Pagan Tanrısı
Heryerde olmayı ve yeniden başlamayı istiyorum, daha doğrusu hayal ediyorum bazen. Bu bende bir oyun gibidir. Mesela çocukluğum keşke bir kere de İstanbul’da geçebilseydi. Sarıyer sırtlarında kimsenin bilmediği bir parkta oynayabilsem, parktaki her objeyi elleyip kullanabilseydim. Mümkün olsaydı da her kaydırakta kayıp her salıncağa binseydim. Tarihi çeşmelerden su içip, eski yıkık duvarların üstünden atlasaydım. Huzur dolu yaşlı teyzelerin oturduğu 35 senelik apartmanların bakımsız kuytuluktaki gölge düşmüş bahçelerinde keşfe çıkabilseydim. Ama tüm bahçeleri istiyorum. Hepsini. Ya da Datça’da ya da Foça’da ya da Antalya’da denizkıyısında bir ilçede doğup deniz manzaralı devlet okuluma gidip gelebilseydim. Hayallerim ve dünyam daha ufak ve sınırlı olsaydı. Orda aşık olup orda esnaflık yapsaydım. Yazın turist kadınlara asılıp onlarla yaz aşkları yaşayabilseydim. Ya da köyde doğsaydım bir seferde. Doğal havasını soluyup taze gıdalarını tüketseydim. Basit evimizdeki odamda yatağım sert divan, yastığım kırlent olsaydı. Derdim az huzurum çok olsaydı. Batsaydı bana bu durum. Basitin basiti hayatım beni sıksa gözüm şehirde olsaydı. Moda’da Kadıköy’de Bakırköy’de Antep’te Hatay’da Erzurum’da Eskişehir’de Ankara’da doğsaydım. Keşke hepsinde olabilseydim. Bir değil, on değil, yüz değil, bin hayatım olsaydı ve hepsini yaşayıp hissedebilseydim. Aklım uçan kuşun kanadında olsaydı. O sokağıda bilseydim bu sokağıda. Demir ferforje kapıyı elleseydim, taş duvarda oturup, o mahallenin bakkalından gazoz içseydim. O hiç duymadığım yeni çıkan markadan olanı yalnız. Arap, Kürt, Alevi, Göçmen sevgililerim olsaydı. Biri balıketli, biri ince, biri minyon, biride iri olsaydı aynı göğüsleri gibi. Hepsi benim olsaydı. Çok aşık olup hep karşılık bulsaydım. Yine tüm parklarda yürüyebilseydim. Tüm meydanları ve sokakları gezip yorulunca, o güzel ve geniş balkonlu evin ikinci katından aşağıyı izleyebilseydim. Herkesle sohbet edip herkesle arkadaş olabilseydim. Oralet içseydim, sonra kola, sonra ayran. Heryerde herşeyi yapabilseydim keşke. Gururlu pagan tanrılar gibi yarı insan yarı tanrı olsaydım eğer, ben daha çok meraklı olurdum, mutlaka tüm eski arabaların hurdasının resmini çeker, terkedilmiş her binaya girer her odayı gezerdim. Yalnız ve gece vakti yapardım hemde bunları. Bu kadar istiyorum heryeri, herşeyi ve herşeyi yapabilmeyi. Sonra mı? Tekrar yorulunca gittiğim -daha önce aşağıyı izlediğim- balkona dönerdim. Sonrada bir ara Sarıyer sırtlarında o kimsenin bilmediği parka tekrar gider tahtıravallinin tutma demirlerini ellerdim, ama karşılıklı duran iki demir tutamacını birden. Yoksa içimde kalırdı ne yapayım!
















