Rüyalarımda neden hiç konuşmuyorsun? Öylece yanımdasın. Bakışların, yüzün yine donuk. Yine bir şeyler düşünüyorsun; seni düşünceli görmek içimi acıtıyor. Düşünme artık. Tanıdık geliyorsun ama bir o kadar da yabancı. İçimde bir şey hem acıtıyor hem de iyi hissettiriyor.
Yanımdasın ama nasıl geldin, neden geldin? Bu sorular aklımdan geçiyor ama cevaplamak istemiyorum çünkü o an rüya olduğunu fark ederim. Konuşmuyorsun. Bakışlarından bir anlam çıkarmaya çalışıyorum. Belki sarılmamı istiyorsun belki de yanaklarından öpmemi.
Yanakların öyle yumuşak ki tıpkı hatırladığım gibi. Zayıflamışsın. Sahi, bu hangi hâlin? Hangi zamandayız, kaç yıl gerideyiz? Rüya mı gerçek mi, ayırt edemiyorum.
Rüya bitti ve zamanın geçmesini bekledim. Her gün, farklı saatlerde aklıma geldin. Sana, sizlere, tüm gidenlere dualar ettim. Günleri saydım yanına gelmek için. Mezarında hayal ettim kendimi. Rüyamda sana sarıldım ya… Öyle sarılmak istedim mezar taşına. Hayalimde bile sarılırken ağlıyorum.