Tumblr'da 16. yılımı dolduruyorum 🥳
Vay ne günler ne günler.. Şu köşede günlüğümle büyümüşüz be.
(Yaşlılığım ifşa oldu, dağılalım)

@theartofmadeline
The Stonewall Inn

Discoholic 🪩
Fai_Ryy
Aqua Utopia|海の底で記憶を紡ぐ

titsay
cherry valley forever
I'd rather be in outer space 🛸
Today's Document
Claire Keane
trying on a metaphor
Show & Tell
untitled
occasionally subtle
Mike Driver

#extradirty
Monterey Bay Aquarium
Noah Kahan
Sade Olutola
ojovivo
seen from United States
seen from Indonesia

seen from United States

seen from United States

seen from Netherlands
seen from Argentina
seen from Russia

seen from Netherlands

seen from United States

seen from Malaysia

seen from United States

seen from United Kingdom
seen from Bangladesh
seen from Peru
seen from India
seen from United Kingdom

seen from Malaysia

seen from United States
seen from Russia

seen from United States
@ehilal
Tumblr'da 16. yılımı dolduruyorum 🥳
Vay ne günler ne günler.. Şu köşede günlüğümle büyümüşüz be.
(Yaşlılığım ifşa oldu, dağılalım)

Anya is live and ready to show you everything. Watch her strip, dance, and perform exclusive shows just for you. Interact in real-time and make your fantasies come true.
Free to watch • No registration required • HD streaming
Serkan Nişancı’nın Eller Üzer şarkısı sosyal medyada baya meşhur olmuş. Ben de reels kaydırırken duydum, dilime dolandı. Şarkının bir sevgiliye yazılmış olma ihtimali ilk akla gelendi. Sonra bir babanın kızına yazdığı yorumuyla karşılaştım bir yerlerde. Kız çocuk ana babası olarak bu Gökhan’la bizi baya duygulandırdı.
Gel gelelim şarkı hiç ummadığım bir yerde babamı hatırlattı bana. Hatırlatmaktan da fazlası hatta.. Tam bizlik sözlerdi.
Ben seni öpmelere kıyamadım
o yeşil gözlerine doyamadım.
Ne kadar anne olmuş olsam da babamla yan yana olamasam da içimde bir yerlerde babasının kızı duruyor işte.
Gün geçmiyor ki babamı çok özlemek için bir sebep bulmayayım. Sana sarılamamak zor, içimin senle dolup taşması acı çekerken bile muhteşem can babam.
Şu sıralar çevreme kafamı kullanmak istemiyorum derken buluyorum kendimi. Aptal mıyım? Yo değilim. Baya da iyi çözüm üretir, planlar yapar, koordinasyonlar sağlarım. Size de oluyor mu arada böyle? En çok Gökhan’a diyorum bunu. Geçen spor hocam müzik açmak için öneri sorduğunda ona da aynı cevabı verdim. Beynim fazla yorgun gibi geliyor bana bu aralar. Basit gördüğüm şeyleri çözmek, bunlara ekstra efor harcamak istemiyorum. İkincisi de insanlara teslim olup bir şeyleri kontrol etmeden yaşamak istiyorum en azından kolay konularda. Bu da böyle olsun diyebilmek küçük molalar verdiriyor zihnime.
Buraya nereden mi geldim? İyi plan yapan dostlarıma sağlık.. Bu akşam planı programı harika yapılmış bir buluşmaya katıldım. Kontrol etmeme, soru sormama , mekan düşünmeme vb hiç gerek kalmadı. Akşam da muhteşem keyifli geçti. Hem kızım dışarda uyudu, keyfi kaçmadı. Hem ben güzel insanlarla sohbet etmenin tadını çıkardım. Bazen küçük bir planlama bile mutlu ediyor insanı. Kafam rahatlayınca sevdiğim insanlara daha iyi odaklandım.
