"duvarları çok iyi örmüşüm, kimse giremiyor bende çıkamıyorum zaten."
seen from Ireland
seen from Germany

seen from United Kingdom

seen from Ireland

seen from United Kingdom

seen from United Kingdom
seen from Hong Kong SAR China
seen from India
seen from China

seen from Germany

seen from United States

seen from United Kingdom
seen from France
seen from United States
seen from Netherlands
seen from Vietnam
seen from Spain

seen from Russia
seen from United States
seen from United States
"duvarları çok iyi örmüşüm, kimse giremiyor bende çıkamıyorum zaten."

Anya is live and ready to show you everything. Watch her strip, dance, and perform exclusive shows just for you. Interact in real-time and make your fantasies come true.
Free to watch • No registration required • HD streaming
Balkonum da benim gibi… Sessiz. Kuytu bir köşe olmuş gecenin içinde. Her akşam hiçbir şey sormadan dinliyor beni. Belki de insanı en iyi, konuşmayan yerler anlıyor. Gündüzün telaşında kendimize bile uğrayamıyoruz. İş, güç, insanlar, yetişmesi gereken zamanlar… Sonra akşam oluyor. Herkes evine dönüyor ama insan en çok kendine dönüyor. En ağır hesaplar da işte o saatlerde başlıyor.Bir çocuğun içine çektiği o kırık nefes gibi çöküyor bazı yükler yüreğime. Taş dediğin şey bazen omuzlarda değil, kalpte taşınıyormuş meğer.“Kıyamam.” diyenler kıydı. “Ölürüm.” diyenler öldürdü. İnsan en çok, inanarak sarıldığı ellerin arasında kırılıyormuş. Bunu da geç öğrendim.Sahi hayat… Bu kadar acımasız olmayı kim öğretti sana?Sonra başımı kaldırıyorum. Gökyüzü yine aynı gökyüzü. Hiçbir şey olmamış gibi mavi, hiçbir kalp kırılmamış gibi sakin. Oysa ben, ona her baktığımda içimde kopan fırtınaları görüyorum. Bazen öyle geliyor ki içimi anlatsam, şu yaz gecesi dayanamaz; önce gök gürler, sonra bütün yıldızlar sessizce ağlar.Üzerimizden geçen uçaklara takılıyor gözüm. Her biri başka bir yere gidiyor. Acaba biri bir gün beni de alır mı bu yorgunluğun içinden? Ya da en çok özlediğim insanları getirir mi bana? İnsan bazen bir biletten çok, bir mucizeye ihtiyaç duyuyor.Hayat uzun bir yolmuş gerçekten. Yoruyor… Hem de öyle böyle değil. Ama derler ya, vardığın yer güzelse bütün yorgunluk unutulur. Ben hâlâ o güzel yere inanmak istiyorum. Yorulsam da, düşsem de, içim bin parçaya ayrılsa da…Konuşmak istiyorum aslında. Saatlerce… Günlerce… İçimde yıllardır biriken ne varsa dökmek istiyorum. Ama kelimeler bile sırtını dönmüş bana. Boğazıma kadar gelen cümleler, dudaklarıma varmadan yoruluyor.Bakmayın güldüğüme. Bazı insanlar gülmeyi, ağlamaktan daha iyi öğrendi. Beni gerçekten tanıyanlar bilir; gözlerimin altındaki uykusuzluğu değil, ruhumun yorgunluğunu okurlar. Duyulmayan iç çekişlerin de sesi varmış meğer. Sadece herkese ulaşmıyormuş.İçimde tarif edemediğim bir his dolaşıyor günlerdir. Ne umut diyebiliyorum adına ne de korku. Sanki hayat, bana söylemediği bir cümleyi içinde saklıyor. Bekliyorum… Neyi beklediğimi bilmeden.Sonra şarkılara sığınıyorum. Çünkü insan bazen kendi sesine bile yabancı kalıyor. Benim sustuğumu onlar söylüyor. Benim ağlayamadığım yerde onlar ağlıyor. En çok da bu yüzden seviyorum bazı şarkıları; beni benden daha iyi tanıyorlar.Bir de şu eski mektuplar geliyor aklıma… Mürekkebi ele bulaşan, kâğıdı yıllar sonra bile aynı kokan mektuplar… Her sevdiğime bir tane yazmak istiyorum. Dijital ekranların soğukluğuyla değil; elimin titrediği satırlarla, kalbimin değdiği cümlelerle… Belki son kez “Seni çok sevdim.” diyebilmek için.Çünkü insanın yarım kalan cümleleri, bazen ömründen daha uzun sürüyor.Ve ben…Galiba en çok da yorgunum.Öyle bir yorgunluk ki bu; uyuyunca geçmiyor, ağlayınca hafiflemiyor, susunca dinmiyor.Yaşamak için çıktığım bu yolda, kimse fark etmeden, usul usul eksildim.Ben ölmedim belki…Ama yaşamak isterken, diri diri kayboldum.
Dışarıdan beni güçlü sananlar, içimde bin parçaya bölündüğümü bilmiyor. İçimde bir cenaze kalkarken, dışımda davul zurna eşliğinde düğün yapmak ne kadar zor, bilemezsiniz.
bazı insanlar vardır hayatına girdikleri anda her şeyi değiştirirler bir anda her şey daha anlamlı daha güzel daha yaşanılır olur işte sen benim için öylesin seninle her şey başka bir renk aldı sanki daha önce siyah beyaz olan dünyam bir anda en güzel renklere büründü gözlerine her baktığımda içimde tarifsiz bir huzur hissediyorum sanki her şey yolunda gibi sanki hiçbir şey beni üzemez gibi senin sesin en sevdiğim melodi gülüşün en sevdiğim manzara dokunuşun en güvenli limanımseninle geçen her anı sonsuza kadar saklamak istiyorum hafızama kazımak her kelimeni her bakışını her anını içimde taşımak istiyorum çünkü seninle her şey o kadar değerli ki sen yanımdayken zamanın nasıl geçtiğini anlamıyorum bazen dursun istiyorum her şey şu anın içinde kalalım sadece sen ve ben dünya umrumuzda olmasın sadece birbirimize bakalım birbirimizi hissedelim çünkü bu dünya üzerindeki en güzel his senin varlığın seninle hayaller kurmayı seviyorum geleceğe dair planlar yapmayı birlikte yaşlanmayı düşünüyorum bazen gözlerimi kapatıp seni hayal ediyorum yıllar sonra da böyle olacak mıyız hala elini tuttuğumda içim sıcacık olacak mı hala gözlerine her baktığımda dünyadaki en güzel manzarayı görüyor gibi hissedecek miyim biliyorum ki cevap hep evet çünkü seninle geçen hiçbir şey sıradan olamaz seninle yaşanan her şey özel ve eşsiz bu dünyada her şey değişebilir insanlar gelir gider mevsimler geçer yıllar su gibi akar ama bildiğim tek bir şey var o da seni her zaman seveceğim nasıl ve nerede olursam olayım sen benim en güzel hikayemsin benim en büyük şansım en güzel mucizem iyi ki varsın iyi ki hayatımdasın iyi ki benimlesin seni her şeyden çok seviyorum…

