Hayat engebelerine karşı tutumum
seen from United Kingdom
seen from China
seen from Türkiye

seen from United Kingdom

seen from United Kingdom
seen from Brazil
seen from United States
seen from United States

seen from United States

seen from United States
seen from Germany

seen from Türkiye

seen from Singapore
seen from United States
seen from Germany
seen from Malaysia

seen from Singapore

seen from United States

seen from United States
seen from United States
Hayat engebelerine karşı tutumum

Anya is live and ready to show you everything. Watch her strip, dance, and perform exclusive shows just for you. Interact in real-time and make your fantasies come true.
Free to watch • No registration required • HD streaming
2019′a İnat Her Şey Güzel Olacak
Planlarım arasında 2019 yılına sövgülerimi uzun uzun dile getirmek vardı. Fakat her şey kötü dediğim anların nasıl geçtiğine bir dönüp bakınca...
Hadi açık konuşayım, bu yıl sevgilimi, evimi, işimi aynı anda kaybettim. Sağlık problemlerinin ardı arkası kesilmedi. Ve sayamayacağım daha birçok şey... Tek cümle ile sayılabilecek bu kötü ruh halleri yaşarken hiç de kolay değildi. Uzadıkça uzadı, sabretmek, kabullenmek göbek adım oldu. Kendime sığınmayı, kendime tutunmayı, çaresiz anlarda neler yapılması gerektiğini gördüm. Gücümü, dirayetimi sonuna kadar kullanmayı öğrendim. Hayatımda sorgulanmaz dediğim her alana girdim, çıktım, sorguladım, alnımın akıyla çıktım. Mümkün mertebe gülümsemeyi yüzümden eksik etmedim. Ağlamaktan helak olduğum günlerin sonunda bile bir nebze gülümseyebilmek, elinde son kalmış değerli şeyler için şükredebilmek insanın kendini iyi hissetmesini sağlıyormuş.
Eski aşklarım belirdi, yeri geldi yok oldu, yeri geldi yok ettim. İnsanlar geldi, insanlar gitti. İnsanlara güvenimi kaybettim derken, hala bir insanla yan yana soluklanabileceğimi gördüm. Yüzleşmeler peşimi bırakmadı. Tüm bunlar olurken öğrendiğim ve sindirdiğim en güzel şey, sorunları insanlara hatalarını göstererek çözmemin imkansız olduğuydu. Ne varsa kendinde. Tüm olanlarda kendime dönmeyi, kendim üzerimden çıkarımlar yapmayı başardım. Güçlendim, güçlendim. Sinir harpleri peşimi bıraktı, gözyaşları gerçek sebepler dışında bana uğramaz oldu, bir dinginlikle bakabilmeye başladım hayata.
Bu yıl hiçbir zaman yapamadığım bir şeyi başardım. Hayata pozitif bakabilmek. Her şeyin en kötü halini düşünen ben, en kötü senaryolara hazırlanamaya çalışan ben bunların hiçbir işe yaramadığını hatta aksine beni daha çok yorduğunu yıprattığını görebildim. Eskiden salakça bulduğum pozitif düşünme, olumlu bakabilme çemberinde yerimi aldım. İnanması hala güç olsa da olumlu düşünebilmek, her şeyde bir hayır olduğuna inanarak teslim olabilmek hiç beklemediğim anlarda bana güzel kapılar açtı. Son dedim, sabret güzellikler gelecek, her şey yoluna girecek. Nefes alamadığımı sandığım anlarda bile kendime hepsinin geçici olduğunu anımsattım. Bu süreçte eski alışkanlıklardan insanlara manevi ihtiyaç duydum, ama belki de hayatımda ilk kez hiç kimse olmadan bir yere tutunmadan, dayanmadan tüm güçlüklerin üstesinden gelmeye çalıştım. Denedim ve denedim.
