"Bilmediklerimi ayaklarımın altına alsaydım başım göğe değerdi."
İmam-ı Âzam Ebu Hanife Hazretleri
~Bağdat
seen from Italy

seen from United States

seen from Indonesia

seen from Indonesia
seen from Italy
seen from United States
seen from Türkiye
seen from China

seen from Australia
seen from United Kingdom

seen from United Kingdom
seen from United States

seen from United States
seen from Türkiye
seen from Canada

seen from Malaysia
seen from United States
seen from Singapore

seen from United States
seen from Italy
"Bilmediklerimi ayaklarımın altına alsaydım başım göğe değerdi."
İmam-ı Âzam Ebu Hanife Hazretleri
~Bağdat

Anya is live and ready to show you everything. Watch her strip, dance, and perform exclusive shows just for you. Interact in real-time and make your fantasies come true.
Free to watch • No registration required • HD streaming
bu menzildeki şeyhlerin milyarlık arabalara binmelerine ne diyorsunuz sünnetle örtüşmeyen şeyler olunca soğuyorum peygamber böyle yapmadı
Şimdi bu milyarlık arabalara bir ünlü binse kimse ses etmiyor, sıradan vatandaş binse yine herkese normal lâkin bir Allah dostu binse kalbimizde birşeyler oluyor niçin acaba ? Kalbimizi sorgulayalım biz dinden soğumak için bahane mi arıyoruz yoksa evliyaullahın gözümüzde bir standardı var da onlara yakıştıramıyor muyuz acaba ? Yoksa filmlerde dizilerde bize yırtık elbiseli mağarada sürekli ibadetle meşgul eden birisi gibi öyle bir algı oluşturuldu da bu algıdan kurtulamıyor muyuz ?
Bir insan bu herkes için geçerli. Zekatını veriyorsa ki bu da açıkçası bizi ilgilendirmez. İsterse helikoptere binsin. Açıkçası ben kendi menfaatime o güzel insandan nasıl istifade ederim ona bakarım. Kimse kötü ve zengin insanlara bakıp paradan soğumuyor lâkin konu dine gelince soğumak için bahaneler havalarda uçuşmasın lütfen. Ki çoğu zamanda oraya hizmete gelenlerin yahut yakın kimselerin araçlarıyla bir yerden bir yere gidilip geliniyor. Velev ki öyle olmasın kendi malları olsun ben açıkçası sevinirim. Zamanında Efendimiz Sallallahu Aleyhi Vessellemin devesi kusva zamanının en değerli en pahalı bineklerindendi. Arkadaşlar genel manada söylüyorum sözüm meclisten dışarı.. böyle şeylerle şeytan oyalıyor. Artık hedefe odaklanıp şu kalbi Âllah celle celaluhun zikriyle hemhâl neden eylemiyoruz..
Bakın iblis herkesi bir yerinden yakalamış oyalıyor.. soğuyacak başka şeyler bulalım inşaÂllah. Nice Allah dostu vardır ki günümüze kadar gelen onların hayat hikayelerini dinlediğimizde kimisi çok zengin kimisi orta hâlli kimisi fakirdir. Fakat hiçbirisi malı kalbine koymamış aksine bir araç olarak görmüş ve kullanmışlardır. Mesela mezhep imamımız İmamı Azâm Ebu Hanife Hazretleri çok zengindi kumaş işiyle uğraşırdı. Namaz için binlerce dinarlık giydiği hususi elbiseleri vardı.. bu örnekleri çoğaltabiliriz. Ki mübarekler menzile zamanında yerleşip o kurak çorak araziyi satın alıp yerleşmişler. Yani köy topraklarının çoğu onlara ait olmuş. Sonradan o topraklar bereketlenmiş münbit topraklar hâline gelmiş o güzel insanların bereketiyle. Su çıkmış termal sular çıkmış ve değerlenmiş.. dolayısıyla bunca zamandır oranın zaten sahipleri bizzat kendileri
Yani hiçbir şey bilmesek dahi sadece ekip biçmiş olsalar zaten dilediği araca da biner eve de oturur. Ama gittiniz mi bilmiyorum sınırlı bir alanda köy de yani orada irşada vesile oluyor ve insanları Âllah celle celaluha tövbe ettirip yakınlaştırıyorlar. Bu çok güzel ve çok özel bir şey.. Gidip yerinde görelim ve çokca istifade edenlerden olalım inşaÂllah.. dua ile
Efendi Hazretlerimizin Hassasiyetleri - Mahmud Eren Hoca Efendi
Efendi Hazretlerimizin Hassasiyetleri – Mahmud Eren Hoca Efendi
Mahmud Eren Hoca Efendi, Mevlâ Teâlâ hazretlerinin dostlarının yalnızca bir yönden değil, her yönüyle tanımamız gerektiğini, sevgili mürşidimiz Mahmud Efendi Hazretlerimizi ilk ne şekilde duyup tanımış olduğunu, Efendi Hazretlerimizin para ve kadın imtihanına güç yettiren kimselerin muvaffak olacağını anlatıyor. Daha sonra Efendi Hazretlerimizin imamlık yaparken şahsi işlerini yaparken evinden…
View On WordPress
. #hikmetname #allahdostu https://www.instagram.com/p/CfSm1HXKdxl/?igshid=NGJjMDIxMWI=
Ahiret bankası..

