Küçük bir kız çocuğu korkmamalı.
Lint Roller? I Barely Know Her

JVL
2025 on Tumblr: Trends That Defined the Year
Three Goblin Art

@theartofmadeline
Misplaced Lens Cap

JBB: An Artblog!
wallacepolsom
todays bird
Xuebing Du
One Nice Bug Per Day
Sweet Seals For You, Always

tannertan36
"I'm Dorothy Gale from Kansas"

Kaledo Art

Andulka
he wasn't even looking at me and he found me
trying on a metaphor
Jules of Nature
seen from United States

seen from United States
seen from United States

seen from United States
seen from United States
seen from United States

seen from Canada
seen from United States
seen from United States

seen from United Arab Emirates
seen from Germany

seen from Mexico

seen from Australia
seen from T1

seen from United States
seen from United States

seen from Canada

seen from United States

seen from Singapore

seen from United States
@saudadesue
Küçük bir kız çocuğu korkmamalı.

Anya is live and ready to show you everything. Watch her strip, dance, and perform exclusive shows just for you. Interact in real-time and make your fantasies come true.
Free to watch • No registration required • HD streaming
Gözlerimi kapatıyorum, sadece onu biraz daha hissetmek için... Anında doluyor gözlerim. Uzun süredir üzerini sıkıca örttüğüm o benliğim, hala orada. Hiç kaybolmamış olması kalbime dokunuyor. Eskiden yaşattığım o kızı, o dünyası kendine yeten beni özlemişim. Şimdi sadece onu geri istiyorum; çünkü o benim tek gerçek sığınağım biliyorum.
Bir şeyler var ama hiçbir şey yok ..
Çürüyor bedenim,
Ve ben onu ayakta tutabilecek bir ruha sahip değilim.
Gitmem gereken, çalmam gereken kapılar;
Geriye değil ileriye atmam gereken adımlar var.
Mevsimler beni eline almış, fark ediyorum.
Zihnim bir kargaşa içinde, huzursuzum.
Çok mu nazlıyım bu yaşam için,
Yoksa çok mu yalnız bırakılmışım sessiz olduğum için?
Görmezden gelinmek mi bu,
Yoksa bir ses vermemiş olmanın yankısı mı?
Kim sebep oldu bana?
Kim sebep oldu bütün bunlara?
Yoksa hepsi, ben kendi gürültümde susarken mi tesir etti?
Benim içime oturuyor birini kırınca
İster sevdiğim tanıdığım ,ister yedi kat yabancının
Ben hep kırdıklarıma bakmışım
Oysa ne çok kırılmışım farketmeden
Kendi kırıklarımın üstüne basarak başkalarına merhem olmaktan yoruldum
Tabi ki kimse zorlamadı beni buna
Sebebi neydi, ne değildi, artık üstüne düşmüyorum
Bilmek de istemiyorum
Bazen kaçmak ,kendini kurtarmak
En doğru olanı
Biliyorum, savaşamadığım her şeyden uzaklaşmalıyım
Ama ağlamaktan kaçamıyorum
Gözlerimden dökülen yaşları hissetmeyi engelleyemiyorum işte
İçime akıtacak kadar sahte olamıyorum

