Keşke.. Keşke birine "Bundan hoşlanmıyorum, bunu yapma." dediğimizde, o kişi gerçekten yapmasa.
Keşke biri dikkatsiz olduğunda, onun hatasının faturası bize kesilmese.
Ama işte hayat, 'uyardım' demekle kurtulamıyor insan. Ben uyardım… O dinlemedi…Ve şimdi ben, onun hayatına hiçbir şey olmamış gibi devam ettiği yerde, onun yüzünden ameliyata girecegim.
İki gündür içim, bir lunapark treni gibi:Korku, öfke, çaresizlik, gözyaşı.. En korktuğum, en istemediğim şey… şimdi kapımda. Ve ben, "ben bu kapıdan geçmem" derken, elimle kapıyı açıp giriyorum içeri. Anestezi ekibi yanımda, pozitif enerjiyle donanmış:"Korkma kız, hallederiz, ağlama sen."diyor. E haklılar, onlar için standart prosedür, bayılıyorsun, sonra uyanıyorsun. Ama içimde kopan kasırgaları bilmiyorlar…Bu riskin bende nasıl bir yer kapladığını, geçmişteki korkularımı, bedenimin hafızasını bilmiyorlar..
Ben? Ben şaka yapa yapa içine atmaya çalışan, kendi derdine bile "ya ne olacak ki" demeyi alışkanlık edinmiş, ama bu sefer içten içe çatırdayan biriyim. Elim kırık belki, ama içim daha çok sızlıyor.
Dualarınızı, iyi dileklerinizi eksik etmeyin. Çünkü bazen kırılan sadece kemik olmuyor. İçten içe, insan da kırılıyor…












