seen from Malaysia
seen from Thailand

seen from Brazil

seen from United States
seen from United Kingdom
seen from Türkiye

seen from United States

seen from Türkiye

seen from Maldives
seen from Singapore
seen from Vietnam
seen from Brazil

seen from Algeria
seen from United Kingdom
seen from Russia

seen from Malaysia
seen from South Korea

seen from Canada
seen from Brazil
seen from Belgium

Anya is live and ready to show you everything. Watch her strip, dance, and perform exclusive shows just for you. Interact in real-time and make your fantasies come true.
Free to watch • No registration required • HD streaming
İnsan gayesidir “anlaşılmak”.
Hayatta tam olarak ne istediğimizi bilmiyorsak veya isteklerimizin temelinde yanıltıcı ve olumsuz duygu durumları varsa, bunlara ulaşmış olmamız bizi hiç bir zaman tam bir tatmin duygusuna eriştirmeyebilir. Bu da huzursuzluk ve mutsuzluğu sürekli bir biçimde gerçek kılacaktır.
https://www.acelyakule.com/post/i̇steklerinin-temelinde-ne-var
Demek kalb, ebedü'l-âbâda müteveccih açılmış bir penceredir. Bu fâni dünyaya razı değildir.
ﺍَﻟﺎَ ﺑِﺬِﻛْﺮِ ﺍﻟﻠّٰﻪِ ﺗَﻄْﻤَﺌِﻦُّ ﺍﻟْﻘُﻠُﻮﺏُ
(Ra'd - 28)
Her müşkilât, Onun kudretiyle hallolur. Ve açılmaz düğümler, Onun iradesiyle açılır. Ve kalbler Onun zikriyle mutmain olur.
Mesnevi-i Nuriye
Sormadan paylaşabilirsiniz.

