Bir intihar düşüncesi gibi
sessizce oturuyor içimde hayat.
Ne kovabiliyorum,
ne de seviyorum.
Bazı geceler insan,
kendi içinde bile misafir kalıyor.
2025 on Tumblr: Trends That Defined the Year
Jules of Nature

#extradirty

he wasn't even looking at me and he found me
The Bowery Presents
$LAYYYTER
YOU ARE THE REASON
untitled

titsay
TVSTRANGERTHINGS
trying on a metaphor

blake kathryn
EXPECTATIONS
cherry valley forever
noise dept.

Andulka

gracie abrams
Claire Keane
seen from Canada
seen from Colombia

seen from China

seen from Russia
seen from Ireland

seen from Singapore

seen from United States
seen from Malaysia
seen from Poland
seen from Vietnam
seen from Malaysia

seen from Singapore
seen from United Kingdom
seen from Türkiye

seen from United States

seen from Singapore
seen from Malaysia

seen from Malaysia

seen from Morocco
seen from Netherlands
@ozan-nerde
Bir intihar düşüncesi gibi
sessizce oturuyor içimde hayat.
Ne kovabiliyorum,
ne de seviyorum.
Bazı geceler insan,
kendi içinde bile misafir kalıyor.

Anya is live and ready to show you everything. Watch her strip, dance, and perform exclusive shows just for you. Interact in real-time and make your fantasies come true.
Free to watch • No registration required • HD streaming
Sana sarıldığımda
Gece omuzlarımıza yaslanıyordu.
Öpüşlerin,
Zamanın unuttuğu bir dil gibiydi;
Her temasında dünya
Biraz daha yavaş dönüyordu.
Parmakların avuçlarımda
Kaderin yeniden yazılmış hâliydi.
Hiçbir kelime
Teninin anlattığı kadar güzel değildi.
Öyle bir yer olmalı ki,
sessizlik insanın adını incitmeden söylesin.
Rüzgâr geçmişi değil,
yarına kalmış umutları taşısın dallarında.
Ve zaman,
ilk kez koşmayı unutsun.
Belki de özlemek,
var olmayanı var etmek,
gelmeyecek olana
kalbinde yer hazırlamaktır.
Balkondan baktığım her akşam
rüzgâr, senin gittiğin yolu okşuyor.
Uzak diyarların toprağı bile
artık benim adımı biliyor.