Anya is live and ready to show you everything. Watch her strip, dance, and perform exclusive shows just for you. Interact in real-time and make your fantasies come true.
Free to watch • No registration required • HD streaming
'ulaşabilir oluşumdan. kırgınlığıma rağmen, kabul edişlerimden. bu kez boş verebilirim diyip, boşveremediğim her şeyden ve andan nefret ediyorum.
Kaybetmek.
anlaması ve anlatması zor bir kelime.
kaybettiğini bilmemek.
Bunu ağızına alınca bile inandıramazsın kimseyi. İnsan kaybettiğini nasıl anlamaz ki? Ben onlar kaybettim diyerek kalbi ve ruhu ikna etmeye çalışmak yokluğuna alışmaktan zordur, ama emin olmadıkça bu zorluk katlanılmaz hale gelir. O araf yavaş yavaş öldürür ama sıfır noktasına gelene kadar yabancıların gülüşlerine inanmak zorunda bırakır, onların yalanlarına muhtaç bırakı, çünkü kendini inandırmaya çalışmaktan yorulursun. Bu doğru olduğuna inandığın yalanlara güvenmek zorunda kalırsın zira hayatın akışı bu. Bu sebeple hep yanındakiyle geçirdiğin ve geçireceğin zamanın kıymetini bilmelisin. Kimbilir ne zaman unutulan, kaybolan bir ruha dönüşeceksin?
Fahrenheit 451 i izledim çok iyi filmdi