Bazen bir şarkı insanın içine, kendi sesinden daha çok dokunuyor.
Bir melodi başlıyor ve insan kendine dönüyor. Eksik kalan cümlelerine, yarım kalmış hayallerine, sustuğu yerlere…
Ferdi Tayfur’ın Bu Aşkı Yarına Götüremedik şarkısını her duyduğumda içimde bir yer usulca sızlıyor.
Gözlerim nemleniyor.
Kaygılanıyorum.
Üzülüyorum.
Ve en çok da hayallere dalıyorum…
Ama sonra içimden başka bir cümle yükseliyor:
Biz bu aşkı yarına götürelim.
Hem de öyle birkaç güne, birkaç mevsime değil…
Ömrün son kıyısına kadar…
Toprağa kadar…
Çünkü bazı duyguların kaderi kavuşmak değildir belki;
ama eksilmeden taşınmaktır.
İnsan sevdiğini her zaman yanında tutamaz.
Ama içinde tutabilir.
Kalbinde tutabilir.
Ve gün gelir, duran kalbiyle birlikte onu da sessizce sonsuzluğa emanet edebilir.
Ben artık şunu biliyorum:
Aşk bazen birlikte yaşamak değildir;
bazen vazgeçmemeyi seçmektir.
Her şeye rağmen…
Zaman değişse de, insanlar değişse de, mesafeler çoğalsa da, kırgınlıklar büyüse de…
Bir yerlerde hâlâ “iyi ki sevdim” diyebiliyorsa insan, o duygu tamamen bitmemiştir.
Ben senden bir şey istemiyorum artık.
Bir söz, bir dönüş, bir ihtimal…
Sadece içimde kalan bu duygunun aceleyle öldürülmesini istemiyorum.
Varsın adı konmasın.
Varsın yarım kalsın.
Varsın herkes başka türlü anlasın.
Ama biz bu aşkı bitirmeyelim.
Bir gün yolun sonuna geldiğimde,
içimde senden kalan ne varsa onunla gideyim.
Ve duran kalbim son kez şunu söylesin:
“Her şeye rağmen… sevmek güzeldi.”