Vel hasıl beynim küçük molalar istiyor. Eskiden olsa kınayacağım, küçümseyeceğim bir şeyi şu an mumla arar olmuşum. Değişiyoruz, akışa bırakmak güzel bir şey (bazen)
Tüm bu keyfin üstüne uykum kaçmasa iyiydi. Yarın insanlık için küçük kendim için büyük bir adım olarak sabah spora gideceğim. 9. Ders, 3. Haftanın ortası. Diyete de baya iyi devam ediyorum. Omzuma bir öpücük ve tebrikler. İyi geceler, güzel sabahlar.
Masumiyet Müzesi’ni izledikten sonra şu şarkıyı dinlemekten kendimi alamıyorum. Buraya kadar normal.
Ama dizideki onca güzel şarkı arasında ikinci takıntımın,
Şu olması biraz dram severlik. Yarasın arabesk ruhuma sağlık.
Gecenin bir vakti sessiz evde oturup sakince bir şeyler okumayı öyle özlemişim ki. Bunu der demez kendimi şükürsüzlükle suçlayacak iç sesim. Hayatımdan memnun değilim demedim. Sadece eskiden en normalim olan bazı anları özleyebiliyorum.
Uyku gözümden akıp da yatmaya giderken mutfağa gözüm ilişti. Aman yarabbim savaş alanı. Neyse bu akşam Gökhan’a kızmadım mutfağa dair sorumluluklar hakkında, zira kendini iyi hissetmiyordu. Kızımı ve Gökhan’ı uykuya yolcu ettim. Sıvadım kolları. Açtım sevdiğim bir podcast kanalını, konuda güzel geldi -Berlin Duvarı- Hem dinledim hem de mutfağı tertemiz yaptım. Şu işleri bitirir yatarım derken baktım vakit keyifli geçiyor, bir bitki çayı hazırladım kendime. İç sesim yarın sabah nasıl uyanacaksın diye dürtse de susturdum. Malum Masumiyet Müzesi’nin dizisi yayınlandı. Herkes bunu konuşuyor. Dedim Orhan Pamuk’un aşk, masumiyet müzesi ve romancılık üzerine bir röportajını okuyayım. Salona kuruldum, loş ışıkta kendimi bu keyifli anın kollarına bıraktım.
Masumiyet Müzesi hakkında herkesin konuşmasından rahatsızım. Durun vurmayın. Ben çok ama çok sevdiğim şeylerin böyle ulu ortaya serilip bilenin de bilmeyenin de o konuda yorum yapması konusunda biraz muhafazakarım sanırım. Biri konuşacaksa en çok ben konuşurum (şaka) Ben bu kitaba yıllarımı verdim. Şaka maka değil yakın çevrem hem Orhan Pamuk’u hem de bu romanı nasıl sevdiğimi iyi bilir. Yalan yok biraz da baş karakter Kemal’le ortak ruh hallerini epey paylaşmışlığım var (şerefsizlik hariç hahsha) Ben de fena halde bir anı eşya istifçisiydim. Geçmiş zaman diyorum kendimi epey törpüledim. Aşk deyince de şuursuzluklarım mazide yer alır. Şimdilerde doğru kişiye şuurlu ve ayakları yere basar şekilde bir aşka düşmüş olmam olgunluk ve tecrübe. Böyle düşüncelerden düşüncelere koşarken bu konuda yazmalı yada konuşmalıyım. Yapmazsam da yazık olur kanısına vardım. Bir blog yazısı yada bir podcast kaydıyla naçizane duygularını dökmem lazım. Doldu taştı.
Okumamı da bitirdim. Karanlık ve sessiz mahallemi izledim biraz pencereden. Gecenin ve sessizliğin hoş bir tarafı var hele ki gündüzleri sürekli hareket halinde geçiriyorsanız. Kafamda binbir düşünce ile yatağın yolunu tutacağım şimdi.
İyi geceler sevgili okuyan.