Anya is live and ready to show you everything. Watch her strip, dance, and perform exclusive shows just for you. Interact in real-time and make your fantasies come true.
Free to watch • No registration required • HD streaming
"Kimim ben ? " sorusu bir an saçma gelmeye başladı. Kim olduğunu başkasından öğrenmeyi düşünüyorsan , sorudaki merak ettiğin kişi başkalarının koyduğu kalıplardan oluşan o kişidir .
Ama eğer asıl olan seni arıyorsan "sen" sensin. Herhangi birinin gördüğü kadar değilsin. Ve önemli olan da o olmadı hiçbir zaman.
İçim yine aşkla doldu,
Salak saçma gülümsüyorum boşluğa.
Seni izliyorum elimdeki birkaç kayıttan;
Gülümsemen her şeyi durduruyor bir an.
Neden bu kadar seviyorum?
Gitgide böyle artarak mı ilerleyecek bu?
Korkuyorum da;
Çok seversem kaybolursun diye...
Ama seni bu kadar sevme fikrinden vazgeçirmiyor bu korku bile.
Sana olan sevgim, seni kaybetme kaygımdan çok daha ağır basıyor.
İnsan, ulaşamadıkça bir şeyi daha değerli bulur.
Hep istediği o şeye ulaştığında ise “Bu kadar kolay olmamalıydı,” der.
“Burada bir hata olmalı… Ya yanlış şeye ulaştıysam? Ya daha iyisi varsa?” diye düşünmeye başlar.
Oysa elindeki şey, belki de hep ulaşmak istediğinin bile ötesinde;
bir hayal değil, bir ihtimal değil, gerçekten olan bir şeydir.
Ve bununla sadece huzur bulup mutlu olması, şükretmesi gerekirken,
neden hâlâ doyumsuz bir şekilde daha fazlasını ister?
Neden mutlu olmayı ve istediklerine sahip olmayı zihninde bu kadar imkânsızlaştırır?
Belki de bu, insanın kendine sürekli yeni bir amaç yaratma ihtiyacındandır.
Çünkü zihin hep bir sonraki hedefi arar.
Ulaştığında boşluk hisseder, bu yüzden değersiz sanır.
Ama aslında sorun, ulaştığın şeyin değersiz olması değil,
ona neden değer verdiğini hiç sorgulamamandır.
Şunu örnek alabiliriz:
Bir bebeğin önüne ilgisini çekecek bir obje koyarsın.
Onun tek çabası ona ulaşmak olur.
Belki ne olduğundan bile habersizdir.
Birileri ona, onu istemesi gerektiğini hissettirmiştir.
Kendi tercihi değildir belki de.
Ulaşır.
Sonra daha uzağa başka bir şey konur.
Elindekini bırakır, ona ulaşmak ister.
Bilinmeyenin verdiği merak ve heyecan…
Aslında hangisini istediğini başta bilmiyordu.
Belki ilk obje, belki ikinci onu mutlu etti; ya da hiçbiri.
Belki de biz de böyleyiz.
İsteklerimizin bir kısmı bize ait değil, bize öğretilmiş.
Ama insan fark ettikçe, gerçekten ne istediğini seçebilir.
Belki de bir şeye ulaşmayı tek başına zafer saymamalıyız.
Ulaşmak bir başarı olabilir, ama asıl önemli olan,
ulaştığın şeyin gerçekten senin isteğin olup olmadığıdır.
Çünkü değerli olan şey,
sadece ulaştığın değil,
neden ulaştığındır.
İnsan hissettiğine mi inanmalı, ona söylenene mi?
His, öylece vuku bulan bir şey değil benim fikrimce. O his içimize düşmeden önce bir yoldan geçer. Biz öylece içimize doğdu sanırız genellikle. Bir yandan da bu insanı tatmin eder; "Bak ben hissettim," deme fırsatı tanır. Aslında içimize doğan şey bir sürü veriden oluşur. Gördüklerimiz, duyduklarımız, gözlemlediklerimiz... Hepsi bir araya gelir ve olasılığı yüksek olan bir fikre kapılırız. Ancak bu süreçte bir risk de vardır: His, bilgilerden gelse bile onu kendi zihnimizle manipüle edebiliyoruz. Korkularımız ya da beklentilerimiz, o saf veri akışını kendi istediği yöne çekebiliyor.
Her ne kadar mantığını kullandığını söyleyen kişiler olsa da insan duygusal bir varlık. Mantıklı insanlar hissetmiyor değil; sadece hislerin onları etkilemesini tercih etmiyorlar. Ben hislerime çok inanırım. O kadar fazla ki bazen deli olduğumu bile düşünürüm. Kapılıyorum, bana doğruyu hislerim gösterir zannediyorum. Ama bu bazen bana zarar veriyor. Bu kadar çok hissetmek ve inanmak istemiyorum bazen. Bazen de her şeye rağmen hissetmek istiyorum.
Asıl mantıklı olan "hismiş" gibi geliyor; çünkü birçok bilgiden ortaya çıkıyor. Tek bir şeye körü körüne inanmaktansa, her şeyi analiz edip hissediyoruz. Tam bu noktada, eğer his ve söylenen şey çelişiyorsa, orada bir sorun olduğunu ya da bunu bir işaret olarak almak gerektiğini fark ediyorum. Söylenenler ve hissedilenler arasındaki o uçurum, aslında en büyük pusulamız haline geliyor.
Bunu bağlayacağım bir nokta yok. Sadece düşünüyorum. Düşünürken yazmayı seviyorum.
Aşk, ne kadar insan varsa o kadar anlama sahip ve her aşık olduğumuz kişide farklı sirayet ediyor. Hayatın anlamını da buna benzetiyorum; biri için bir kediye su vermek, diğeri için kariyerinde başarılı olmak, bir diğeri içinse dinini yaşamak... Benliğimiz aynı kalsa bile dönem dönem anlam değişiyor.
Ama şu soru var aklımda: Gerçekten bu kadar özgür mü bu iki kavram? Her şeye anlam yükleyerek aynı zamanda her şeyi anlamsızlaştırıyor muyuz? Eğer aşk tek bir kişiye duyuluyorsa ya da hayatın anlamı tek bir amaca dayanıyorsa; bizim amaç edindiklerimiz asıl olana ulaşmaya çalışırken oyalandıklarımız mı?
Korkuyor muyuz ulaşamamaktan? Yoksa her ulaştığımız sonucun bir süre sonra yetersiz kalması, aslında o 'asıl' olana hâlâ dokunamadığımızın bir kanıtı mı?