Anya is live and ready to show you everything. Watch her strip, dance, and perform exclusive shows just for you. Interact in real-time and make your fantasies come true.
Free to watch • No registration required • HD streaming
Saʼd b. Ebî Vakkâs (radıyallâhu anh) şöyle anlatır: Rasûlullâh (sallallâhu aleyhi ve sellem) bize namaz kıldırırken bir kimse geldi.
Safa girince: “Allâhʼım, bana sâlih kullarına verdiğinin en fazîletlisini ver!” diye duâ etti.
... Rasûlullâh ﷺ namazı bitirince: “Az önce duâ eden kimdi?” diye sordu.
O zât: “Bendim Yâ Rasûlullâh!” dedi.
Allâh Rasûlü ﷺ: “Öyleyse atın çökertilecek ve Allâh yolunda şehîd edileceksin.” buyurdu. (Hâkim, I, 325/748)
| Medîne Devri, Osman Nûri Topbaş (rah.)
Dilgüşa İle Bedbin (Ferahlık Veren ve Karamsar)
Dilgüşa İle Bedbin (Ferahlık Veren ve Karamsar) Zamanın birinde Dilgüşa ve Bedbin adında ahiretlik iki güzel kul yaşarmış, Rableri biribirlerine karşı öyle tatlı bir muhabbet vermiş ki onlara, yolda biri Dilgüşayı görse Bedbi'nin, Bedbini görse Dilgüşa'nın yakınlarda olduğunu bilir, bu iki güzel dostu adeta tek bir insan gibi görüp öyle muamele ederlermiş, mesala Dilgüşa'ya bir ikram olunacaksa mutlaka Bedbin'e de aynısı sarılır, Bedbin de o ikramdan nasiplenmez ise Dilgüşa'nın memnun olmayacağı bilinirmiş. Günlerden bir gün Bedbin yine fıtratı üzre gözleri buğlanmış, ifadesi derinleşmiş otururken, Dilgüşası yanına oturup selam vermiş. Gönlüne yine her ne dokunduysa bitap düşmüş Bedbin selamı kafasıyla almakla yetinmiş. - Kardeşimi hüzünlü görüyorum demiş Dilgüşa soran bakışlarıyla, sonra Bedbi'nin daha bir derinleşmiş bakışları - “Ömürsüz işler sokağındayım” diyebilmiş sadece. - Bu nasıl bir sokakmış ki kardeşimin gönlünü hüzünle doldurmuş demiş Dilgüşası. - Oldukça kalabalık, hayli gürültülü bir yer… diye başlamış Bedbin, hemen yanıbaşımda “sevilmeye değerim” kahvesinde kibirliler volta atıyor, onun solunda “beni sevin” parkında depresifler “var olmamak” acısı çekiyor, köşede ise kullan-at kalpler satan seyyar satıcılar, anlık sevgiler, hazlar pazarlıyor… bense o sokakta “malayani” oteli müdavimiyim, hani yanında “irade” satan bir esnaf vardı, iflas etti. Üst katlardayım, deniz görüyor odam, hem öyle bir deniz ki “onu” anmayı bıraktığım her vakit, derinliği, sarp sivri kayaları daha bir haşinleşen sadece izlemekle dahi boğulduğum koca bir “şükürsüzlük denizi”… - Ahh güzel kardeşim demiş Dilgüşa sen ne hoş bir hal üzeresin öyle maşallah maşallah… Suratı asılıvermiş Bedbi'nin - Biz ismi ile müsemma kardeşimizle ferahlık bulmayı umalım, o