Ağzının içi yara olana kadar sevmedin mi?
Vücudunda çıkan kızarıklıklar gibi taşımadın mı onun yükünü?
Bağıra bağıra ağladın, geceleri sabahladın, günlerdir uyuyamadın… Sevmedin mi?
Anıları silmeye çalışırken dört kere dönüp tekrar baktın, her seferinde biraz daha kırılarak ağladın… Sevmedin mi?
Ayaklarına kapandın, gururunu bir kenara bıraktın, “gitme” dedin… Sevmedin mi?
Ona ait küçücük bir şeyi bile zarar görmesin diye sakındın, korudun… Sevmedin mi?
Sesini duyduğunda kalbin yerinden çıkacak gibi olmadı mı titremedi mi için?
Gözlerin kan çanağına döndü, nefesin daraldı, duygularını taşıyamadığın için sana “gurursuz” dediler… Sevmedin mi?
Elinden gelen her şeyi yaptın. Kalması için, dönmesi için, yeniden başlaması için savaştın… Sevmedin mi?
Geç aynanın karşısına ve kendine bak.
Kim olduğunu, neler atlattığını, kaç kez yıkılıp yeniden ayağa kalktığını hatırla.
Çünkü bazı acılar konuşarak değil, yaşayarak geçer.
İçinden geçe geçe, yara yara, canını yakarak ama geçecek.