Kuru Otlar Üstüne [About Dry Grasses] (Nuri Bilge Ceylan, 2023)
seen from South Korea

seen from Türkiye

seen from United States
seen from United States
seen from United States

seen from Türkiye
seen from United States
seen from Brazil

seen from Australia

seen from Türkiye
seen from Jamaica
seen from Türkiye

seen from Türkiye
seen from United States
seen from United States

seen from United States

seen from United States
seen from Canada
seen from United States

seen from Malaysia
Kuru Otlar Üstüne [About Dry Grasses] (Nuri Bilge Ceylan, 2023)

Anya is live and ready to show you everything. Watch her strip, dance, and perform exclusive shows just for you. Interact in real-time and make your fantasies come true.
Free to watch • No registration required • HD streaming
Kuru Otlar Üstüne [About Dry Grasses] (Nuri Bilge Ceylan, 2023)
Bid'at Olunan Hayat
Bitimsiz bir çürümenin orta yerinde kalakalıyor insanlık. Bir yurt tahayyülünün rezil rüsva hallere esir edildiği zeminin gerçekliği karşılıyor hepimizi. Tümden, eksik gedik olmadan türetilen her şeyle aralıksız bir biçimde nobran / yok edici bir ülke gerçek kılındı. Bunun devamında, bir tamamlayıcı öge olarak varlığı tescil olunan şiddet / ayrımcılık / kötülük üçlüsünün refakatinde bir uçurum sarmalıyor memleketi. Bu sahayı bir ev olmaktan alıkoyan / toptan zapturapt altına alan pratiklerle dün gibi şimdi, şimdiden de yarınların tamamına bir ipotek konuluyor. Söz naçar kılınıyor. Savunma imkansız. Denetim, gözetim ve tahakküm halleri, üçlemenin ortasında imal edilen her türden tehditle birlikte bir şerh düşmeye, bir an olsun ne oluyoruz ya hu demeye fırsat konulmadan yaşam abluka altına alınıyor. Bir fasit döngü ki sonu hep sıradan insanlar için hazin bir tükenişi simgeliyor. Bitimsiz kılınan çürümenin tam da ortalık yerinde kan, kırım, gözyaşı bina ediliyor. Ne uzak öte sayılan dünün hikayesine artık vakıf olunuyor. Ne de tek bir an olsun geçmiş denilen o sarmal içinde yitirilenlerin ardında bıraktıkları yaralara dair söz sarf ediliyor ki yaralar bir nebze de olsa iyi edilebilsin. Her şey bir şimdi içerisinde çürümenin kılınıyor. Her şey anlık, gündelik bir tahakküm döngüsünde benzeş, hep aynı tornadan var edilmiş hep bir, hep güncel terörün, tehdidin, illa tahayyül edilenin ötesindeki bir zorbalığın kılınıyor. Hayat her şekilde un ufak.
Sınırın içerisinde gündelik yaşamın zora koşulmasının binbir türlü sureti temsilinde hayat her nasıl un ufak ediliyor görmek mümkündür. Zorbalığı iktidardan el / yüz bularak var edebilen bir sermayenin insafına terk olunmuş hayatların güncelliği içerisinde her günün başat bir biçimde eksik / gedik konulması söz konusudur. Yaraları sarmak değil tamamen tersi bir istikamette her günkü hamlelerle o var edilmiş olanları kanatmak, yıkımı anlık bir tahayyüle indirgemek söz konusudur. Ne gerek vardır lafza. Ne gerek vardır duymaya ve sahiden de anlamaya. Ekonomik parametrelerin cürme kestirildiği, hemen her durumda iş bu menzildeki yaşam tecrübesinin ağır