Anya is live and ready to show you everything. Watch her strip, dance, and perform exclusive shows just for you. Interact in real-time and make your fantasies come true.
Free to watch • No registration required • HD streaming
Boşuna uğraşma, uğraşlarla boğma kendini. Kimse'nin istediği gibi olamazsın, kimseyi aynı anda tatmin edemezsin; Ki! etmemelisin de. Senden daha değerli olmamalı kimse.. Çünkü sen kendini feda ettikçe - gururunu, hayallerini, sevgini, mutluluğunu- doymayacaklar, asla tatmin olmayacaklar...
hayallerim-vazgecti
Ötekisiz mutluluk yok
İnsan bir şekilde 'işe yaradığını' hissettikçe kaderin de razı oluyor. Hayatın içinde varolduğu yerle ilgili şekvaları azalıyor. Ötekisiz mutluluk yok. Yani, kanaatimce, mesele nasıl varolduğumuz ile ilgili değil. Çok fakir olmamızla, çok çirkin olmamızla, çok eksik olmamızla, çok geride başladığımızı düşünmemizle ilgili değil. Ya? Başladığımız yerin ilerisine gidip gidemediğimizle ilgili problem. Eğer bir insan, hayata başladığı yer neresi olursa olsun, ileriye doğru gittiğini, mesafe aldığını, işgal ettiği yerin hikmetli olduğunu, daha doğrusu işgal olmadığını, varoluşuyla büyük resimde epeyce bir işe yaradığını düşünürse, bahtının maruz bıraktığı yoksunluklardan bağımsız olarak, mutlu oluyor. Evet. Düpedüz bu böyle... Varlığında tatmin bulan hayatlarda bu var. Ve içindeki tatminsizliği bastıramayanlarda da aynı hakikatin izleri görülüyor. Ben bu açıdan tevhidin çok önemli bir fonksiyon gördüğünü düşünüyorum kalbimizde. Eğer hakkı verilebilse. Çünkü tevhid, tuttuğumuz/tutunduğumuz yerden bağımsız olarak, resmin içinde birşey olduğumuzu söylüyor. Tek değiliz. Bağımsız değiliz. Ada değiliz. Hayatımızdaki herşeyle birşeyiz. Şeyliğimiz herşeyle 'şey.' Lokman sûresindeki "Sizin yaratılıp diriltilmeniz tekbir kişinin yaratılıp diriltilmesi gibidir!" manasını mürşidimin tefsir edişi gibi, herşey herşeysiz olmadığı gibi, birşey herşeysiz de olmaz. Bir elma için bütün âlemler gerekir. Sivrisineğin gözü için güneş gerekir. Pirenin midesi için manzume-i şems gerekir. Benim bu satırları yazabilmem için bütün bir evren gerekir. Çünkü parça parça görünür olanlar da aslında ilk 'kün/ol' emrinin devamı olarak vücuda gelmektedir. Belki bütünü tek bir sistemli (biz ona kader diyoruz) eylemdir. Fakat yaşarken biz onları parça parça müşahade ederiz. O da bizim sınırlılığımızdan kaynaklanan birşeydir. Benim Ahmed olarak varlık sahasına çıkmam, Hz. Âdem-Havva'dan tutunuz ebeveynime kadar, nasıl bütün bir atalar silsilesine bağlıysa, fiilerimin herbirisi de böylesi bir silsileye bağlı. İlk nefes alan ben değilim. İlk varolan ben değilim. İlk hayal kuran ben değilim. Hep bir bütünün parçası olarak vücuda geliyor şeyler. Parçalardan önce bütünler varoluyor. Yerçekimi kanun olmadan göğe atılan hiçbirşey yere düşmüyor. Biz keşfederken fiile bakıp kanunu okuyoruz ama onların varoluşu kesinlikle bu sıraya göre değil. Bütünün olmadığı yerde, ona dokunmuş, hem onu oluşturmuş hem ondan oluşmuş, fertlerden bahsedilemez. Fatiha'nın 'hamd'ı âlemler Rabbi olan Allah'a bağlaması, yani 'Elhamdülillahirabbilâlemîn' demesi, bu açıdan da öğretici. Hamd, yani övgü, parçaların sahiplerine gidemez. Teşekkür önce bütünlüğün sahibinin hakkıdır. Eğer şeylerin birbirinden bağımsız adacıklar olduğunu düşünmüyorsak, ki tevhide imanımız bize böyle olmadığını düşündürüyor, o halde fotoğraftaki hiçbir güzellik için piksellere teşekkür edemeyiz. Övgüler dosdoğru tüm piksellerin sahibine gider. Bu iki açıdan önemli birşeydir. Birincisi: Varlığımız bütünsel bir anlam kazanır. Hayatın kenar-köşe, ufak-tefek, detay-önemsiz hiçbir parçası kalmaz. Fotoğraf her inceliğiyle beraber varolur. Öyle ya. Kendi tuttuğumuz yerden razılığımız, yalnız ona bakarak, her zaman mümkün olmaz. Ya? Kendimize bakışımız kendimizden aşkın bir bütüne doğru olursa bahtımızdan razı oluruz. Ben bu satırları yazan adam olarak kendimi 'bir işe yaramış' olarak göremem sadece. Çünkü fanidirler. Fakat bu yazının içinde size Allah'ı anlatabilmişsem, bütüne dair birşeyler söyleyebilmişsem, herşeyi işiten ve bilen Allah'tan gayrı hiçkimse şahit olmayacak olsa bile yazdıklarıma, işe yaradım demektir. Çünkü 'bütüne dair' oldum demektir. Ve hayatın hiçbir köşesinde parçaların bundan aşkın bir amacı yok. Diğer amaçlar sahte. Tuğlanın hiçbir amacı 'bina yapmaktan' büyük olamaz. Binası olmayan tuğla geleceğe kalamaz. Zariyat sûresinde, "İnsanları ve cinleri ancak bana ibadet etsinler diye yarattım!" buyuran Cenab-ı Hak, bir açıdan da yüzlerimizi parçamızdan alıp bütüne çevirmez mi? Evet. Aynen. Ayakkabı boyacısı olabilirsin. Cumhurbaşkanı olabilirsin. Doğuştan engelli(!) olabilirsin veya üstün yetenekli doğduğunu düşünebilirsin. Bunlardan hiçbirisi doğrudan bütünle ilgili değil. Bütüne ulaşabilecek şey, eylemlerden önce, niyetler. Tıpkı Kur'an'da, kurbanların etlerinin/kanlarının değil, takvaların Allah'a ulaştığının haber verilmesi gibi. İhlas ile eylediğinde ancak kendinden aşkın olabilirsin. Ve kendinden ibaret kaldıktan sonra en büyük parçayı da tutsan geçip gidicisin. Bir orkestrayla uyumlu çalamadıktan sonra davula ne şiddette vurduğun önemli değil. Abartma kendini. Sonsuza dek söylenecek şarkılar çıkmaz senden. Yani, arkadaşım, özetle şunu demek istiyorum: Tevhidde bir eşitlik var. Hayatın neresinde varolursak olalım, insanlar bizim ne kadar işe yaradığımızı düşünürlerse düşünsünler, kapitalist sistem bizi kendisi için ne kadar işe yarar görürse görsün, aslında ne kadar işe yaradığımızı söyleyen şey: Bütüne bakan yüzümüz. Ölüm bize eriştiği zaman sultan ile köylüsü arasında parçasal hiçbir fark kalmıyor. Hatta, eğer köylü bütünün amacına daha adanmışsa, sultanı geçmiş olabilir. Padişahını çok az kişi hatırlar fakat Yunus Emre'yi herkes biliyor olabilir. Ve, yaşarken de bunun farkında olursa, daha yaşarken sultanın sahip olmadığı lezzetlere erebilir. İkincisi: Kaderimizden razı olmamız ancak kadere iman etmemizle mümkün. Büyük bir resmin varlığına, bilindiğine, takdir edildiğine, seçildiğine, irade edildiğine, yaratıldığına ve bu resmin ressamının ressamların en büyüğü, en güzeli, en sanatkârı, en hikmetlisi olduğuna iman etmediğimiz sürece resimde tuttuğumuz yerler bizi tatmin etmeyecek. Hep bir 'daha fazlası/başkası' olacak. Çünkü şeyler yalnız kendi başlarına 'şey'ler olacaklar. Herşeyle birşey olmayacaklar. Halbuki demiştik: Herşey için herşey gerekir. Herşey için her 'şey' gerekir. O halde herşey için bir 'şey' de gerekir. Tıpkı birşey için herşey gerektiği gibi. Evet. Bu kıvama erdiğinde, Allah ikimizi de bu hususta laftan öte kılsın, ulaşmaya çalıştığın cennetlerin annelerin ayakaltında kaldığına şaşırmayacaksın. Modern medeniyet evhanımlığını ne kadar küçük görüyor olursa olsun hem de. Bütün nasıl görüyorsa öyle olacak. Ve bütün, bütüne hizmet edeni, en büyük parçalardan bile büyük görür. Halimize bakıp sen karar ver. Ben ancak bir yazı getirebiliyorum dünyaya. O ise bir insan getirebiliyor.