım? hepsini toplayıp üst üste koyarsan bayağı hacimli bir aşk acısı yığınım oldu, birileri görse "vay be" der. buna ne olacak? bunların anlamı ne?
sevmek, severken sevilmek çok güzel. ama aşk paketi içinde soğuk bir bıçak ile geliyor.
kendime fazla acımıyorum, yani herkese acıdığımdan daha fazla değil. kimse harika yaşamıyor. işte bu absürt durumda birbirimize destek olmaya çalışıyorum. var olmaya, hayata tutunmaya. sevmeye. ama dışarıda kalıyorum. istenmiyorum.
bu vücuda ve bu dünyaya sıkıştım. sevgi arıyorum. devam etmekten başka bir yol da bulamıyorum, geri dönemiyorum. umudum şu, bazen talih insanın karşısına güzellikler çıkarabiliyor.
sanırım ben öldüm, geçen sene bir yerde, her şey artık kritik noktayı geçti. içimdeki bi şeyler yıkıldı ve, artık, rahatım. mutluyum, ve, ölüyüm.