bir sınamaya tabi olunduğu gerçekliği bir hakikate dönüştürülür. Zorbalık / baskılama uygulamalarının, aşağılama ve hakir görme hamleleri ile çıkagelen nefretin artık ete kemiğe büründüğü sermaye köleliği de ilave olarak bu kirli kapkaranlık döngüde var edilir. Beklenti tek bir itiraz var edilmesin, tek bir an olsun kesin ve kati bir reddiye görülmesin diyedir. Bunlara paralel bir biçimde yaşamların alt üst edilen birer mefhuma dönüşümü, sınırın içi gibi dışının da ateşine kor taşınan, yaşama hal ve isteminin köküne kibrit suyunu dökmeye devam diyen bir ülke gerçekliği söz konusu edilendir.
Bitimsiz, kesintisiz bir çürümenin her neresindeyiz bunu bilebilmek için salt sınırın ötesi, burnumuzun ucundaki Suriye’nin yenisinde var edilen cerahate her nasıl arka çıkıldığını görmek de bir ilave olabilir pekala. Devletli erkanının bir hamle sonrası alelacele Suriye topraklarında görünür olduğu, şu anki El Kaide eskisi yönetim bir hamle etse bunun her nasıl var edildiğini anlık sorgulayan, SDG gibi Kuzey Suriye topraklarındaki yaşamların savunma hattının var ettiği bir ön anlaşmanın ardından çıkagelenler dahi bütünüyle cürüm eksen menzilin, her nereleri önemsediğini bildirir. Hayattaki varlıklarına tahammül etmeyi dahi akıllarına getiremedikleri insanların birlikte bir mücadeleyle on dört yıldır bir biçimde cihatçı çetelere / düzen kurma heveslilerine karşı, kötülüğün bizatihi fonlayıcısı olagelen bir memlekete rağmen hakikatten mevzu açılmasın istenir. Colani / El Şara gibi, Türkiye devletinin güdümünde kalakalan bir temsilin elinde uzlaşma halinin kalıcılığının her ne olacağı muamma kalsa da Kürd, Ezidi, Süryani, Kıpti, Arap Ortodoks Hristiyanlar, Ermeniler ve Aleviler için de bir çıkışın / yaşamda var olma ihtimali düşünülebilir. Ta ki bir sonraki müdahaleye kadar var edilecek bir açmazlar silsilesi söz konusudur.
Agos Gazetesinde, Akanda Taştekin’in sorularını yanıtlayan Suriyeli deneyimli gazeteci, Sarkis Kassaragian’ın şu tahlilini de iliştirelim: “Anlaşmanın ilk maddesinde Suriye’nin şeriatçı bir sistemle yönetilmeyeceğinin garantisi var. Yani mezhep ve ırk ayrılığı olmayan ve liyakate dayanan bir sistemin ilanı, bu yalnızca Aleviler için değil Suriye'deki tüm azınlıklar ve ehli sünnet çoğunluğunun da istediği bir maddedir. Ayrıca SDG’nin Suriye ordusunun bir parçası olması orduda baskın olan radikal unsurların etkisinin de azalacağı anlamına gelir. Zaten SDG toplam olarak çok daha büyük bir askeri yapılanma.” Tümüyle karanlığın esaretine dahil edilmek istenen, bu uğurda nice çabalara sahne kılınan bir zeminde hayatın ehemmiyetini kim / nasıl nerede fark edecektir bu da ilk elden yanıtsız konulmaya devam edendir. Gün aşırı Türkiye sathından en üst temsilin ta kendisinden kurmaylarına, oradan da sokağa kadar yansıyan müdahil olma hallerinin tam da ortasında sahici bir barışmanın mümkün olup olmadığı en büyük mesellerden birisidir. Daha henüz Alevilere / Nusayrilere / yönelik kırım, tehcir sürekliliği ilk üç gün var edilmiş kör şiddet kadar olmasa da yinelenirken üstelik. Sessiz ve derinden var edilmiş olagelen bir kötülük sarmalında hayatın istikameti her neye çıkacaktır ki, soran edeni kalmış mıdır?
