Değer
sözcükler, kelimeler, cümleler, papatyalar, inci taneleri, heceler, şarkılar, sözler, umutlar, yenilenler, kazananlar, kaybedenler, ve diğerleri... bir umuda tutunup koşanlardan mısınız? yoksa o kişinin arkasında savrulup yok olanlardan mı? şehri terkeden mi, yoksa o şehirde kalan mı? verdiğiniz değerin karşılığını alabiliyor musunuz? peki yaralarınızı saran var mı birileri? anılar cehenneminden son düzlüğe çıkabiliyor musun? ben çıkamıyorum da... /08 anlamsız geliyor bazen gördüğüm her şey, ve uğruna koştuğum tüm yalanlar... aklımda yalnızca dünün kalıntıları, ve bir kaç parça şarkılar var. şiirler bir yana savrulmuş, ruhum aklım ile girdiği son savaşı kaybetmiş gibi... ‘‘ben öyle ne bileyim’‘ diyorsunuz bazen, çünkü söyleyecek bir şeyiniz kalmıyor, tüm şehir koşuştururken dinlenmek için vakit değil, sanki yaşamak için vakit bulamıyormuşcasına bir şey bu. birinin ruhuna dokunuyorsunuz, ve alıp götürüyor sizi en uzak yarınlara, fakat o yarınlarda onun olmaması, bir şiirin ölümü kadar acı verici... değerini bilmiyoruz cümlelerin, asla bitmeyeceğine inanıyoruz tüm hikayelerin. ardından masal oluyorlar, yıllar geçip gidiyor ve biz sadece, anıların naif ve zarafet içeren cümlelerine odaklanıyoruz. asla bitmeyen şarkılara ölüyoruz sayfalarca. anı yaşamak için uğraşıyoruz, ama o an umursamadığımız anlara asla önem vermiyoruz... söylediği iki kelimenin, zaman ile dost olup bizi yok edeceğini bilmiyoruz. kelimelerin bir kifayeti kalmayacağını asla anlamıyoruz. kendi hayali dünyamızda masallar ile var oluyoruz..
ve ardından keşkeler ile başlıyor yeniden her şey... ‘’değerini bilmeliyiz keşkelerden evvel’’ Brodslie
20:24







