Merhabalar. 32. haftaya doğru ilerlerken hamilelik süreci boyunca yaşadığım sorunlardan bahsetmek istiyorum. Güzelliklerden bahsettiğim ayrıca bir gönderi de gelecek (umarım). Bunları anlatmamın sebebi, benim gebeliğim planlı değildi. Ama planlı gebelik düşünenler bunu okuyup kendilerine ders ya da yol haritası çıkarabilir.
Ben hamileliğimi öğrendiğim esnada PCOS olduğumu da öğrendim. Gebelik ölçüp biçerek planladığımız bir şey olmadığı için öncesinde doktora gitmemiştim ne yazık ki. Ama kistlerim epey küçük oldukları için bebekle ilgili sorun çıkarmadılar. Sadece 12. ve 16. hafta aralığında ara ara hafif, ara ara orta şiddette kırmızı/kahverengi kanamalarım oldu. Zaten hemşire de olduğum için o dönemlerde çok yoruluyordum. Doktorum progestanı arttırarak, bir süre daha devam etmem gerektiğini söyledi. Ve o dönemde özellikle istirahat verdi.
İlk trimester hamilelik açısından görece diğer kadınlara göre daha kolay ama diğer faktörler açısından daha zor geçti benim için. Kusmam her gün sabah ama toplamda 1 veya 2 kez oluyordu benim. İşe öğlen başladığım için 9-10 gibi evden çıkmam gerekiyordu ve yol 2-2.5 saat sürüyordu. Beni en çok zorlayan konu bu olmuştu. Toplamda neredeyse günde 5 saat yol yapıyordum ve ilk dönem aşırı yorucu geçiyor. Mutfaktan bir bardak su alırken bile yoruluyorsunuz, sürekli uyku haliyle geçen bir dönem. Bunun dışında klinik değişikliği yapıldı ve buna adapte olmam çok zor oldu. Yoğun bakımda ayakta kalma, koşturma açısından çalışmamın uygun olmadığı söylenerek, yoğun bakımdan daha yoğun ve sürekli ayakta, koşturmalı geçen bir birime alındım. Bunda kötü kalpli birim sorumlusunun parmağının olduğunu biliyorum, bana yönetimden gelen dönüt bu şekildeydi çünkü. Haftanın 6 günü çalışıp, 1 gün izin yapıyordum ve mesai saatleri bana göre değil de nasıl eksiklik varsa buna göre belirleniyordu. Bu tempo ve sabah kusmaları aşağı yukarı 7 kilo kaybetmeme neden oldu.
İkinci trimestera geldiğimizde kusmalarımın sıklığı azaldı fakat şiddeti arttı ve ara ara devam etti. İki trimesterın başlarında yavaş yavaş kilo almaya, düzgün beslenmeye başladım. Fakat bu dönemde de geçmek bilmeyen boğaz enfeksiyonu, sinüzit ve dirençli idrar yolu enfeksiyonu gibi sorunlarla uğraştım. Hastane ortamı = enfeksiyon. Bunu zaten biliyoruz, ekstra dikkat etmeme rağmen hamilelik hormonları bağışıklık sistemimi epey zorluyordu. Üzerine bir de kombo yapan enfeksiyonlar eklenince artık sistemim alarm vermeye başladı. Enfeksiyon, ciddi bir düşük nedeni özellikle idrar yolu enfeksiyonu. Yaklaşık 1.5 ay kadar ayakta antibiyotik alarak geçirdim süreci fakat durumum gitgide kötüleştiği için 5 gün kadar yatarak tedavi olmam gerektiğini söylediler. Sonrasında bir miktar azaldı. Her şeye dikkat etmeme rağmen tamamen kurtulamadım. İkinci trimesterın sonlarına doğru ise beni yepyeni bir sorun bekliyordu. Şimdiye kadar kendini hiç belli etmemiş olan diş problemleri uzun süre antibiyotik kullanımına ve bebeğin bazı mineralleri/vitaminleri vampir gibi çekmesine bağlı olarak kendini göstermeye başlamıştı. Sağ alt çenemde yer alan 20'lik dişim herkesi şaşırtacak derecede bir hızla çürümeye başladı ve çok büyük bir ihtimalle apse yaptı. Büyük ihtimal diyorum çünkü belirtiler o şekilde ama hiçbir şekilde film alamadıkları hatta çoğu diş hekimi dokunmak bile istemediği için oradan oraya çaresizce deva aradım derdime. Eğer gebeliği planlı düşünüyorsanız, hemen öncesinde mutlaka bir diş kontrolüne gidip röntgen aldırın, sonra çok işinize yarayacak. Birkaç hafta bu şekilde 20'lik diş+alt çene+kulak+boğaz kökü+baş ağrısı çektikten sonra son çare olarak AUTF Diş Hekimliği bölümünde dişimi bağırışlar, kan, ter ve gözyaşı eşliğinde anestesiz olarak çektiler. Ağrım ciddi oranda azaldı, yara yeri yaklaşık 10 gün içinde kapandı ve şu an neredeyse hiç ağrım yok. Çekimden önce antibiyotik başlanmıştı, çekimden 1 hafta sonraya kadar da kullanmaya devam ettim. İkinci trimesterın neredeyse bir ayını Augmentin, Novosef, Desefin, Aksef, Parol gibi ilaçlarla geçirmek zorunda kaldım çünkü bahsettiğim ağrı öyle kolay kolay dayanılabilecek ve günlük yaşamı idame ettirecek bir ağrı değildi. Ve tabii ki yine o dönemde çoğunlukla çalışamadım. Ağrı kesici ve antibiyotik kullanımının da kullanmamanın da bebek açısından sorunlara neden olabileceğini biliyorum, bu yüzden iki türlüsü de kötü. Kendimi daha bebeğim doğmadan bu konuda çok suçluyorum. Keşke daha erken bir çözüm bulabilseydim. Keşke gebelikten önce bir röntgen filmim olsaydı. Keşke diş bakımı ve beslenme konusunda daha bilinçli ilerleseydim diye. Tabii bebek ultrasona göre iyi gözüküyor ama henüz bunların olumsuz bir yan etkisi var mıdır yok mudur bilmiyoruz ve bunu doğumdan önce de bilemeyecek olmak biraz kötü. Tüm bunlara ek olarak bir de gebelik tansiyonumun çıkması işleri biraz daha karıştırdı. Çünkü artık düşük riski kendini erken doğum riskine bırakmıştı.
