#2
Bazen bazı sözcüklerin bazı insanlara hiç yakışmadığını söylemiştim.
Kapıdan içeri girerken çıkardığın gürültü beni uyandırıyor. Gözlerimi hafifçe aralıyorum ama o kadar sarhoşsun ve o kadar derin bir karanlıktayım ki uyandığımı fark etmiyorsun.
Sendeleyerek salona girişin, ilk beni değil de koltuğun kenarına bıraktığım içki şişesini görmen, zaferine koşar gibi ona ulaşmaya çalışırken beni nasıl unuttuysan öyle davranman sabrımı zorlasa da gözlerimi kapalı tutuyorum.
Senden önce kokun geliyor. Yüzümü ekşitiyorum ve sana lanetler okuyorum. Şişeyi alırken koltuktan sarkan elime çarpıyorsun. Bana hep dokunuşumda bir zehir olduğunu, ölümün ise senin en güzel amacın olduğunu söylerdin. Şimdi ise ürküyorsun. Ölümden korkar mı oldun?
Dizlerinin üzerine oturuyor koltuğa da alnını yaslıyorsun. Hıçkırıkların doğrulmama sebep oluyor. Beni ağlarken ne kadar çok gördün, benim seni ağlarken görmediğim kadar. Geçen onca zamanda kendine yaptığın bu işkenceye ben delicesine ağlarken sen bana sarılıp beni teselli ediyordun. Bu bir vicdan meselesi değil. Bu ne meselesi bilmiyorum ama benim de canımı yakıyor. Bunu sadece sen görebildiğin için parmaklarımızda bu yüzükler var zaten, öyle değil mi? Annem hep derdi: Hayatında sevdiğin kişiyi değil seni anlayan kişiyle olmak seni hep genç tutar. Ben neden bu kadar yaşlandım? Neden bir şeyler tamamen doğru değil de tamamen yanlış?
Yanıldım. Seni de yanılttım. Bunu yaparken, ona ne kadar göz yaşı döktüysem bir o kadar sana acımadım.
Bazen gerçekten kendimden yoruluyorum. En çok da seni yoruyorum. Üzgün-müyüm?
Ellerim altın sarısı saçlarına gidiyor. Göz çukurların kadar ıslak olması umrumda değil. Sadece kendime acıyorum. O kadar acıyorum ki ruhumun yansıması olan gözlerini görüp kendimi tatmin etmem gerekiyor. En başından beri anlatıyorum. Seninle hiçbir alakası yok.
Başını kaldırıp gözlerimin içine bakıyorsun. “Beni mahvettin. Beni bitirdin. Ben nasıl iyileşeceğim?”
İkimiz de hastayken ilaçlarımızı birbirimizde aramamızın yanlış olduğunu, ama bu yanlışı çok sevdiğini söylemiştin. Ardından da o yüzüğü bana uzatmıştın. Dokunamadığım en büyük yara parmağımı sıkan yüzüğün bıraktığı iz oluyor. O an kırıp dökmek istiyorum. Ayağa kalkıyorum ve senden uzaklaşıyorum. Bu gece açılışı yaptık ve kurban sensin. Koltukta uyuyacaksın. Bunun farkında olduğun için peşimden gelmiyorsun. Ben ise bunu beklercesine kapıdan sana bakıyorum. O kadar dağılmışsın ki, hani beni toplamaya çalışırken sağlam tutmaya çalıştığın sabrın var ya, birden yerle bir olmuş, parçalarımız birbirine karışmış gibi.
Kapı pervazına oturuyorum. Gözlerimden akan yaşlar tenimi yakarken elimi sol göğsüme var gücümle bastırıyorum. O kadar canım yanıyor ki, haykırırken sadece içim bunu duyuyor. Her şeyi içimde yaşadım. Her şey beynimin içindeydi. Her şey tamamen benim hayal ürünümdü. O yüzden gerçekleşmedi. Ama şimdi içimde yaşadığım bu acı tamamen gerçek. Küfür bu, dünyanın en kaldırılmaz küfrü.
Kalbimin atması dursun istiyorum. Ve sen hiç akıllanmıyormuş gibi yanıma geliyor, tam karşıma oturuyor ve beni kollarının arasına alıp kendine çekiyorsun. Dudağıma varla yok arası bir öpücük bırakırken “Geçti,” diyorsun.
“I-ıh”
Tek söyleyebileceğim bu oluyor. Sen ateşi seven bir kelebek gibi döne döne kendini cehennem ateşine atmayı seviyorsun. Yanıp kül olmak yine umrunda değil. Yapma, bana bunu yapma. Bana yüklenmek istemediğim sorumluluklarla gelme, dedikçe sen her sarılışında, her öpüşünde bana bir sürü yüzleşecek konu bırakıyorsun. Bunu yaparken de oldukça mutlusun. Sanırım beni bu yüzden sevdin. Sen acıdan beslenen, karamsarlıktan güç alan bir adam oldun. Ben ise senin için çok uygun bir denektim.
Sen hep benim acımı kendininkinden üstün tuttun. Ve ben senin üzülmene hiçbir zaman müsade etmedim. Çünkü benim acım daha geçmedi. Bu seni hep daha da acı içinde bıraktı. Bu kısır döngü bizim pes etmemizi beklerken, sen dibe vursan da bana koşarak hep kaderi haksız çıkardın.
Kapı pervazında, göğsüne başımı yaslamış, seninle, sevilmemenin acısını paylaşıyorum.
Bu kadar sabırlı olduğun için teşekkür ederim.
Sevgili Y, seni kazanamadan kaybetmek ne demekmiş öğrendim. Şimdi saklandığın yerden çık, buna ihtiyacım var.
