Evrensel Gazetesinden aktaralım: “Suriye'de yaşanan Alevi katliamı Samandağ’da düzenlenen mitingle protesto edildi. Mitinge katılan siyasi parti temsilcileri, emperyalist barbarlığa ve işbirlikçilerine karşı birlikte mücadele vurgusu yaptı. Yurttaşlar, deprem sonrası iktidarın ayrımcı politikalarına karşı kullandıkları “me rıhna nihne hon (Gitmedik, Buradayız) sloganı ile birlikte “Katil Colani Suriye’den defol, Katil ABD, Katil İsrail Ortadoğu’dan defol” sloganları ile tepkilerini gösterdiler.
Talepler arasında katliama uğrayan Alevi halkı için Türkiye’ye yardım ve geçiş koridoru açılması da yer aldı.
Suriye'de yaşanan Alevi katliamı düzenlenen miting ile binlerce kişi tarafından protesto edildi. Yeni Park'ta yapılan mitinge Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları'nın yanı sıra Alevi Bektaşi Federasyonu Başkanı (ABF) Mustafa Arslan, Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu Eşit Başkanı Hüseyin Mat, SYKP Eş Genel Başkanı Mertcan Titiz, TİP Genel Başkanı Erkan Baş, Samandağ Belediye Başkanı Emrah Karaçay, TÖP Dönem Sözcüsü Pelin Kahiloğulları, Alevi Kültür Dernekleri Genel Başkanı Seher Şengüllü Yılmaz, Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Dernekleri Genel Başkanı Ercan Geçmez, EMEP Genel Başkanı Seyit Aslan, EHDAV Genel Başkanı Ali Yeral, Demokratik Alevi Dernekleri Eş Genel Başkanı Zeynel Kete, Adana Alevi Platformu, Samandağ Cem Evi Derneği, Suriye Halklarıyla Dayanışma Platformu Avrupa Alevi Birlikleri Federasyonu Genel Başkanı Zeynel Abidin Koç, Pir Sultan Abdal Dernekleri Genel Başkanı Cuma Erçe, Samandağ Alevi Değerleri Derneği Başkanı Zülfükar Çiftçi, İmam Ali İnanç ve Kültür Derneği Başkanı İbrahim Kanatlı, Avrupa Arap Alevileri Federasyonu, siyasi parti ve sivil toplum örgütü ile Alevi kurumlarının temsilcileri ile binlerce yurttaşlar katıldı. Adana, Mersin ve çevre illerden otobüslerle gelen yurttaşlar, miting alanına yakın bir yerden inerek, "Katil HTŞ işbirlikçi AKP" sloganları eşliğinde alana yürüdü.
Samandağ Belediye Başkanı Emrah Karaçay kadın ve çocuk demeden insanların katledildiğini ifade eden Karaçay, "Katliamlar yok" diyenlere cevap olarak, "Biz de Suriye'de Alevi soykırımı var diyoruz. Neymiş? Suriye'de Alevi rejimi varmış. Suriye'de azınlık rejimi varmış. Hadi oradan. Suriye'de ölüm rejimi var. Suriye'de karanlık rejimi var" dedi.
DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, “Buradan, Samandağ'dan bütün uluslararası güçlere, Suriye'yle bağlantısı olan herkese, Türkiye'yi yöneten AKP iktidarına bu katliama meşrulaştırmak için rejimin artıkları, ESAD'ın artıkları diyorlar bizlere. Biz Aleviler hiç kimsenin arkası değiliz. Biz Aleviyiz” dedi. “Antakya'dan bütün dünyaya sesleniyoruz. Bizler barışı tesis ettik halklar olarak” diyen Hatimoğulları,”Resmi ideolojinin müdahalelerine rağmen halklar olarak