Anya is live and ready to show you everything. Watch her strip, dance, and perform exclusive shows just for you. Interact in real-time and make your fantasies come true.
Free to watch • No registration required • HD streaming
Karanlık bir odada hapsoldum ve odayı terk etmek için bedenimi hareket ettirmem yeterli. Ardımda kalan ruhumu ikna etmeye çalışmakla vakit kaybedemem. Hareket ettiğimde o da tıpış tıpış arkamdan gelicek.
Unuttum yine
Günlüğümü doldurmayı önce
Sonra kendime çay doldururken farkettim
Melisa çayı almıştım geçenlerde
Onu da unuttum birkaç gündür
Sonra oturdum düşündüm
Daha neleri unuttum ben
Silmişim her şeyi
Bazı şeyler aklıma gelmiyor değil
Ama unutmak istiyorum onları da
Aslında hatırlamıyorum tam olarak
Ama hissediyorum
Hissetmeyi de unutabilsem keşke
Hem çok ilerleyip hem de bu kadar başında olmak... Bu tuhaf hissin bir adı olmalı.
Uzun süre kendime kapalıydım. Hayat akıyordu, ben duruyordum. İçimde biriken şeyler vardı ama hiçbiri yaşanmıyordu.
Doluluk sandığım şey, temas edilmemiş bir ağırlıktı. Bu yüzden hiçbir şey başlamıyordu. Çünkü ben başlamıyordum. Her şey açılmayan ,içine girilmeyen kapının önünde birikmişti.
Sonra bir yerden çatladı. Büyük bir sesle değil, geri dönüşsüz bir şekilde. Şimdi içimde boşluk var. Ama bu boşluk hareket edebiliyor. Hafifim. Ve ilk defa hayatın içindeyim.
Acelem yok.
Kendi zamanımdayım.
Hayat çok yıpratıcı değil mi ? İçine karışsan gürültüden,uzak dursan sessizlikten sağır oluyorsun.Hep bir şey fazla geliyor sanki; içte bir sıkıntı,kalpte bir sancı..
Duyulmadığını bildiğin çığlıklar ulaşıyor içinden bir yerden kulağına. Yaşamak istiyorsun sadece.. Ama işte yaşamak demek; sadece süslü, neşe dolu, içini ferahlatan anlarla son bulmuyor. Bazan göğüste bir sıkışma,belki de gözde bir yaş eşlik ediyor.
Tam olarak iğneden geçmeyen bir ip gibi zorluyorsun,belki inat ediyorsun ama her denemede takılıyor. Ama sen yine de vazgeçemiyorsun.

Anya is live and ready to show you everything. Watch her strip, dance, and perform exclusive shows just for you. Interact in real-time and make your fantasies come true.
Free to watch • No registration required • HD streaming
Hayat insana öğretiyor,
Gülmeyi ağlamayı..
Sevmeyi sevilmeyi..
Bir de..
Unutmayı
Ama en çok da;
Eksilerek çoğalmayı
Ve her defasında
Başkasına değil, kendine varmayı.
Sevdiğim herkes uyumaya gitmiş,
ve ben misafir odasında kalmışım gibi bir his.