Anya is live and ready to show you everything. Watch her strip, dance, and perform exclusive shows just for you. Interact in real-time and make your fantasies come true.
Free to watch • No registration required • HD streaming
Ölüm kaygısı ara ara içimi yokluyor. Bugün kızımla gayet keyifli bir vakit geçirirken görece geç çocuk sahibi olduğumuzu düşündüm. Ya kızım bizimle erken yaşta ayrılmak zorunda kalırsa diye kaygılandım. Ben ne düşünürsem düşüneyim hepsi Allah’ın takdiri tabi ki. Ama içine bir güzün çöktü. Sonra hayatta nelere geç kaldım acaba diye içimi kara bulutlar kapladı. Oysa her zaman insanların kişisel saatlerinin olduğunu savunurdum. Birçok şeyi yaşıtlarımdan farklı zamanlarda gayet keyifle yapmıştım oysa. Örneklerim çokçaydı. Oradan hop iş hayatıma atladım. Acaba bir girişim için çok mu geç, hayal kurmak saçma mı? Nereden nerelere geldim yine. Derlen instagramda bir soru cevap serisine denk geldim. Toplumca hiç olmayacak denen yaşta kimlerin neler başardığını tek tek okudum. Tesadüf bu ya doğru zamanda karşıma çıkan bu zincir beni biraz olsun kendime getirdi. Karanlık öyle hızlı kuşatıyor ki insanı, bazen anlayamıyorsun bile. Hemen kendimi sarstım. Daha önümüzde upuzun yıllar var diyerek motivasyonumu topladım. Zaman ne getirir ne götürür bilinmez. O gün gelince düşünülecek hepsi. Şimdi elimizden geleni en iyi şekilde yapma vakti. Canım kızımı sonsuz sevgiyle sarmak, büyümesini neşeyle izlemek, kendimi geliştireceğim şeylere odaklanmak varken.. Karanlık biraz benden uzak olabilir mi…
Tarihler içimi zorluyor. Zaman ne garip. Hem dün kadar yakın hem bir yıl kadar uzak… Sanki bazı acılar içte dönüp öylece kalbe yerleşiyor.
Güvendiğin, vardığında kendini ait hissettiğin o yerde uykunun kollarına kendini bırakmak müthiş bir duygu. Evet tekrar memleketten selamlar. Planladığımın dışında bir ziyaret olsa da yuvaya, anneme, babamın hatırasına kavuşmak içimi huzurla doldurdu.
Gelir gelmez babamın anneme 14 yıl önce yazdığı bir mektupla karşılaştım. Daha doğrusu annem gösterdi. İçimden bir parça koptu sanki. Ama sessizce tebessüm ettim. Ah benim babam. Anneme, bana olan o büyük sevgin yok mu.. hala içimi ısıtmayı başarıyor. Bir yandan da özlemini katlıyor içimde.
Hayatımda asla unutamayacağım bir yıl oldu 2025. Bu yıl öyle büyük hedeflerim, planlarım yok. Sağlıklı olalım, birlikte olalım bana yeter.
Babamın özlemi hiç ummadık anlarda yokluyor beni. Genelde büyük bir tebessümle yada güzel bir hatıramızla ansam da.. Bugün Emek’in altını değiştirirken onu sıkıştırıp öpüp kokluyordum. Birden babam geldi aklıma. Babam dolu dolu öpmeye bayılırdı beni. Ergenken kızardım böyle öptüğü için. Hamile kaldığımda annemin babama ilk tembihi öyle çok öpmek yok olmuştu. Şimdi gel de gör babam öpmelere doyamazsın dedim kendi kendime. Sonra aklıma geldi. İlber Ortaylı’nın bir videosunu izlemiş çok gülmüştük. Nasıl bir dedesiniz diye soruyorlardı. Dedeler şımartır diyordu İlber Hoca, edep adap öğretmek anne babanın görevi. Babam da bunu motto yapmıştı. O şımartacaktı torununu. Şimdi seni kim şımartacak deden gibi diye başladım ağlamaya sessiz sessiz. Hiç kimse onun yerini tutmaz zaten, mümkün değil. Onun büyük sevgisini hisseden yerine bir şey konulamayacağını çok iyi bilir. Misal ben hayatta beni babama yakın dahi sevebilecek biri olmadığına eminim. Varsın olmasın zaten ama insan bu gerçekle başbaşa kalınca çok yalnız çok kimsesiz hissediyor.
@uzuunyollar önerisi ile bir kitap okudum. Breh arkadaş! Yıl sonu kapanışına böyle lezzetli bir ekmek çıkacağını tahmin etmezdim. Şermin Yaşar’ın ikinci olduğum kitabı oldu Söyleme Bilmesinler. İçimden geçti gitti kitap. Yarasın. Şeytan dürtüyor bazen de sevdiğim arkadaşlarım. Yaz kız diyorum böyle güzel şeyler okuyunca kim tutar seni. Dur bakalım. Yenisine bereket diyerek kapatıyorum bu kitabı da.