provakasyonlara gelmedik ve barış ve kardeşlik modelini sadece Türkiye değil bütün Orta Doğu'ya gösterdik. Dün Reyhanlı'da kardeşlerimiz öldürüldüğü zaman bizler dimdik ayakta ilk refleksi Samandağ’dan hep birlikte verdik. Bizler dili, dini, mezhebi ne olursa olsun emperyalist güçlerin bizleri çatıştırmasına, bizleri kavga ettirmesine, bizleri bölüp parçalayarak yönetmesine asla izin vermeyeceğiz. Bu coğrafyada acı çeken halklar kazanacak” diye konuştu.
Emek Partisi Genel Başkanı Seyit Aslan, “Bu zihniyet, bu tutum Ankara'da 10 Ekim'de karşımıza çıktı. Suruç’ta çıktı. Diyarbakır'da çıktı. Antep'te karşımıza çıktı. Onlar istiyorlar ki Suriye'de, Türkiye'de, Orta Doğu coğrafyasında istedikleri gibi yönetsinler. Ama şunu bilsinler. Bu coğrafyada ezilen ve sömürülen halklar olarak, bu coğrafyanın işçileri emekçileri olarak asla bu tutuma, bu anlayışa geçit vermedik, vermeyeceğiz” dedi.
“Bu coğrafyamızı birlikte özgürleştireceğiz”
“Ortadoğu’da emperyalistler barış getirmedi hiçbir zaman. Girdikleri her yerde katliam yaşattılar. Libya'da, Irak’ta, Suriye’de, Filistin'de, Gazze'de, Lübnan’da gördük. Bizler Ortadoğu hakları olarak bu coğrafyada yaşayan haklar olarak hiçbir zaman kaderimizi geleceğimizi, emperyalistlere ve onların işbirlikçilerine teslim etmedik, asla etmeyeceğiz. O yüzden Orta Doğu'da Alevisiyle, Sünnisiyle, Kürdüyle, Türküyle, Ezidisiyle, Yahudisiyle hep birlikte, bu emperyalist barbarlığa karşı, bu işbirlikçilere karşı birlikte mücadele edeceğiz ve bu coğrafyamızı birlikte özgürleştireceğiz. Türkiye'de demokrasiyi, Orta Doğu'da barışı da hep birlikte ellerimizle kuracağız."
“Demokratik, özgür, laik bir Suriye için hep birlikte mücadele edeceğiz”
Aslan son olarak, “Suriye'deki her türlü baskıya, her türlü katliamlara karşı dün de bugün de bu meydandaki insanlar gibi, buradaki vicdan gibi buradaki adalet gibi karşı çıkmaya devam edeceğiz. Demokratik, özgür, laik bir Suriye için hep birlikte mücadele edeceğiz” dedi.
Avrupa Alevi Konfederasyonu Eş Başkanı Hüseyin Mat, Suriye’de yaşanan katliamları durdurmak için uluslararası tepki çağrısı yaparak, "Aleviler yalnız değildir, sahipsiz değildir" dedi. Mat, Avrupa’da da seslerini yükseltmeye devam edeceklerini belirterek bu Cumartesi günü Almanya’nın Köln kentinde büyük bir buluşma gerçekleştireceklerini ve Alevi toplumunun taleplerini dünyaya duyuracaklarını söyledi. Son olarak geçmişte Avrupa’daki Alevi topluluğunun siyasi duruşunu hatırlatan Mat, 2012 yılında dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’a verilmesi planlanan bir ödülü protesto ettiklerini belirtti. Mat, "O dönem elli bin Alevi ile Erdoğan’ın karşısına çıktık ve o ödülü almasını engelledik. Şimdi de Colani 17 Mart’ta Brüksel’e geliyormuş. Benzer bir duruş sergilemeye devam edeceğiz" dedi.”
