Zaman, avuçlarımın arasından usulca kayıp gitti. Önümden nice kapılar açıldı; kimi zaman başkalarının gölgesinde duraksadım, kimi zaman da kendi geçici heveslerimin peşinden yürüyüp asıl yolumu unuttum. O an doğru sandığım her tercih, geriye dönüp baktığımda içimde sessiz bir pişmanlığa dönüştü. En acısı da pişmanlığın, hiçbir şeyi değiştiremeyeceğimi anladığım an gelip beni bulmasıydı. Şimdi ne geçmiş geri geliyor ne de kaçırdığım fırsatlar. Ağlayamıyorum bile; çünkü bu acının sahibi de, tanığı da, sebebi de benim. İnsan bazen en ağır yükü, kendi elleriyle sırtına yüklediğini çok geç fark ediyor.














