Çorap cekmecem tüm anılarımla dolu; renkli,siyah beyaz ve solmuş anılarla.Bende bilirdim herkez gibi yastık altı düşlerimin arasında anılarımı saklamayı ama yakıştıramadım şimdilerime. Ya da mavi kitaplığımda ki raf aralarına sığdırabilirdim ama yaşamadığım hayatların karakterlerine konduramadım kendi hayatımı. Hem en yakınımda olsunlar hem de gözucu uzaklığında bulunsunlar edasıydı bu belkide. Sonuçta sadece işe gider ayaklarımda bir açıp kapatmalarım ile açılan bir çekmece.Hem benden başka kim çoraplarımı kurcalamak isterdi ki. Üstelik yalnız çoraplar için kocaman beyaz bir kare, boşluklara ne gerek var hayatta. Her sabah açtığımda çekmecemi farklı farklı duygularım denk geliyor gözlerimin ferine; gülmelerim,ağlamalarım,eskilerime yazılmış yanık satır aralarım,ilk aşkım,annemin gençliği ve çocukluğum...Bazı sabah kah kavruluyorym yalın ayak vaziyette, bazense sımsıcak oluyor parmak uçlarım.Arada es veriyor beynim; ihtiyacım yokken bir akşam vakti o dünyamı kurcalarken buluyorum kendimi.Abimin küçüklüğümde annem ile babam evde değilken ağlamayayım diye yaptığı o çoraptan kukla bile aralarında. O da benimle yaşlanmış sanki. Göz olarak yaptığı düğmelerden biri firari, artık suskun; tükenmiş güldürmekten çocuk yüzümü... Hayallerimden kalma çok güzel şeyler olarak lugatımda kalmışları da oraya tıkmışım, beceriksizce katlanmışlar düğüm düğüm...Üzerimde bıraktığı toz bulutları ile geçip giden yalnızlıklarım, satır satır parmak aralarımda iz bırakmışlar. Şuanlarda kimsesiz kalmış aşklarım göz kırpıyor aradan,silik silik. Belki aralarında haketmiş olanlar için yanmış sigara izmaritlerim kaç saniyede kor olmuştu her biri kim bilir. Hiç unutamadığım bir silüette kafa uzatıyor bir boşlukta.En iyi anılarıma hatırasıyla nokta koyan silüet. Bitmemiş,yok olmamış hala orada bana dönük ama dokunulmaz. Sadece hikayesi eskimiş.Belki de ben bitmesine izin vermemişimdir hafızamda.Siz hiç gözlerinize kimsesizliği resmetmiş miydiniz? Yunusların denizlerde ki yabancılığı kadar garip kalmışım yeryüzünde. Kendi kendine saçlarını okşamış bir kız çocuğu büyütmüşüm ellerimle. Belki de ondandır yarım kalmış her sevdama dokunan sözlerim.Bazen en aşağılık küfürleri diline sus etmiş bir serseri çocuk olmuşum. Görüyorum ki en delikanlı arkadaşlıkları da böyle edinmişim geçtiğim yollardan. En büyük acılarım çekilin siz o boşluklardan, hatırama değmeyin bu zamanlarda. Ne olmuş yani mezelik olmuşsa kalbin ders aralarında. Sevilmeyi bilmeyen bir kuş kadar yegane ve hürdün hep. Tecavüz edilmişse en güzel aşkına, çocukluğuna ne olmuş, büyümedin mi gene.O acı hatıradan bir duble rakı ile ziftini içtiğin sigarayı ezerken devam etmedin mi yoluna. Bırak bu kendine yara izi yaptığın boş sayfaları şimdi. Karıştırmaya devam et çekmeceyi, çorap diyip geçme. En köhne yerde parlayan bir hatıra vardır elbette.