İki Zamanlı Bir Hayalin Hikayesi
Günümüzde yeni içten yanmalı motorlar geliştirmek ne kadar mantıklı, bilmiyorum. Bundan 10–15 yıl önce, bu çok daha makul görünüyordu. Henüz teknik bilgileri taze, hayal gücü cesur genç bir zihinken, iki zamanlı motorların avantajlarını kullanabileceğimiz bir konsept üzerine düşünüyordum.
Hayalimdeki motor, geleneksel iki zamanlı motorlar gibi, krank milinin her devrinde iş yapacak ve böylece çok daha yüksek güç üretebilecekti. Ancak bu motor tipinin bazı dezavantajları vardı. Yağlama sistemi yoktu; yağ, hava ve yakıtla birlikte krank bölgesinden geçirilip, silindirdeki pencerelerden içeri alınmalıydı.
Valf gibi karmaşık sistemleri olmayan bu basit yapılı motorlarda, egzoz gazı tam olarak dışarı atılamıyor; hatta atılan gazla birlikte bir miktar yakıt ve hava da kaybediliyordu. Oysa bugün, common-rail, elektronik valf kontrolü ve direkt enjeksiyon gibi gelişmiş sistemlerin kullanıldığı bir çağdayız. Bu teknolojiler sayesinde, geçmişin bu sorunları artık çözülebilir.
Üstelik turbo beslemeli motorların yaygınlaşmasıyla birlikte, motor hacimleri küçüldü. Bu noktada, aynı gücü veren ama çok daha hafif ve verimli bir yapı mümkün hâle geldi. Bu fikir beni o kadar heyecanlandırmıştı ki... Kısa süre içinde, yenilikçi markaların bu cesur adımı atacağını düşünüyordum. Küçücük hacimlerle, kaba ama güçlü eski motorlardan çok daha verimli ve torklu, iki zamanlı teknoloji harikaları gelecekti.
Sonra mı? İçten yanmalı motorların dönemi kapanmaya başladı. Artık devir, elektrikli araçların devriydi. Tüm yenilikler; daha verimli elektrik motorları, daha gelişmiş bataryalar ve sürdürülebilirlik odaklı çözümler üzerine kuruluydu.
Ama şunu biliyorum: İçten yanmalı motorlar artık seri üretimde olmasa da, onların ruhunu taşıyan tutkunlar hep var olacak. Ve işte, o tutkunların kalbini heyecanla çarptıracak, hayalî bir motor tasarımı:
Konsept Motorun Teknik Özellikleri:
Motor tipi: İki zamanlı, benzinli, direkt enjeksiyonlu. Egzozdan yakıt kaçaklarını önlemek için elektronik kontrollü, yüksek basınçlı püskürtme sistemi kullanılacak.
Dolgu havası: Emme sistemine entegre edilen kompresör, emme manifoldunda daima yüksek basınç sağlayacak. Egzoz valfinin açık kaldığı sürenin sonunda emme valfi de açılarak silindirin içine basınçlı hava gönderilecek. Bu işlem, silindiri egzoz gazlarından süpürerek temizleyecek.
Yakıt enjeksiyonu: Egzoz ve emme valfleri kapandıktan sonra, sadece temiz havayla dolu silindirin içine doğrudan yakıt püskürtülecek. Ardından ateşleme gerçekleşecek.
Egzoz evresi: Piston genişleme hareketi yaparken egzoz valfi açılacak, gaz tahliyesi başlayacak. Hemen ardından emme valfi kısa süreli açılarak silindirde süpürme etkisi devam edecek ve çevrim tamamlanacak.
Soğutma sistemi: Geleneksel iki zamanlı motorlar çoğunlukla hava soğutmalı olurdu. Ancak bu konsept, küçük hacimde yüksek performans hedeflediği için sıvı soğutmalı olarak tasarlanmalı. Termal yük dağılımı daha homojen ve kontrollü olur.
Yağlama sistemi: Dolgu havası artık temiz hava olduğuna göre, kapalı çevrim bir yağlama sistemi kullanılabilir. Böylece aşınma problemleri minimize edilir.
Motor konfigürasyonu: Başlangıçta sıralı iki silindir yeterli gibi görünse de, sıralı üç silindir tork sürekliliği açısından daha dengeli sonuç verebilir. Hatta bu konseptin, boxer konfigürasyonuna uyarlanması da mümkündür.
Alternatif yakıt uyumu: Kıvılcım ateşlemeli ve aşırı doldurmalı bir motor olan bu yapı, sıkıştırma oranına bağlı olarak farklı yakıtlarla çalışabilir. Benzin, LPG, CNG, hidrojen, etanol gibi alternatiflerle uyum sağlamak için tasarım parametreleri esnetilebilir.
Günümüz ihtiyaçlarına yüzeyde cevap veriyor gibi görünse de, böyle bir motorun geliştirilmesi artık yüksek ticari beklentilere hitap etmiyor. Bu yüzden, artık böyle bir motorun ancak sürüş zevki ve otomotiv ruhu için geliştirilebileceğini düşünüyorum.
Peki, böyle sıra dışı bir motoru kim üretir?
Benim aklıma gelen tek marka: Mazda.
Wankel motorun üretim hattından çıkmasına izin veren tek üretici. Büyük satış hedefleri değil, dinamik sürüş keyfi ve tutkuyla üretilmiş otomobiller... Evet, Mazda bunu daha önce yaptı. Dezavantajlarına rağmen denedi. Bunu bir kez daha yapamaz mı?
Bugün hâlâ hayal kurmaya cesaret edebiliyorsam, bu motora hayat verileceğine dair inancımı da yitirmem.
Ve olur da bir gün Mazda bu motora hayat verirse…
Onu taşıyan otomobilin adı ne olurdu?
Mazda İzmir.
Çünkü bu kadar özgün, güçlü, dinamik ve sade bir otomobil… ancak İzmir gibi bir isimle anılabilirdi.