halimizi makaraya alır olsun… deyivermiş. - Ne haddime, hiç makaraya alır olurmuyum, aksine bakışında “görünenin arkasını görmek” rızkına rastladım hoşuma gitti, bu sebeple öyle ifade etmiş bulundum, durda ahvalini birde ben sana anlatayım: “Ömürsüz işler” sokağında oluşunu bilmen, yaşadığımız dünya hayatının bitmeye tükenmeye mahkum olduğunu, “ölüm” hakikatini aklında tuttuğunu gösterir ki tüm bunlar hakikat yolunun temel taşlarıdır. “Sevilmeye değerim” lafzını sınırlı bir mekanda gidip gelen ve hiçbir ilerleme kat edemeyen “kibirliler” güruhuna atfetmen Rabbimizin belki de en sevmediği hasletlerden biri olan “kibirin” kişiyi “ömürsüz işler” sokağı yani dünya hayatında, sahte geçimliklerle hep yaşayacakmış vehmine mahkum olduklarını bildiğine dalalettir ki buda rızası dairesinde kalmak lütfu için müthiş bir rızıktır. “Beni sevin parkında “var olmamak” acısı çeken depresifler” cümlen ile “varlığını duyumsayabilmek” için herkesin şen şakrak olduğu, oyunlar oynadığı park ortamında, yani dünya hayatının eğlencelik sahnelerinde, dikkat çekip, muhabbetlerin odağı olmak dileyen fakat bundan geliri olan ömürsüz sevgi kırıntısının, insan ruhunu doyuramayacak silik bir şöhretlik oluşunun kişiyi depresyona yönlendirdiğini bildiğine işaret eder ki bu da seni hakikat sevgisine yönlendirir ve tabiri caizsse, ne kadar şükretsen az derler ya işte öyle kıymetli bir hediyedir. Gelelim “kullan-at” kalpler satan seyyar satıcılarına, bu benzetmen ise dünya hayatının nefse hoş gelen, göz boyayan, sadece yolcu olduğumuz bu mevcut mekanı adeta “yaşanmaya değer bir yer” kılan arzuları, hazları içerir ki, hem kullan hem at sözünden bu haz ve arzuların yine ruhu doyurmaya kani gelmediğini bildiğini anlatır ki bu seni “ruhu doyurmaya” muktedir olan tek yola iteleyiverir. Birde kendini “şükürsüzlük denizi” manzaralı “malayani” evine girdirmen ve bu durumun yine senin ifadenle “boğdurucu” olması, kalbinin şükre muhtaç halini okuyabildiğine, şükür edilecek biricik makamın güzelliğine layık hiçbir şükür bulunmadığından ise bir kolunda nefsi, bir kolunda şeytanı ile var olmuş senin iki yandan olan bu çekiştirmeye karşın iradeni devamlı taze tutman gerektiğini bildiğine işarettit, hatta tazeleme yolunda eksikliğini farkedip(ki buda bir mimettir) irade eksikliğini “iflas etmiş irade satan esnaf” olarak nitelendirmen ile de sorunu nerden çözmeye başlayabileceğin bilgisine mazhar olduğunu gösterir ki, a benim güzel kardeşim üzerine yağmur gibi inmiş bu rızıkları hatırlatmam bile en sevgilinin kıymetli kulcuğuna bir