"Zaman sadece birazcik zaman" diyordu sarki ve ben cemberin icindeyken ciddiye alamiyordum bu sozleri. Zamana birakinca gercekten de duzeliyordu aslinda. Bir nebze alismak, bir nebze de zamanin getirisine guvenmekti olay. Duygusal travmalar kanadina bakacak olursak, alismak devreye giriyor aslinda. Alismak da zamanin kollarina kendini sereserpe birakmak disinda imkansiz. Aciysa yasaniyor, ama insan mecbur kaldigi yeni duzene, kimi zaman yalnizliga bir bakmissin alisiveriyor, kabulleniyor bunu. Daha somut konulara gelecek olursak, cozumu bizden bagimsiz beklediğimiz surecler elbet iyi yada kotu bir sonuca ulasiyor. Gerekli olan sadece birazcik zaman. Kaderci bir yapiya hayatim boyunca sahip olmayan ben bir nebze adina kader diyebilecegimiz bir duzene kapiliyorum son gunlerde. Zira kapilmasam ne olacak? Elimden geleni sonuna kadar yapiyorum, didinip duruyor mevzuyu aklimdan cikarmiyor kendime dert ediniyorum. Sonra bakiyorum ki diger degiskenlerin eline dusmus benim hayatimin merkezine gelip coreklenen konu. Ve benim konu diger degiskenlerin hayatlarinda siradan bir sey, coldeki bir kum tanesi. Caresiz bir bekleyise mecbur birakiliyorum. Bu bekleyis yasanacaksa yasanacak; kacis yok. Istersen oturup kara kara dusunup dert edebilir, ister hayatina devam edip sakince konuyu kosede bekletebilirsin. Burasi sana kalmis. Ha ben boyle konusuyorum da kadere guvenmis, sakince beklemis degilim hic bir mevzumda. Icim icimi kemirerek gecirdigim geceler, mide agrilari, agir ozlemler, her gun asindirdigim kapilar, doktugum gozyaslari.. Simdi duzluge cikip geriye baktigimda sakince beklemeyi bilmis olsam bu kadar zarar vermezdim kendime diyorum. Ders cikarip uygulayabilir miyim bu bahsettiklerimi gelecek gunlerde? Orasi muamma. Hala bazi konularda elimden bir sey gelmeyecegini kabullenebilmis degilim cunku. Ama yine de "zaman" acilarin yara bandi, dertlerin devasi.. Bunu bilip kabullenememekse kotu olan.