Hayal kurmayan insan, hiçbir şeyden umudu olmayan, mutsuz bir insandır. Ufukta gerçekleşmesi mümkün olan hayallerinin, ilerledikçe bulanıklaştığını fark etmesi ve bunu anlaması, mutsuz olması için yeterlidir. Bazen ne hissettiğimizi anlayamayız. Hisler kimi zaman karmaşıklaşır, insanı güçsüz bırakır. Güçlü olmanın tek yolu, mutluluğa tutunmaktır. Çünkü isan, mutluluğa tutunduğu sürece güçlüdür. Günümüz tipik insanının sorunu da budur. Tutunacak bir mutluluk ararız ve bu mutluluğu bulamadıkça da mutsuz oluruz...
Bazıları şanslıdır, daha doğar doğmaz ilk nefeste aradıklarını bulurlar. Bazıları ise o kadar şanssızdır ki, son nefesine kadar aradıkları şeyi ne yapsalar bulamazlar. Asıl sorunda burda başlıyor. Çünkü mutluluğu aramayı bırakan insanlar da var aramızda. Vazgeçmiş, yitik ve harap insanlar. Kendilerini toplumdan öylesine afaroz etmişler ki, o insanlar hakkında bugün bile bilmediğimiz birçok şey var. Hayatta yalnızca gördüklerimiz, duyduklarımız ve hissettiklerimiz kadarını biliyoruz. Öylesi insanlara kısaca "KK", yani "Kapalı Kutular" diyebiliriz. Kapalı kutular, insanda her zaman merak uyandırmıştır. Bu yüzden içerisinde ne olduğunu anlamak için, onları açmamız gerekir. Bir kere, bir kere ve bir kere daha... Onları her açtığımızda içerisinde yeni bir şeyler keşfederiz. İyi ya da kötü ne olursa olsun bu hayatımız boyunca sürer. Kapalı kutuları açmak, sizi üzebilir, kırabilir ve hatta kendinden soğutabilir.... Onları açtığınızda, bunların hepsini kabul ediyorsunuz demektir. Bundan kimseyi sorumlu tutamazsınız. Çünkü buna hakkınız yoktur. Yaptığınız şeylerin getiri ve sonuçlarına katlanmayı öğrenmelisiniz...
Bugüne kadar birçok kapalı kutu açtım ve en sonunda kendim bir kapalı kutu oldum. Beni açabilense henüz olmadı. Çünkü ben kapalı kutudan daha fazlasıyım. Sır küpüyüm... Kendimi kilit altında tutarım, duygularımı içimde bastırırım ve onları kendimin bile arayıp bulamayacağım kadar uzaklara saklarım. Bugün kendime bile anlatmadığım, kendimin bile dokunmadığım sırlarım var. Bu yüzden birgün dolup taşmamak için, yazarım. Yazmayı, anlatmayı, kendimle konuşmayı severim. Bu da bana tutunacak bir mutluluk kapısı açar. Beni güçlü kılar. Elbette tutunacak başka mutluluklara sahibim ama bunlar bazen tek başına yeterli olamayabiliyor. Bu yüzden mutluluğu herkes gibi bende arar dururum. Doğanın kanunu bu. Henüz vazgeçmiş, yitik ve harap durumda değilim. Birgün olmam diyemem ama son nefesime kadar da mutluluğu arayacağıma eminim. Çünkü umudum var, mutlu olabilirim. Çünkü inancım var, mutluluğu bulabilirim...
Zamanında kendime birçok söz verdim. Birçok sözümü de tutum. Tutamadığım sözlerim de var ama bunlar benim elimde olan nedenlerden dolayı değil. Bu konuda mağdurum ama öğrendiğim bir şey varsa o da bir daha gelecek ile ilgili söz vermemem gerektiği. Tutamadığı sözler, insanı yaralar acı duymasını sağlar ve kendisine olan saygısını kaybetmesine neden olur. İnsanı güçsüz ve mutsuz kılar. Her iç çekişinde, bir şeyleri de içinden alır götürür. Hiçbir şey yerini dolduramaz. Telafisi olmayan sözler vermek bu yüzden kötüdür. Sırlar gizlendiğinde, sözler ise gerçekleştiğinde güzeldir. Ben sırlar konusunda gayet iyi ve başarılıyım. Kendimden bile saklarım, kendime bile söylemem. Ama sözler konusunda sırlar kadar başarılı olduğumu söyleyemem. Yaşam tam da böyle. Bir şeyde iyiyseniz, diğer şeyde iyi olamazsınız. Yaşam işte! İçerisinde hep bir oyun barındırır. Tam bir kapalı kutu, tam bir sır küpü, tam bir kara kutu. Evet! Yaşam içinde, "Kara Kutu" diyebiliriz...
İnsan yaşadıkça, hayatı tam bir kara kutuya dönüşür. Hayat karmaşıklaşır, çevre karmaşıklaşır, yaşanmışlıklar karmaşıklaşır. İnsan, bu kara kutu içerisinde yolculuğa çıkmış basit bir varlıktır. Eksik yaşamak, fazla yaşamak ya da hiç yaşamamak bunu değiştirmez. Bir kez bu yolculuğa çıkmak her şeyi zorlaştırır. Hayatı kolaylaştırmak için güçlü olmak gerekir ve güçlü olmak içinse daha önce söylediğim gibi mutluluklara tutunmak gerekir. Bunu kendinizce sorgulayabilirsiniz ama tavsiye etmem. Çünkü varacağınız nokta, şimdikinden pek de farklı olmayacaktır. Hedef çekin, dalgaları aşın, ufka doğru ilerlediğinizde gerçekleşmesi mümkün olan hayalleriniz bulanıklaşsa bile asla vazgeçmeyin ilerlemekten. Ağır ağır açılın, akıntıyı seyredin ve kendinizi yeri geldiğinde akıntıya bırakın. Akıntı yön değiştirdiğinde kendinize güvenin ve dümene geçin. Çakarları açın, dalga önüne düşün. Gözcülere kulak verin, gerekirse yardım isteyin ve filikalara atlayıp gemiyi terk edin. Bazen kendimiz bunu başaramıyorsak, başarmamızı isteyen, karanlık kutuya ışık tutan feneri takip etmemiz gerekir. Fenerin ışığı sayesinde, kıyıda balıklava mutluluklar sizi bekliyor olacak. Tam yol ileri!..