Şöyle ya da böyle parçası olduğumuz döngü.
Acaba rutinler sayesinde kendimizi daha güvende hissediyor olabilir miyiz? Veya rutinler savunma mekanizmalarımızın bir parçası olabilir mi?
Düşünedurayım.
Artık daha erken evde olduğum için akşamları shiva'yı ben gezdiriyorum. Geçen gün shiva'yı gezdirmeye çıktığımda "dur bu sefer şu taraftan gidelim, değişiklik olsun" dediğimi hatırlıyorum.
sanırım 1 hafta sonra, bir haftadır "değişiklik olsun" diye diye aynı yoldan yürüdüğümüzü fark ettim.
Hayatımıza yansımasını düşündüm sonra bunun. "Farklı" olmak için yaptıklarımızı, yapmadıklarımızı, giydiklerimizi, yediklerimizi ve bunların terslerini.. Her çabamızın nihayetinde kendi çapında bir rutincik oluşturmasını.
1,5 senedir köpek baktığımız için hayatımızda farklı kavramlar var artık. Sürekli öğreniyoruz, eğitiyoruz ve eğitiliyoruz. Mesela köpekler için en iyi öğrenme yöntemlerinden bir tanesi rutin. Adamın hayatını rutine soktuğunuzda hayvan sakinleşiyor ve öğrenme sürecine geçebiliyor. Örneğin sokaktan kurtardığınız bir canlı, uzun süre sabah-akşam aynı saattlerde gezip, yemek yediğinde daha sakin tavırlar göstermesi bekleniyor. Örneğin yemek çalmayı azaltması (ve sonra bırakması), evde huzursuzluk çıkarmayı azaltması.. vb.
Rutin, onları sakinleştirdiği gibi, bizi de sakinleştiriyor gibi geliyor bana. Güven duygusu uyandırıyor içimizde.
Gelin görün ki köpekler bu rutine bir süre sonra fazlaca alışabiliyorlar. Her gün aynı yoldan yürütülen, aynı saatte yemek yiyen...vb bir köpekte davranış değişiklikleri gözlemlendiğinde ilk başvurulan yöntemlerden biri köpeği daha fazla "yormaktır".
Bunu nasıl yapıyoruz? Egzersiz yaptırmak tabii ki bir seçenek ama mental olarak yormak da çok efektif bir seçenek. Farklı bir güzergahtan yürüyerek bu sorunu çözebiliyorsunuz. Sonra tekrar eski güzergahtan -araya bazen yeni ve farklı güzergahlar sokarak- devam.
Biz de böyleyiz. Aynı yoldan işe gittiğimizde bir süre sonra etrafımızdaki reklam panolarını bile görmez oluyoruz. Böyle zamanlarda algımı zorlayacak şeyler yaparım. Farklı tarz müzik dinleyerek yürümek, farklı kaldırımdan yürümek, özellikle kafamı kaldırıp yukarılara bakarak yürümek... gibi. Ve sonuç cidden başarılı.
Akıl rutinde kendisini nasıl güvenli hissediyorsa, o güvenden, o "comfort zone"dan bir süre sonra kendiliğinden rahatsız oluyor. Bu noktada da size, kendinizi gözlemleyip, ihtiyacınıza göre kendinize cevap vermek düşüyor.
Rutine gir -> rutinden sıkıl -> farklı yol bul -> rutine dönüşsün -> rutinden sıkıl -> farklı yol bul.... böyle devam ediyor.
En "herkes gibi olmadığımızı" düşündüğümüz, en "ne kadar da farklı/dinamik" bir hayat yaşadığımızı düşündüğümüz, "Tamam, şimdi oldu!" sandığımız anda, yeniden, "yeni" bir rutine dönüşerek...
"hayatım çok monoton, her şey rutine bağlandı" diye huysuzlanma. Hayatın mekanizması zaten rutinler üzerine.
"Her şey çok belirsiz, belirsizliğe katlanamıyorum" deme, nasıl nersin? Yarın ne yaşayacağın belli mi ki? Zaten hayatın belirsizliklerle kurulu değil mi?
Rutinlerinin, belirsizliklerinin, programlarının, programsızlıklarının, monotonluğun, eğlencenin... her şeyin senin için olduğunu hatırla.
Bi' derin nefes al, yavaşça bırak, gülümse ve devam et.