Bizleri var olduğumuz bu noktaya bizi getiren sadece nesiller boyu devam eden genetik aktarımlar değildir. İnsanın evrimsel olarak gelişim süreci ve insanlık tarihiyle ilgili tüm olay ve objelerin izleri bilincimizin derinliklerindedir. Bu da, tür olarak taşıdığımız ortak ve örtük bir hafızadır. Carl Gustav Jung bu ortak ve örtük hafızayı, "Kolektif Bilinçdışı" olarak isimlendirmiştir. İnsanlık serüvenimizde yaşadığımız her olay ve karşımıza çıkan her obje kolektif bilinçdışımızdaki belirsiz bir imgedir. Bu imgelerin bir diğer ismi de "arketipler"dir.✨ Bugünün uygar insanının ve geçmişin ilkel insanının arasındaki en derin bağlardır arketipler. Bu yüzden insanlığa ait her şey, ilk canlılık kıpırtısından bugüne izler taşır. Kişilik dediğimiz kavram, yalnızca genetik ve çevresel faktörlerle açıklanamaz. Türümüze ait birikim de oradadır.👥 Carl Gustav Jung'a ait olan ve zaman zaman spiritüel bulunan bu görüşler, bugünlerde travmaların da aktarılıyor olmasına ilişkin olarak yapılan çalışmalarla güncellik kazanmıştır. Bu yüzden bilinçdışı olarak bizle yaşamaya devam eden bu belirsiz imgelerin üzerimizdeki etkilerinin farkında olamasak da, orada bir yerde oldukları ve bizi biz yaptıkları ile ilgili bir bilgiye sahip olmak, "beni" ve "bizi" anlamayı kolaylaştırabilir. 🌱😌
