Yıl bitmeye yüz tuttu. Önce küçük bir iş, ardından bir iş daha. Çalışmanın ne denli mutlu edici ve kıymetli olduğunu öğrendim. İşlerimin yoğunlaşması ile belki de ilk kez yorulmaktan, yoğunluktan şikayet etmez oldum. Şikayet edecekken geçirdiğim günler aklıma geldi, her defasında şükredip sustum. Bazen daha kötüsünü bilmek, eldekilerin kıymetini arttırıyor. İş tamam derken en çok özlediğim, en çok istediğim şeye geldi sıra; tekrar, en baştan, hüzünleri bir kenara koyup bir yuva kurabilmek.
En sevdiğim şeylerden biri dört duvarı bir taş bina olmaktan çıkarıp bir yuvaya dönüştürmek, sığınacak bir ocak yapabilmek. (Burada yaptığım ve yıkılan bir yuvanın hazin hikayesinden bahsetmek isterdim ama daha güzel şeyler var şimdi) Tüm hayat meşakatinden sadece kendine ait olan o yere kaçabilmek ne büyük lüks, ne tatlı hismiş. Özledim hem de çok. Ve işte her şeyin zamanı var, beklemek ve sabretmek. İstediğim şekilde, istediğim yerde tam da bana göre bir ev. Eski tecrübelerimi düşünüyorum da ne kadar ince eler sık dokur, en ufak aksiliği içimde büyütür büyütür o evi yuva yapana kadar kendimi yer durur, ancak her şey hazır olduktan sonra mutlu olurdum. Şimdi hiç de öyle değil. Gittim gördüm, beğendim. Evet birkaç aksilik var halledilmeyi bekleyen, doğalgaz, elektrik, su, taşınacak eşyalarım. Sahi hiç mobilyam falan da yok daha. Ama gülümsüyorum. Dün attığımız o imzalardan sonra içimde kelebekler uçuşuyor. Kaybettiklerime değil, yeni gelen şu güzelliklere bakıp bakıp gülesim çıkıyor. Belki kolay olmayacak, belki şıp diye hallolmayacak hiç biri. Ama gücüm yerinde, ayaklarım yere sağlam basıyor. Tek başınalık artık bir problem teşkil etmiyor. Hiç kimseden birşey beklemeden yaşamak harika bir his. Sırasıyla hallolacak hepsi. Evimde geçecek ilk akşamda “işte yıkıldı dediğim, bir daha nasıl kurarım diye dertlendiğim, kaybettim diye ağladığım yuvamı yine kendi ellerimle tek başıma kurdum” diyerek huzur ve mutlulukla uyuyacağım.
2019 verdiğim tüm dertler için, hepsi ile beni büyüttüğün, değiştirdiğin için, sabretmenin sonunun bir şekilde selamete çıkabileceğini gösterdiğin için edeceğim tüm sitemleri geri alıyor ve teşekkür ediyorum.
Son bir dileğim kaldı şimdi geriye; babam! Sağlığa dair her şeyin göz açıp kapayıncaya kadar çözülmesini, canım babamın sağlığına kavuşmasını diliyorum. Bu da bitsin... demeyeceğim tabi ki. Hayat devam ettikçe dilekler istekler biter mi hiç?
Tüm bu mesafelere, tüm bu şansızlığa, aksiliklere, olumsuzluklara inat isyan edercesine Özlüyor Ve Seviyorum…
Burak Erdel
Sıra size geldiğinde kuralları değiştirirler.
Sıra size geldiğinde kuralları değiştirirler.
Aslında bu kanun hakkında söylenecek pek bir şey yok. Siz herhangi bir yerde bir sırada sıranın siz gelmesini beklersiniz.. Hatta şöyle söyleyelim 2 bin yıllık medeniyet tarihinde herhangi bir konuda sıranın size gelmesini beklersiniz. Sıra size gelince işinizi halledip herkes gibi rahata kavuşacaksınızdır. Olay bu kadar basittir, sıra size gelecek siz de sizden önceki insanlar ne yaptıysa aynı…
View On WordPress
Demişler ki aksiliklerle savaş, sen savaştıkça var olansın.
Anlamış ki herkes ve her şey bir aksilik, savaşmadan geçen tek bir saniyesi olmayacak.
Kaçmış ondan sonra savaşmaktan. Göze alamamış. Yorulurum demiş, kalbim yorulur.