Anya is live and ready to show you everything. Watch her strip, dance, and perform exclusive shows just for you. Interact in real-time and make your fantasies come true.
Free to watch • No registration required • HD streaming
Bir hafta sonunu daha geride bıraktık. Yıllar sonra eski ev arkadaşımla başbaşa bir gün geçirdik. Beyleri de onların eve gönderdik. Aman ne sohbetimiz varmış da bilmezmişiz. Aynı akşam Ankara'ya ilk kar düştü. Mest olarak cam kenarında izleyip sohbetin kollarına bıraktık kendimizi. Sonrası rahat bir pazar, ev hali.
Beynimin büyük kısmı tek konuya odaklanmış diğer küçük bir kısmıyla hayatımı idame etmeye çalışıyorum gibi hissediyorum. Kendi kendimi tanımakta güçlük çekiyor. Bazen hayatı geri sayım üzerine yaşıyorum gibi geliyor. Gelecekte kayboluyorum. Gökhan'ın da gözleri ışıl ışıl olunca 'abartmıyorum bunu böyle yaşamak makbul' diye kendimi yatıştırıyorum. Bazen de o kadar anı yaşıyorum ki.. Günüm günümü tutmuyor.
Yarın haftanın yeni günü. Tertemiz bir başlangıç yapacağım. Not defterimi daha ciddi şekilde kullanacağın. Önümüzdeki hafta annemle babam gelecekler. O kısmı planlayacağım. Kitap, müzik ve biraz hobilerle kendimi eyleyeceğim. Bu hafta gerçek bir kar daha görsek çok sevineceğim.
İyi pazarlar, iyi uykular sevgili okuyucu.
Unuttuğum bir yazımla karşılaştım az önce. Tek cümle içimi delip geçti
‘önümüzdeki hafta annemle babam gelecekler’
Ufak bir tebessüm, biraz kalp ağrısı bu cümle şimdilerde benim için. Şükür ki bu hatıra kalbimde güzel bir yer tutuyor, hakkıyla yaşanmış ne güzel bir kavuşmaymış. En zoru babamın bir daha gelmeyeceğini bilmek ..
En dibi gördükten sonra gelen aydınlanmaya inanırım. Tabi ki içindeyken değil aydınlığa kavuşunca. ( bu da nasıl iki yüzlülük ) Katıldığım bir kendini tanıma, yolculuğunu anlamlandırma etkinliği var. O kadar bunalmış ve kendimi didik didik didiklediğim bir dönemdi ki bu olaya anında kaydımı yaptırdım. Yetkin bir kişinin etkinliği, her üç günde bir mail kutuma bir mail geliyor. Konu dönüp dolaşıp bana ve kendimi keşfetmeme bağlanıyor. Bir takım egzersizler oluyor. Normalde böyle konularda pek istikrar sağlayamam. Bu olaya da dahil olurken öyle büyük beklentilerim yoktu. Sadece anlamsız gelen günler içinde debeleniyordum. Beşinci mektuptan bildiriyorum şaşkınım. Uzun süredir üzerimde bu kadar etkisi olan, beni okumaya araştırmaya düşünmeye yazmaya beyin fırtınalarına sürükleyen bir olaya dahil olmamıştım. İstikrarsızlığımdan dem vururken kendimi gelen mektupların kollarına bıraktım. Kafamda bir şeyler aydınlandı. Adını koyamadığım bir şeylerin adını koyabildim. En güzeli de içime bir yaşama heyecanı, enerji geldi. Sevdiğim şeyleri daha çok dahil eder oldum hayatıma.
Geçmişe söyleyecek çok sözüm var, ama geçip gitti. Dersimi cebimizde. Gelecek büyük bir muamma. Vel hasıl ne varsa bugünde.