lütfu daha değilde nedir??? Dilgüşa rahmet pınarına düşmüş boğulurum sanan arkadaşına tatlı tatlı bakıp gülümsedi, Bedbin ise kardeşinin bakışına mest olmuş, hüznü dağılıp gitmiş halde kalktı, kardeşine teşekkür etmeden önce yanıbaşlarında ki çeşmeden abdest tazeleyip, bez çantasından ayırmadığı seccadesini çıkarıp gözleri yaşlı iki rekatcık bir şükür namazı eda etti, Rabbisine tövbe ile yakardı… Tüm bunlar olurken Dilgüşa da hüznü dağıtanın kendisi değilde Rabbisi olduğunu bilip tek kelime etmeden tövbe kapısına yönelen böylesine derin bir kardeşciği olduğu için Rabbisine şükretti, nihayet Dilgüşa'nın yanına gelebilen Bedbin'in dilinden sadece şu sözler döküldü; - Şifamı Dilgüşasıyla hatırlatan Rabbime hamdolsun çünki ben daha tatlı bir vesile bilmiyorum… Dostluk, kardeşlik ne güzeldi ve lazımdı keşke bilselerdi bu muhabbetleri Rablerinin o denli hoşuna gitmişti ki onları hakikaten “ahiretlik” dostlar yazmıştı, bizi tatlı vesilelerle ihtar eden Rabbimiz ne tatlıydı, ona şükürler olsundu… Yazar - Rümeysa Kırış Read the full article
Sen kimsin ? Yaşadığın deneyimler senin kurguladığın hayatın ta kendisi bilmem farkında mısın ? Bir olay yaşandın. İki seçenek var. 1️⃣Kabul etmek. 2️⃣Kabul etmemek. 1️⃣Seçmek 2️⃣ Seçmemek 1️⃣Sevmek 2️⃣Nefret etmek 1️⃣ Tebrik etmek 2️⃣ Kıskanmak Yukarıdaki yazdığım ikili seçenekleri sonsuz uzata biliriz. İşte ne olursa olsun. Sevgiyle kabul edin. Ve mutlu olmayı tercih edin. Allah'ın kulu olarak irademiz DIŞINDA yaşadığımız kader planı var, her şey kabul etmek ve şükür ile geçiyor. Herkesin görevi var. Kötü kötülüğü görev edinmiş. İyi iyi olmayı görev edinmiş. Bazıları da bir iyi bir kötü gibi görünse de o insanlar da kötüyü tercih etmiş. Fakat menfaat gereği kendi tarafına adam toplamak için iyi rolünde oynuyor. Kader planı yazılmış bir senaryo değil mi ? Ezel aleminden Levhi Mahfuz yazılı değil mi ? Mühürlenmiş değil mi ? Peki yazılı kader hiç mi değişmez. Değişir. İşte o sizin inanç yolun da anlamak Ve görev bilincinde istikrarlı Ve kararlı gayretinizle değişir. Hiç bir şeyi siz yapmıyorsunuz. Sizin elinizde bir güç yok. YAPAN YAPTIRAN ALLAHTIR. Ve o ne yaşatıyorsa HAKKIMIZ DA EN HAYRLI KADER PLANINI YAŞATIYORDUR. O yüzden Rabbine teslim olanlar evvel Allah iki cihan da KAZANIR. Görünmez yardımlar alır. Allah, yaratıcı, Tanrı onu daima korur gözetir. Allah akıbetinizi hayr eylesin. İnşallah Sevgiler Neslihan Aydın #wesimecmuadönüşümleratölyesi #wesimecmuabeden #wesimecmuazihin #wesimecmuaruh #wesiman #wesinaç #wesidua #allahaşkı #allahdostu #allahizinde