Muhammed Emin Yıldırım’ın “İran-İsrail savaşı karşısında tavrımız nasıl olmalı” isimli bir videosuna denk geldim. Sizlerden izleyen oldu mu bilmem?
Seversiniz, sevmezsiniz; takip edersiniz, etmezsiniz… Sizin bileceğiniz konudur.
Ben dinlemiyorum da, takipte etmiyorum.
Sadece videoda söyledikleri dikkatimi çekti. Katılırsınız, katılmazsınız; o da sizin bileceğiniz bir şey.
Fakat bana anlatılanlar çok fazla İran güzellemesi gibi geldi.
Videonun ilk dakikalarında şunları söylüyor:
Allah bize şu son süreçte iki tane büyük ikramda bulundu.
Farkında olsak da olmasak da iki büyük ikram…
İki: şu anda İran’ın İsrail ve Amerika ile yaptığı mücadele.
Biz birincisini kaçırdık.
7 Ekim sürecinde o bir avuç Müslüman, mücahid, muvahhid…
Kendilerini feda etme pahasına bir kıyam başlattılar.
“Uyuyan Müslümanları uyandırırız” dediler.
Ama Müslümanlar farklı değerlendirdi.
Olmadı.
Şimdi ikinci bir sürecin de şahitleriyiz.
Ve ben korkuyorum ki bunu da kaçıracağız.
Yani Müslümanlar ilk fırsatı kaçırdı diyor.
Şimdi de İran’ın mevcut mücadelesini kaçırılmaması gereken bir fırsat olarak görüyor.
Dil, din, ırk, mezhep gözetmeksizin;
siyonizme ve destekçilerine karşı birlik olup mücadele etmek için.
Amerika’nın Irak ve Afganistan işgaline yardım ettiğini kendi Cumhurbaşkanı’nın itirafıyla söyleyen İran değil miydi?
Irak’ta 1 milyondan fazla Müslüman ölürken, Afganistan’da yüz binlerce insan hayatını kaybederken bu “birlik fırsatı” hakkında İran neredeydi?
Suriye’de İran’ın katlettiği Sünni Müslümanlar… Yerlerinden edilen milyonlar…
Açlık ve susuzlukla mücadele eden insanlar…
Bunları da İran birlik olmaya bir “fırsat” mı görmüştü?
Hocamız böyle bir itirazın, cevabın geleceğini bilircesine buna da cevap vermiş:
Biz şu anda yapılan mücadeleyi doğru okuyamıyoruz.
İran Şii, İran Suriye’de bunu yaptı, İran şöyle etti, böyle etti…
Bunların hepsini biliyoruz zaten.
Dün zalim olan bugün mazlum olabilir.
Bugün mazlum olan yarın zalim olabilir.
Bir insanın hayatı boyunca yaptıkları onu tek bir konumda sabitlemez.
Evet, bunları biliyoruz diyor.
Ama “takılmayalım” şimdi bunlara demeye getiriyor.
Onca zulme ortak olmuş, onca zulmü işlemiş bir yapı için “olabilir, biliyoruz” deyip geçelim…ve birlik adına bunları geri plana atalım diyor.
Benim takıldığım nokta tam olarak burası:
Bu kadar ağır geçmişi olan bir aktör için,“Bunları biliyoruz, takılmayalım” demek, bana göre fazla hızlı bir geçiş.
İran güzellemesi yapmaya gerek yok. Zaten bugün kimse çıkıp “ Terorist İsrail haklı” demiyor ki. İran'ın karşısında İsrail'le olmalıyız ya da “İran'a ile işimiz olmaz ne hali varsa görsünler gibi" zaten düşünen yok ortada. Hükümette aynı düşünce de. Dört füze atıldı İran'dan Türkiye'ye kalkıp savaş açılmadı herkez her şeyin farkında...
Yani ortada kaçırılan bir şey yok Hocam.
Kimse çıkıp “İran haklı, İsrail haksız” gibi basit bir denklem kurmuyor zaten. Ama bu, İran’ın geçmişte yaptıklarını bu kadar fitneyi yok saymayı da gerektirmez.
Birlik çağrısı yapmak için illa İran'ı parlatmaya gerek yok. Eğer bu kadar güzelleme yapılıyorsa ben bunun arkasında başka bir şey ararım ya da ehli sünnet ekseninden uzak görürüm, yaklaşılmaması gereken bir eksende olduğunuzu düşünürüm.
Kaçırılmayacak bir şey varsa;
Hz. Aişe annemize sövenleri,
Hz. Ebubekir’e, Hz. Ömer’e (radıyallahu anhüm) hakaret edenleri,
Milyonlarca Müslümanın kanında payı olanları, Orta Doğu’nun bu hale gelmesinde payı olanları kaçırmayalım hocam.
İran güzellemesi yapmadan da bu ümmet birlik ve beraberlik olmaya inşaAllah muktedir olacaktır. Kaldı ki İran güzellemesi yapmak birlik olmanın yegane çaresi de değil.
“Dün zalim olan bugün mazlum olabilir” bu kadar da yumuşatmayalım, parlatmayalım ya. Siz bunları derseniz Milyonlarca sünninin kanı elinde olan Kasım Süleymaniye şehid diyenleri de görürüz. Şiilikte hak mezhep diyeni de görürüz...
Birlik olunması gerektiğini de,
İsrail karşısında nerede durulacağını da bu millet zaten biliyor elhamdülillah. Ehli sünnet vel cemaat ekseninde Ümmeti uyandıracak, ümmeti birlik ve beraberlik içinde tutmak için çalışacak sizin gibi hocalara ihtiyaç var, İran güzellemesi yapacak hocalara değil. Tavrımız doğru olsun evet ama eksikte olmasın.