Anlatsam şu derdimi
Küçücük çocuklara
Baya' gülerler ama
Olsun, belki iyi gelir
seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from China

seen from United States

seen from United Kingdom
seen from United States
seen from United States
seen from China
seen from United States
seen from United States

seen from Malaysia
seen from United States
seen from China
seen from Russia
seen from Argentina

seen from T1
seen from United States

seen from Russia
seen from Russia
Anlatsam şu derdimi
Küçücük çocuklara
Baya' gülerler ama
Olsun, belki iyi gelir

Anya is live and ready to show you everything. Watch her strip, dance, and perform exclusive shows just for you. Interact in real-time and make your fantasies come true.
Free to watch • No registration required • HD streaming
Zıttınla terbiye olur,
Benzediğinle kavuşurmuşşun.
Şimdi nasıl çiçek açtığımı da asla anlayamayacaklar.
Bir kez kendini bulmuş olan kişinin bu yeryüzünde yitirecek bir şeyi yoktur artık.
Ama bişey var ki
İnsan insanı hep eksik bırakıyor
Ve sadece sevdiklerimiz parçalıyor yüreklerimizi
Olay üzülmemiz değil
Üzüleceğimizi bildikleri halde yapmalarıydı...
Sağımda kumar var, solumda zarlar
Karşımda sen vardın
Sana sığındım bu yangın yerinde
Dedim sen anlarsın beni
Ecza deposuydu şu vücudun
İlacından içe içe serseri oldum

Anya is live and ready to show you everything. Watch her strip, dance, and perform exclusive shows just for you. Interact in real-time and make your fantasies come true.
Free to watch • No registration required • HD streaming
Kendimi egolu sandığım bir dönemim vardı açıkcası şuan gördüklerime şapka çıkarıyorum
Kansiyah
(Konu, siyah sevmek olmayan bir yazı.)
Şu anda istesem bile görüşemeyeceğim birisi 3 sene önce bana şöyle demişti. “Kolunu kessek kanın siyah akacak, kansiyah gibi.”
O zamanlar siyahı çok severdim, bu yüzden böyle söylemesini takmamıştım ama seneler sonra fark ettim ki o zaman ki ben ile aramda dağlar kadar fark vardı. Ama onun da söylediği gibi Kansiyah, dışarıdan bakıldığında sadece çok siyah giyinen birisi olarak görünüyordum. Yani hâlâ aynıydım.
Ve hâlâ bir mağazada güzel bir elbise gördüğümde “Siyahı var mıdır acaba?”, kırtasiyeye girdiğimde “Siyah tükenmez kalemler ne tarafta?”, sırf saçlarımdan dolayı mavi alınmış hediyelere baktığımda “Acaba siyahı yok muydu?”, gösteride beyaz giyileceği zaman “Ben siyah giysem olur mu?” diye sormadan ve düşünmeden edemiyorum. Çünkü hep siyah rengini sevmenin insanları rahatsız etmeyeceğini ve insanın kişiliğinin renkli olduktan sonra bunun bir öneminin kalmayacağını düşünürdüm. Ama sanırım öyle değilmiş.
Çünkü tepkiler hep şöyle olurdu. Yine cenaze kombini, baban gibi giyinme, yaşıtların renkli renkliler, daha fazla siyah giyinirsen tenin de siyah olacak…
Sonra Kansiyah kelimesi gelmeye başladı sürekli aklıma. Ve bunu yanlışlıkla da olsa yazılarımda kullandım. Attığım notlarda, yazdığım bölümün başlığında… Fakat anlamını sonra öğrendim, o kişinin önceden kaydetmiş olduğu bir ses kayıdından.
“Bizim ailedekiler siyaha çok benziyordu. Çok iyi insanlardı ama dışarıdan bakınca samimiyetsiz görünüyorlardı. Birbirlerini hep mukayese ederlerdi, hangimiz daha kötü görünüyoruz derlerdi. Hatta sokakta sürekli hırlayan siyah bir kedi vardı. O kadar söylenmeme rağmen içeri aldılar onu. Kedi aslında o kadar tatlıymış ki beraber uyuyorduk geceleri. Adını Kansiyah koymuştuk.”
Kansiyah derler, “Seni seviyorum.” cümlesini söyleyemeyenlere. Kansiyah derler, kelimelerden kaçmayı bilmeyenlere. Kansiyah derler, sır sandığı gibi görülenlere. Kansiyah derler. Git desek bile kalmayı seçenlere. Yani ya aptallara ya da akıllılara. Kısacası göründüğü gibi olmayanlara, kötü sanılsada iyi olmaktan vazgeçmeyenlere.
Kısacası; konu ne siyah giyinmek ne de siyahı çok sevmek. Konu, insanların görünüşten yargılama huyunu yıllar geçse de asla değiştirememek. Ve bu yüzden insanları zor durumda bırakmak.
Siyah gibi (Samimiyetsiz görünmek), pembe gibi (Tatlı konuşmak), sarı gibi (Enerjik olmak), gri gibi (Her şeye karşı nötr olmak, somurtmak)…
Siyah gibi olanları yargılamaktan vazgeçin, belki onlar sizden daha renklidir.
Bir insan doğduğu andan beri hep suçlanır mı? Hep haksız görünür mü? Ne ailesi bilir, ne sevgilisi ne de arkadaşları. Hepsi ona yüklenir mi? Yetmez mi? Doğru yapsan da, doğru konuşsan da haksız bilinmek yetmez mi? Bizdeki de can değil mi? Sevilmek, anlaşılmak istemek çok mu şey? Hak etmiyor muyuz? Nereye kadar sürecek bu böyle? Son nefesimize kadar mı?