Kadınla erkeğin farkını özetleyen bi düet olmuş kadın ısrarla sen orda yoksun derken erkek yine bahaneleri ardı ardına sıralıyor..

seen from Türkiye
seen from United States
seen from United States
seen from Türkiye

seen from Türkiye
seen from South Africa
seen from United States
seen from T1
seen from United States

seen from Brazil
seen from China
seen from United States
seen from United States
seen from United Kingdom
seen from United States

seen from United States

seen from United States
seen from United States
seen from United States

seen from United States
Kadınla erkeğin farkını özetleyen bi düet olmuş kadın ısrarla sen orda yoksun derken erkek yine bahaneleri ardı ardına sıralıyor..

Anya is live and ready to show you everything. Watch her strip, dance, and perform exclusive shows just for you. Interact in real-time and make your fantasies come true.
Free to watch • No registration required • HD streaming
Öğleden sonra başlayan yağmur akşama kadar dinmedi. Ben de dinmesini beklemekten vazgeçtim, koltuğu pencerenin önüne çektim ve oturdum. Elimde soğumaya yüz tutmuş bir bardak çay vardı, ama içmeyi unutmuştum. Camın dışında damlalar birbirini kovalıyordu. Bir tanesi yukarıda duruyor, sonra ansızın karar veriyormuş gibi aşağı doğru süzülüyor, yolda başka damlaları da yanına alıyordu. Onları seyretmek insanı tuhaf bir sükûnete çekiyordu. Sanki her damlanın bir acelesi, bir gideceği yer vardı da ben yalnızca kenarda durup onlara bakıyordum. Sokak lambası yeni yanmıştı. Islak asfalt bu ışığı geri veriyor, karşı binanın önü sarı bir aynaya dönüşüyordu. Aşağıda bir adam şemsiyesini açmaya çalışıyor, rüzgâr izin vermeyince yarı koşarak köşeyi dönüyordu. Onu izlerken gülümsedim. Bir zamanlar ben de öyle koştururdum, yağmura yenilmemek için.
Ayşe'yi düşündüm. Böyle akşamlarda hep aklıma gelir. O yağmuru severdi, ben ise ondan kaçardım. Beni zorla dışarı çıkarır, ıslanmanın da bir keyfi olduğunu söylerdi. İnanmazdım, ama onunla yürürken inanmış gibi yapardım. Şimdi anlıyorum ki mesele yağmur değildi, onunla olmaktı. Camdaki buğuyu avucumla sildim. Parmak izlerim kaldı, ardından yavaşça yeniden buğulandı. İnsan hafızası da böyle bir şey galiba. Silersin, bir an berraklaşır, sonra sıcaklıkla üstü yeniden örtülür.
Çaydan bir yudum aldım, iyice soğumuştu. Ama kalkıp yenisini yapmaya üşendim. Bu hâlimden hoşnuttum aslında. Dışarıda hayat ıslanıyor, telaşla oradan oraya koşuyordu; ben ise burada, kuru ve sessiz bir köşede, geçmişimle baş başa oturuyordum. Yağmur biraz hafifledi. Damlalar seyrekleşti, cam yavaş yavaş temizlendi. Sokak yeniden berraklaşınca kalkmam gerektiğini düşündüm, ama kalkmadım. Bazı akşamlar insana yalnızca bakmak yeter. Bir cam, biraz yağmur ve hatırlamaya değer bir yüz. Fazlasına ihtiyaç duymadan öylece oturdum, gökyüzü kararana kadar.
Saçma sapan insanlarla uğraşmak zorunda mıyım ?
Cin olmadan adam çarpıyorlar
Unutmayın ki ben Kova Kadınıyım Zekamdan asla Ödün vermem..
yağmuru özlemişim

Anya is live and ready to show you everything. Watch her strip, dance, and perform exclusive shows just for you. Interact in real-time and make your fantasies come true.
Free to watch • No registration required • HD streaming
Metronun içi tıklım tıklımdı. Sabahın o soğuk saatinde herkes birbirine yaslanmıştı, ama kimse kimseye bakmıyordu. Ben de öyleydim; elimde tutunacak bir demir bile bulamadan yabancıların omuzları arasına sıkışmıştım. Tam karşımda genç bir adam telefonuna bakıyor, yanındaki kadın gözlerini yummuş, kafasını cama dayamıştı. Bir çocuk annesinin eteğine yapışmış, korkuyla etrafı süzüyordu. Hepimiz aynı vagonda, aynı yöne gidiyorduk; yine de her birimiz sanki kendi adasında yaşıyordu.
O sabah aklıma yıllar önce ölen babam geldi. Kalabalıkta böyle sıkıştığımda hep onu düşünürdüm. Bana, insanın en çok başkalarının arasındayken yalnız kaldığını söylerdi. Küçükken bu sözün ne demek olduğunu anlamazdım. Şimdi anlıyordum. Yüzlerce insanın nefesini duyabiliyor, ama içimdeki sessizliği bölecek tek bir ses bulamıyordum. Metro bir istasyonda durdu. Kapılar açıldı, birkaç kişi indi, yenileri bindi. Yüzler değişiyor, ama boşluk aynı kalıyordu.
Kaç yıldır aynı hatta gidip geliyordum. Aynı reklam panoları, aynı yorgun bakışlar. Bazen düşünürdüm; bu insanların hepsinin belki bir evi, bir sofrası, kendisini bekleyen biri vardı. Peki beni bekleyen var mıydı? Cebimden telefonu çıkardım, rehberi açtım. Ekranda onlarca isim vardı. Yine de arayıp hiçbir şey demeden sesini duymak isteyeceğim biri yoktu. İnsanın bu kadar çok kişi tanıyıp da nasıl bu kadar yalnız kaldığını hep merak etmişimdir.
İneceğim durak yaklaşırken kalabalığı yararak kapıya doğru ilerledim. Tam o sırada yaşlı bir kadın dengesini kaybetti, koluna tutundum. Bana baktı, gülümsedi. "Teşekkür ederim evladım." dedi. O kadar basit bir andı ki içimdeki o soğuk düğüm bir an gevşedi. Belki de yalnızlık, kalabalığın çokluğundan değil, birbirimize bakmayı unutmamızdan geliyordu. İndim; peronun ışığına doğru yürürken kararımı verdim. Eve gidince annemi arayacaktım, sadece sesini duymak için.
Kimsenin omzuna başımı
koymadım ama sırtım duvarın
soğunu çok yedi…
...yürüyebilseydik birlikte hayat denilen bu yolu. Birinin, “yaslan bana dostum eğer yorulduysan” deyip, diğerinin “seni yanımda hissetmek bana yetiyor...” dediği iki yolcu. Ama hayır. Bize öğrettiğin yol dar bir yol, iki kişinin yan yana yürüyemeyeceği kadar dar.
Dar Kapı, André Gide