Anya is live and ready to show you everything. Watch her strip, dance, and perform exclusive shows just for you. Interact in real-time and make your fantasies come true.
Free to watch • No registration required • HD streaming
Umut Baki
Bir gün düşünün ki, sizi mucizelere inandırmak için direnen, şaşırtan, ağlatan, güldüren, sevindiren, üzen, canınızı acıtan.. 24 saatte bu kadar birbirinden bağımsız duygu geçişini yaşamak bana hayat ve kader olgularını sorgulatmadı desem yalan olur.
Gün için baştan not: Biz Beş Kardeş dizisini neden seviyoruz, sorusunun cevabını yaşayarak gördüğüm bir gündü. Orada belki de abartılı bulduğumuz tesadüflerin, şansların ve şanssızlıkların hepsi hayatta karşımıza çıkabilecek şeyler de ondan. Ankara’da bir başıma dizinin bir bölümünü bugün yaşadım desem yeridir.
Gün aksiliklerle başlıyor. Bil belgenin noksanlığından gideceğim görüşmeye tedirginlikler içinde yola koyuluyorum. Güzel zamanlama bu bahtsız olay anında kendini gösteriyor ve doğru zamanda doğru yerde olarak belgeme ulaşıyorum. Aynı talihsizliği yaşayan biriyle tesadüf edip bir kaç sohbetten sonra görüşmeye zar zor yetişiyorum ki o da ne, mülakatım yarına kalmış haberini alıp ufak bir sinir buhranı geçiriyorum. Gel gelelim her işte bir hayır var diye boşa demiyorlar. Kayıp belge kuyruğunda karşılaştığım arkadaş ile sinir ve sigara içme telaşı içinde karşılaşıyoruz tekrar. Bir sohbet alıp başını gidiyor. Belki yarın da mülakatım başarısızlıkla sonuçlanacak ama konuştuklarımız ve bana önerileri stresimi üzerimden atıp rahatlamama sebep oluyor. İyi bir arkadaş edinmiş olmak da yanıma kar kalıyor. Saatin nasıl geçtiğini anlamadan, koşturmam gereken iş eğitimi yolunda buluyorum kendimi. Yolda ruhumu derinden sarsan bir haber alıyorum. Sanmayı ettiğim mübalağa, mevzu bildiğiniz ölüm kalım meselesi. Gözlerimde bir bulut, midemde bir sancı tam vaktinde eğitim için hazırım. Şirkette rahatlığımla insanları biraz şaşırtıyorum. Konuşmamın ilgi çekici olması ve rahat davranışlarımın göze çarpması hafiften beni mutlu ediyor. Çıkışta telefonumda “acil ara” mesajını görüp başımdan kaynar sular dökülüyor. Bugün bir acı haber daha kaldırmaz bu yürek diyerek telefona sarılıyorum. Ailemden gelen haberle şoktan şoka sürükleniyorum. Kader ağlarını öyle bir örmüş ki duaların kabul olduğuna, en çaresiz zamanlarda yetişen bir güç olduğuna artık somut olarak eminim. Ve anlamakta güçlük çektiğim sevinç gözyaşlarını tam burada döküyorum.
Bu sevinci tamamlamadan gün içinde aldığım kötü haberin devamı ile kendimi hastane yollarında buluyorum. En yakın arkadaşlarımdan biri lanet, pis bir hastalıkla cebelleşiyor. Ama mucizelere inanmak için güzel bir gün. Umudum baki, iyi olacak. Hastalığı bir kenara koyup öyle güzel saatler geçiriyoruz ki, yürüdüğüm kilometreler, yorgunluğum kendini rafa kaldırıyor. Eve kendimi nasıl attığımı hatırlamıyorum. (Sanırım takside uyumuşum)
Vel hasıl kelam sözü fazla uzattım ama bunları yazmasam sanırım aklımı kaçırırdım. Bugün tam da böylece not edile.
Her şey bir yana umut baki. Artık bundan eminim.
Kendi kendime yepyeni başlangıçlar yaratacağım dediğim hayatıma henüz geçmekteydim ki aksiliklerle dolu bir gün daha karşıladı beni. Kendimce aksilik sayabileceğim büyük küçük beş aksilik...
Yine de devam ediyorum işte hayatıma önümde biram düşünüyor anlamaya kendimi yine kurtarmaya çalışıyorum.
Aksilikler hiç bitmez mı?
Düşünüyorumda gün boyunca mutlu olduğum bir zaman hiç olmadı sanırım belki istisnalar vardır o kadarida olsun ama.Tam mutlu oldum hersey yolunda derken bir bokluk çıkıyor,aksilikler hiç bitmiyor,onlar hep varlar ve onlar benim hayatımı hep sikik kılıyorlar.Artik uzun bir sure aksilikler olmasın mutlu olayım istiyorum.Cok mu?