Anya is live and ready to show you everything. Watch her strip, dance, and perform exclusive shows just for you. Interact in real-time and make your fantasies come true.
Free to watch • No registration required • HD streaming
Çünkü insan
her zaman soyunarak değil,
bütün korkularını çıkarıp
bir başkasının gözlerine bıraktığında
çıplak kalır.
Kendinden Vazgeçme
Bir gün gelir,
aynaya bakarsın.
Sana bakan yüz tanıdıktır,
içindeki insan yabancı...
Meğer ne çok susturmuşsun sesini,
ne çok "olur" demişsin
gitmesin diye birileri.
Oysa insan,
en çok kendini terk edince kaybolur.
Başkasının gölgesinde büyüyen hiçbir çiçek,
güneşi kendi adına tanıyamaz.
Varsın eksik sansınlar seni,
varsın olduğun gibi ağır gelsin varlığın.
Rüzgâr bile
eğilmeyen ağacı en çok hatırlar.
Çünkü bir kalpte kalmanın bedeli
kendi kalbinden sürgün edilmekse,
o sevgi değil,
usul usul unutulmaktır.
Ve bil ki,
kendine sadık kalanlar
belki herkese ait olamazlar;
ama bir ömür
kendilerini kaybetmezler.
Yaranın Hafızası: İnsan Neden Kendi Canını Acıtır?
İnsanın kendi yarasıyla olan ilişkisi, dışarıdan bakıldığında tamamen mantıksız ve mazoşistçe görünür. "Kapatıp yoluna devam etmek" gibi konforlu bir seçenek dururken, o kabuğu ısrarla, tekrar tekrar kaldırmanın arkasında derin bir psikolojik ve varoluşsal paradoks yatar. Çünkü zihin, üstü aceleyle örtülmüş ama içi temizlenmemiş yaraları hiçbir zaman "bitmiş" olarak kabul etmez. Üstünü örtmek kısa vadeli bir anestezi sağlasa da ruhu iyileştirmez; bu yüzden insan, farkında olmadan aynı karanlık dehlizlere tekrar tekrar girer.
Bunun en temel sebeplerinden biri, zihnin geçmişi değiştirme şansı olmasa bile onu ısrarla anlamlandırma çabasıdır. Ruh, sürekli o yorucu "Neden oldu?" sorusunun peşinden gider. Geçmişte çözülememiş, yarım kalmış veya haksızlığa uğranmış bir hikaye, psikolojideki "tekrarlama zorlantısı" ile bugüne taşınır. Zihin bilinçaltında şu yanılgıya düşer: “Eğer bu anıyı yeterince deşersem, belki bu sefer hikayeyi değiştirebilirim.”
Üstelik acı, tuhaf bir biçimde sadıktır ve tanıdıktır. İnsan, neyle karşılaşacağını bilmediği ürkütücü bir huzurdansa, sınırlarını çok iyi bildiği o tanıdık acıya daha kolay tutunur. Zamanla o yara, unutulamayan bir kişiyi ya da kaybedilen bir dönemi canlı tutmanın tek yolu hâline gelir. Bazıları için acıyı tamamen bırakmak, o yaşanmışlığı ve o dönemin kendisini bütünüyle kaybetmek gibi hissettirir. Acı, geçmişle kurulan son bağdır ve o bağı koparmak, yaranın kendisinden daha korkutucu bir boşluk yaratır.
İnsan geçmişi özlediği için değil, geçmişte yarım kalan duygularını tamamlayamadığı için geriye döner. Kendi sınırını, kendi dayanıklılığını test etmek ister. Her dönüş, zihinsel bir kontrol ayinidir aslında; içeri gidip o kırık parçayı yerinden oynatır ve kendi kendine fısıldar: “Bakalım bugün de ilk günkü kadar canım yanacak mı?”
Bunu en yalın haliyle ifade etmek gerekirse: İnsan yarasını sevdiği için değil, bir gün aynı yere dokunduğunda artık acımayacağını umut ettiği için tekrar kanatır. Fakat zihnin gözden kaçırdığı büyük gerçek tam olarak burada saklıdır: Bazı yaralar, iyileşmek için kurcalanmaya değil, sessizce kabuk bağlamaya ihtiyaç duyar. İyileşme, o yaranın varlığını reddetmekle değil; onun geçmişte ve yarım kaldığını kabul edip, kendi zamanında, sessizce iyileşmesine izin vermekle başlar.
İnsan sevildiğinde kusurlarıyla karşılaşır, sevdiğinde ise kusurların üzerinden geçer.
Sana varmak değildi mesele
Yoluna düşmekti biraz da
Aşkı satın alamadım belki
Ama bedelini ödedim doya doya