İnanılmaz yorgunum. Ev işleri, Emek, ev için organizasyon sorumlulukları vs.. Kendimi felaket yorgun hissediyorum. Ama bir yandan da bir şeylerin iyi olacağını hissediyorum. İçimde bir inanç tomurcuğu devam et kızım diyor.
Hep iç karartacak değilim ya bugün de biraz güneşli olsun buralar.
Görece ülkenin medeniyet seviyesi yüksek bir şehri benim memleketim. Ailem desen genelde yüzünü batıya dönmüş insanlar şükür. Ama gel gelelim aile içlerinde cinsiyet eşitliğini hala sağlayabilmiş değiller. Çevremdeki tüm ailelerde kadınlar çocuk bakımından, ev işlerinden büyük ölçüde sorumlu. Herkes hem bundan bol bol şikayet ediyor, bir yandan da bunun normal olduğunu düşünüyor. Ne tezat ya rab. Erkekler dünyadan bir haber. Sadece hanımına iyi davranan el üstünde tutuluyor. Hal böyle olunca benim kurduğum aile dillere destan, şok etkisi yaratıyor. Gökhan’ın kızımızın pusetini merdivenlerden indirmesinden tutun da kızının ihtiyaçlarını, bakımını karşılamasına kadar yaptıkları kötü niyetliler tarafından kınanır ve beni küçük görmek için kullanırken sözde iyi niyetliler tarafından da takdire şayan abartılı övgüler hak ediyor.
Benim elim ayağım titriyor. Her övgüde bunun normal olduğunu dile getiriyorum. Bu defa da sanki ben kocamın övülmesinden rahatsız, kıskanç, yetersiz biri gibi görünüyorum. Hal böyle iken ne diyeceğimi şaşırmış halde dolanıyorum. Dışarda Gökhan ne yapıyor Emek nerede sorusuna evdeler cevabını verdiğimde yüzlerdeki o kocan çocuğa bakıyor sen sokaklarda gez dur ifadesi yok mu.. Annem bana bir şey demese de çocuk baktı damadım yoruldu diye ortalarda geziyor. E ben de baktım ben yorulmadım mı deyince ay canım kızım.. ya bırak allasen. Dünyaya erkek olarak gelmek varmış. Normal ve küçük hareketler ne büyük övgüler hak ediyor erkek sever dünyada.
Herkesi bi omuzlarından tutup sallayasım var. Kendinize gelin a dostlar.
Yoğun duygular ile memleketten selamlar.
Kızım büyüyor. Aman yarabbi ne büyümek! Herkes tadını çıkarın anlamadan geçiyor süre diye bizi paniklere sürükledi. Afedersiniz ama siz tadını çıkarmayı bilememişsiniz. Evet çok hızla 5 ayı bitirdik. Ama doya doya da çıkardık tadını be. Her yeni gün onun büyüdüğünü izlemek, iletişiminin geliştiğini görmek, fiziksel aktivitelerinin artmasını gözlemlemek muhteşem bir duygu. Biz sadece eşlikçiyiz, sen gözlerimizin önünde büyüyorsun işte minik kızım. En büyük derdim sana iyi bir anne olmak, her şeyi belki hatasız değil ama hakkıyla yapmak. Bir takım hastalıklarla kendimizi memlekete atmıştık. Üçümüzün de keyifler gıcır dönemedik evimize. E buna da ihtiyaç varmış diyelim güzel oldu. Kızımın geniş bir aile ortamı görmesi de hayli hoşuma gidiyor aslında. Ufak ufak yemek serüvenimiz de başladı. Araştırdım, soruşturdum, okudum gittim bir eğitim satın alıp katıldım. Emek Hanım yemek yemeye düzgün doğru ve güzel başlasın istedim. Çok şükür patates ve yoğurt başarılı. Yazarken kendime yabancılaştım. Buralar kişisel sorularım, duygusal git gellerim, bazen acı tatlı hallerimle dolup taşarken şimdi ek gıda diyorum, dönme diyorum, babıldama diyorum.. İnsan ne oldum dememeli ne olacağım demeli. Hepsine binlerce şükür.