Bütün bu isyana meram var edilirken, anlaşmalar imzalar atılıp dururken bir yandan da Türkiye devletinin Şam’a yolladığı heyet sonrasında Colani – El Şara geçici anayasa bildirgesini imzalar. Suriye Arap Cumhuriyeti’ni, 5 yıllık seçimsiz iktidarını, kanunların öncelikle İslami şeri hukuktan kaynaklanacağını deklere eder. Tümüyle sil baştan daimi bir biçimde karanlığın ortasına saplanmış olagelen bir cerahat yüküyle sınanır bir kere daha sınırın ötesi. Makus bir kader gibi, eline kan oturmuş büyük dünya devletlerinin ol sahne arkasından oyun kuruculuğuna Türkiye, Katar, BAE, Ürdün gibi üçüncü ülkeleri gerektiğinde araya sıkıştırarak, ön hamleler, düzenlemelerin icra edildiği bir coğrafyada sahiden Ortadoğu halklarına sıra ne zaman gelecektir, kendi kaderlerini kimselerin göz dağlarına iliştirmeden var edebilsinler. Hatimoğulları’nın değindiği gibi ezilen halkların mücadelesinin sahici / kalıcı bir çözümü, birlikte yaşama idesini muhafaza edip etmeyeceği şu raddede en büyük mesellerden birisidir. Yaşadığımız coğrafyanın hemen her gününün başka bir cerahate esir / kurban kılındığı bir zeminde kurtuluşun sistematik saldırılara, hayata göz dikmelere, eyvallahsız katliamcılığa, hakir görmelere ve nicesine karşı ortak bir tavırla söz konusu edilebileceği bilinmelidir. Lazkiye/Tartus hattında Alevi katliamı yapan, Türk devletinin orta ve ağır silahlarla donattığı Sultan Süleyman Şah Tümeni (Amşat) ve Hamzat tümenlerinin vahşeti Arap basınına yansırken, geleceğin tam anlamıyla bir on dört sene daha, bir elli sene ya da asır daha çalınmasının önünü alabilmek için mücadelenin, itiraz hakkının sonuna kadar kullanılmasının elzem hali ortadadır. Karanlıklar coğrafyasına dönüşen her günü cürmün, kirli tezgahların, insanların katledildiği sahnelemelerin var edildiği bir coğrafyanın geleceği çürümenin kılınmasın diye. Onca acıyla, ağrıyla, yarayla birlikte hayatta kalmayı başarabilen halkların ötekiler değil hepsi bir ve beraberce bir yurt tanımını var edebileceğinin bilinciyle... Daha nereye kadar sorusunu düşünerek... Feryat, figan ve imdat etmelerin refakatinde... Direnebilecek midir insanlık, gidişatın gidişat olmadığına, sulhun böyle bir şey olmadığının ayırtına varabilecek midir... sorular... sorular...
Misak TUNÇBOYACI – İstan’2025
Görsel: 13 Mart Mitinginden – SYKP – Bianet.org
Meramda Paylaşılan Haberler
Sarkis Kassargian: Azınlıklara Düzenlenen Saldırılar Toplumsal Barışa Tehdit - Akanda TAŞTEKİN - Agos https://www.agos.com.tr/tr/yazi/32116/sarkis-kassargian-azinliklara-duzenlenen-saldirilar-toplumsal-barisa-tehdit Suriye’deki Alevi Katliamına Karşı Samandağ’da Miting Düzenlendi - Evrensel https://www.evrensel.net/haber/546330/suriyedeki-alevi-katliamina-karsi-samandagda-miting-duzenlendi
Necati Alkan – Osmanlı’da Gayrisünni Müslümanlar (2024)
Gayrisünni azınlıkları “modernleştirmek” hem Osmanlı’nın hem Batılıların ortak gayesiydi. Peki hem Osmanlı Devleti’nin hem de Batılı misyonerlerin aynı anda sarıldığı bu gaye, en nihayetinde kime hizmet ediyordu? On dokuzuncu yüzyıldan bu yana bölgesel hâkimiyet kurmanın söylemi hâline gelen “modernleştirici/uygarlaştırıcı” misyon hem bireyler hem de etnik azınlık olarak Nusrayrilerin kaderini…
View On WordPress