Anya is live and ready to show you everything. Watch her strip, dance, and perform exclusive shows just for you. Interact in real-time and make your fantasies come true.
Free to watch • No registration required • HD streaming
İzin ver şu yorgun başımı koyayım dizlerine,
senin sessizliğinde dinlensin içimdeki gürültü.
Biraz da zaman dursun gözlerinin kıyısında,
bir ömür konuşmasak da olur belki.
Belki de yas sevginin bittiği yer değil kendine yeni bir yer bulduğu andır..
bazı yokluklar
takvim tutmuyor.
😞
Karşılıklılık Üzerine
İnsanı en çok yoran şey yalnızlık değildir. Çünkü insan yalnızlığa zamanla alışabilir. Kendine bir dünya kurar, sessizlikle konuşmayı öğrenir, eksik olanla yaşamayı becerir.
Asıl yorucu olan, karşılıklılığın eksikliğidir.
Birine ilgi gösterdiğinizde, onu anlamaya çalıştığınızda, korkularına alan açtığınızda, kırılganlıklarını yargılamadığınızda; bilinçli ya da bilinçsiz olarak aynı özeni beklersiniz. Bu bir çıkar ilişkisi değildir. İnsan olmanın temelinde bulunan karşılıklılık arzusudur. Sosyolojinin en eski meselelerinden biri de budur zaten: İnsan, başka insanlarla kurduğu ilişkiler içinde kendini var eder.
Martin Buber, insanın ancak bir başkasına gerçekten "Sen" diyebildiğinde insanlaşabildiğini söyler. Fakat modern dünyada ilişkiler giderek "Ben"in ihtiyaçları etrafında şekilleniyor. İnsanlar birbirlerini anlamaktan çok, kendi hislerini yönetmeye çalışıyorlar. Bu yüzden bir ilişki içinde iki kişi bulunmasına rağmen, bazen sadece bir kişinin duyguları dikkate alınıyor.
Psikolojik açıdan bakıldığında ise durum daha karmaşık. İnsanlar yakınlık isterler; fakat yakınlığın getirdiği sorumluluklardan korkabilirler. Birine yaklaşmak güven verirken, aynı zamanda incinme ihtimalini de beraberinde getirir. Bu nedenle birçok kişi bağ kurmakla bağdan kaçmak arasında gidip gelir. Yakınlaşır, sonra uzaklaşır. Davet eder, sonra geri çekilir. İster, sonra korkar.
Karşı tarafta duran kişi ise genellikle şu soruyla baş başa kalır:
"Madem istemiyordun, neden yaklaştın?"
Oysa çoğu zaman mesele istememek değildir. Mesele, ne istediğini tam olarak bilememektir.
Felsefi açıdan bakıldığında insanın trajedisi burada başlar. Sartre, insanın özgürlüğünün aynı zamanda bir yük olduğunu söyler. Çünkü her seçim, başka bir ihtimali öldürür. İnsanlar bazen bir ilişkiyi değil, o ilişkinin getireceği sorumluluğu reddederler. Fakat bunu yaparken karşılarındaki insanın da bir özne olduğunu unutabilirler.
Belki de modern ilişkilerin en büyük problemi budur: Empati talep eden insanların empati göstermekte zorlanması.
Herkes anlaşılmak istiyor; ama anlamaya aynı ölçüde emek vermiyor.
Herkes görülmek istiyor; ama karşısındakini gerçekten görmek için yeterince durmuyor.
Bu yüzden günümüz insanı çoğu zaman reddedildiği için değil, görülmediği için kırılıyor.
Çünkü insanın temel ihtiyacı sevilmekten bile önce şudur:
"Benim de duygularım olduğunu fark et."
Bir insan bunu hissettiğinde birçok hayal kırıklığını taşıyabilir. Ama hissetmediğinde, en küçük mesafe bile büyük bir kırgınlığa dönüşebilir.
Belki de insanlardan yorulmak diye bir şey yoktur.
Belki insan, sadece insan ilişkilerinde giderek azalan karşılıklılıktan yorulur. Ve bir gün dönüp baktığında şunu fark eder:
Sorun, insanların kusurlu olması değildir.
Sorun, birbirlerinin insan olduğunu unutmalarıdır.
Sevgi eksik değil bu dünyada. Eksik olan, ona inanacak cesaret belki de. Çünkü bazı insanlar, sevilmeyi en çok hak ettikleri yerde, ondan en çok kaçanlar oluyor.

Anya is live and ready to show you everything. Watch her strip, dance, and perform exclusive shows just for you. Interact in real-time and make your fantasies come true.
Free to watch • No registration required • HD streaming
Neyi anlamıyorum biliyor musun? Sevilmemek değil. İnsan, bir gün ona da alışıyor. Ama anlaşılmamak; insanın içinde kapanmayan bir boşluk bırakıyor.
Bazı insanlar vardır;
bir cümleyle değil,
bir hisle yerleşir insana.