Memleketin bana iyi gelen yanlarından biri susamış gibi kitap okumaya geri dönmem. Seneyi çok verimli geçiremesem de son ayı dolu dolu geçiriyorum bu konuda. İhtiyacım varmış iyi geldi.
Ve babam.. Onu oldukça sık anıyor ve çok özlüyorum. Geçen yağmurda araba kullanırken , bulutların üstünden bıraktım ben kendimi diye şarkı giriş yaptı. Ne hoş hissettim bir an.. sonra kalbimden ismin geçti kimseler duymadı kısmında koyverdim kendimi başladım ağlamaya. Yağmurda araba kullanıp müzik eşliğinde ağlamak.. Acıklı bir film sahnesi gibiydi. Eve gidip biraz da yastığıma gömülüp ağladım. Özlem yüreği yoklamaya görsün..
Çocukluğumun geçtiği yerde dün kendime bir yol seçip yürüyüş çıkardım. Yola bir amaç için çıkmıştım oysa. Yolda amacımı kaybettim. O yol benim çocukluğumdu. Babamla hatıralarımla doluydu. En sonundan en başına.. İlk telefonumu o caddeden almıştık akşam vakti babamla. İlk okula yeni başladığımda soğuklar aniden bastırmıştı ve güzel bir mont almıştık aynı cadde üzerinden. Ne zaman canımız sıkılsa konuşa konuşa o caddeyi yürürdük birlikte. Bu memlekette öyle çok kitapçı yok. Vedamızdan kısa bir süre önce beni orada bir kırtasiyeye götürmüştü babam. İkinci el kitaplar satan bir yer ayırmışlar. Orayı birlikte talan edip kitaplar seçmiştik. Eskiden aylık market alışverişi diye bir şey vardı. Büyük bir etkinlik gibi o cadde üzerindeki yerel markete gider saatler süren bir alışveriş yapardık. Sonra bir kasetçi vardı o da babamın arkadaşı. Oradan birlikte kaset alırdık. Kesin kasetçide bir çay içerdik. Babam hop diye bazen bir pasaja sokardı beni. Sihirli bir geçit gibi gelirdi pek iyi bilmediğim o pasaj bana. Yolu kestirme yapardık. O caddenin sonunda eskiden hastane vardı. Hastanenin yolunu kim bilir kaç defa birlikte arşınladık. Muhtemelen babam da o caddede mutlu üzgün kaygılı anları defalarca yaşamıştı.
Sisteme söverdik bazen, bazen kırık yollara, trafiğin değişen akış yönüne.. Caddenin en sonunda şehrin en büyük cami vardı. Camiden kalkan cenazelere bakar birer dua ederdik. Babam biri yine sigarayı bırakmış deyip espri yapardı gülerdik. Caminin yanında dibek kahvesine otururduk. Küçükken de bir erişkin olduğumda da bizi görenler sohbetimize imrenirdi.
Dün o caddeyi boydan boya yürüdüm. Tüm anılar kitap sayfaları gibi zihnime yığıldı. Mutlu olacağım zannederken çöktüm. İçim ezildi. Dibek kahvesine gittim. İlk kez yüzüm camiye dönük yalnız başıma oturdum. Babamla o camide helalleştim. Hatıralarımızın sonuncusu da tam orada oldu velhasıl. Öyle büyük bir yalnızlık kimsesizlik kuşattı ki içimi.. Tarifi imkansız. Bir yanım sık sık gel buraya dedi bir yanım adı batsın bu şehrin içinde sen olmadıktan sonra..