Üçüncü trimestera yavaş yavaş giriş yaparken günde 3 veya 4 kez tansiyon ilacı, demir takviyesi, multivitamin, magnezyum ve kalsiyum destekleri, D vitamini derken sadece gebelik için aldığım ilaçların sayısı 10'a yaklaştı. Bunlar rutin başlanan ilaçlar, daha önce anlattığım antibiyotikler gibi değil. Bunları zaten gebelik boyunca kullanmak zorundayız. Karnım artık yavaş yavaş belli olmaya başladığı ve derisi gerildiği için çatlakların ilk sinyalleri olan kaşıntılar başladı. Yağ oranı yüksek bir kremle (Excipial Lipo) karnımı sabahları yağlamaya başladım. Akşamları da çatlak kremlerini sürmeye çalıştım. Açıkçası çok düzenli yapamıyorum ama elimden geleni deniyorum. Tüm bunları her gün her gün yapmak ekstra çaba gerektiriyor gibi hissediyorum ve artık ilk trimesterdakinden daha fazla bir yorgunlukla baş ediyorum. Çoğu zaman ilaçları bile içip içmediğimi hatırlamıyorum. Birçok şeyi unutuyorum, kremler de sık unuttuklarım arasında. Ben 28. haftadan sonra izne ayrıldım. 28 ve 32 arası rapor, 32'den sonra annelik izni olacak şekilde bir planlama yaptık doktorumla. Gebelik tansiyonum, yorgunluk ve geçmek bilmeyen enfeksiyon durumları bizi bu kararı almaya itti. Şimdi yavaş yavaş 32. haftaya yaklaşırken nefes darlığım arttı. Geceleri 2 yastıkla sol yana yatarak uyuyorum. Gece terlemelerim arttı yaklaşık 2 aydır, bu hormonal ve normal. Sürekli uyanıp tişörtümü değiştiriyorum ve ince giyiniyorum yatarken. Yapabildiğim günlerde, yağmur yoksa yürüyüş yapıyorum ama dediğim gibi çoğunlukla yorgunum. Bazen sadece sitenin içinde birkaç tur atıyorum. Şu an ilk trimesterda verdiğim kiloları geri aldım. Gebeliğimi öğrendiğim kilonun 2-3 kilo üzerine çıktım. Yani +2/+3 civarında oynuyor. Henüz nasıl bir doğum türünün bana uygun olduğunu bilmiyoruz, 37. haftadaki duruma göre karar verilecek. Doğum korkum pek yok ama sonrasında uykusuzluk ve emzirme konularından biraz korkuyorum. Uykusuzluk esnasında bebeği düşürmek ya da zarar vermekten korkuyorum. Yani bunlar çok sık olan şeyler ve duyuyoruz hep yaşanıyor. Genel kaygılarım da bu şekilde. Ruh halim son günlerde biraz dalgalı. Bir iki gün mutluyum, bir iki gün orta halliyim ve bir iki gün yoğun depresyonda gibiyim. Hormonlar, ah hormonlar... 🥲 Baş etmeyi öğreniyorum, en azından çabalıyorum.
Fotoğraflara gelecek olursak, doğrudan kendi fotoğraflarımızı koymak istemedim açıkçası. İlki benim 28. hafta kontrolüne giderken çektiğim, ikincisi bebeğin anne karnındaki görüntüsü, üçüncüsü ise son zamanlarda eşimle çektiğimiz bir fotoğrafın ghibli versiyonları. Bebeğin yüzünü pek göremiyoruz, çünkü kızım biraz utangaç. Plasentasının arkasına saklanmayı seviyor. Son muayenede sadece dudaklarını görebildik ve gülümsüyordu. Yapay zeka da bu şekilde resmi dönüştürdü.
Bakalım ilerleyen süreçlerde neler olacak hiçbir fikrim yok ama kendimi kötü de hissetmiyorum. Başıma ne gelirse gelsin, nasıl gelirse gelsin halledebilirim duygusu hakim bugünlerde... Eğer değişirse zaten sizi yine haberdar ederim. 💕






