Anya is live and ready to show you everything. Watch her strip, dance, and perform exclusive shows just for you. Interact in real-time and make your fantasies come true.
Free to watch • No registration required • HD streaming
İyi Ki Doğdun Babam!
Dün babamın doğum günüydü. Güne büyük bir acı, kalbimde bir ağrıyla başladım. Tam fotoğraflara bakıp ağlayacaktım ki kızımın beslenme saati geldi. Gözüme ışık ışık gülerek bakan kızımla acım hafifleyiverdi kendim bile şaştım. Gurbette olan can arkadaşım ve ailesinin bizde olması ve aylar sonra kavuşmuş olmamızın heyecanıyla günü tahminimden sakin geçirdim. Fakat ne kadar kafam oyalanıyor olursa olsun ansızın kalbimde hissettiğim o sızı gün boyu beni yokladı. Akşam vakti telefonumdan abimin mesajını gördüm yatma vakti gelene kadar bakamadım. Babamı ne kadar özlediğini, beni ne kadar sevdiğini yazmış. Bir insanın yanında olduğunu bu şekilde hissettirmek ne güzel bir şey dedim kendi kendime. Yatmadan önce ona cevap yazdım. Uykuya dalmadan önce tüm gün içimde coşan duygular açığa çıktı. Yatağa oturup sessiz sessiz ağladım. Babam bu yıl yeni yaşına giremedi. Geçen yıl dün kadar yakın oysa. Ve onu öyle çok özledim ki. İyi ki doğdun iyi ki benim babam oldun FC.
Kaygının yüksek olduğu aynı zamanda mutluluğun tavan yaptığı günler üzerine konuşacak çok lafım varken içimdeki koskocaman bir boşluk dürtüyor beni. Şimdi telefona sarılmak, yanına koşmak isteyeceğim tek kişi babam. Öyle büyük bir sebebi de yok sadece özledim. Şükür yalnız değilim şükür ki bir sevgi ve şefkat eksiğim de yok hayatımda. Bir kızım var mesela dünyalar bir tana o bir yana. Hepsine şükür. Ama şu an babamın kollarında olmayı, ona sarılmayı, sesinin sesime gülüşünün gülüşüme karışmasını öyle isterdim ki.. Herkes uyur biz uyumaz deyip telefonda sohbet edip, sigara üstüne sigara yakışımızın yerini hiçbir şey dolduramıyor. Çok öfkeleniyorum, yanlışlıkla öfkem sağa sola savruluyor. Yokluğuna çok öfkeleniyorum. Bu erken vedaya, sayısız geçen güne, eksiğinin azalmak yerine artmasına.. Böyle zamanlarda ne yapacağını bilmeyen duygu durumunu kontrol edemeyen bir çocuk gibi hissediyorum. Bir yaprak gibi savruluyorum. Kendimi anlatmaktan aciz..
Hatıralarımıza sarılmaya çalışıyorum. Bana aldığı kupada kahve içiyorum sessizce. Tarifsiz bir özlem duyuyorum. Keşke sırtımı sıvazlayan sen olsaydın. Keşke şu an kaygılarımı anlayan sen olsaydın be babam.