ENES BİN MALİK (Hz. ENES)
Enes bin Malik (ra), Peygamber efendimizin (sav), 10 sene hizmetiyle şereflenen sahâbîmizdir. Ensâr-ı kiramın büyüklerindendi. Enes bin Mâlik (ra) yüksek bir ahlâka sahipti. Son derece nâzik, güzel sözlü ve güler yüzlü idi. Resûlullah’ı çok sever, sünnete uymaya çok dikkat ederdi.
Hz. Enes (ra) anlattı: “Resûlullah efendimize on yıl hizmet etmekle şereflendim. Bir defâcık olsun bana “uf” bile demedi. Şunu niçin böyle yaptın, bunu niçin yapmadın buyurmadı.”
Hz. Enes (ra), zulme ve haksızlığa dâima karşı oldu. Zamanla Sahâbe-i kirâm’ın sayıları azaldığı için, yaşayan Sahâbîlerin kıymeti daha da artmıştı. Halk, böyle mübarek zâtları arayıp buluyor, sohbetlerinden istifâde etmeye çalışıyordu. Çünkü, bunlar bizzat Resûlullah’ı görüp, ruhlara gıda olan mübarek sözlerini, O’nun mübarek ağzından dinlemişlerdi. Bu bakımdan herkes onlara gerekli hürmet ve saygıda kusur etmemeye gayret ediyorlardı.
Enes bin Mâlik (ra), Peygamber efendimizin uzun seneler hizmetinde bulunması sebebiyle, Kur’ân-ı Kerîm’in tefsîrini çok iyi öğrenmişti. Âyet-i kerîmelerin tefsirine dâir bildirdiği rivayetler tefsir kitaplarını süslemektedir. Peygamber efendimizden 2230 hadîs-i şerîf bildirmiştir. Hadîs ilminin yayılmasında önde gelenlerdendir. Verdiği derslerde Resûlullah sav efendimizin devrini, tekrar o günleri yaşar gibi neşe ve zevkle anlatır, talebeler üzerinde büyük tesir uyandırırdı. Bu yüzden ilim öğrenmek gayesinde olanlar onun meclisine devam ederlerdi. Talebelerinin ihtiyaçlarını kendisi temin ederdi. Mekke-i mükerreme, Medîne-i münevvere, Basra, Küfe ve Şam, ders verdiği mühim merkezlerdi. Zamanın halîfesi bile onun derslerime gelmeyi gönülden arzu ederdi. Onun ilim deryasından istifâde edenler çoktur. Hasan-i Basrî, Süleyman Teymî, Ebû Kulâbe, Ebû Bekr bin Abdullah el-Müzenî bunlar arasındadır.
Ebû Hüreyre, onun kıldığı namazın Resûlullah’ın namazına çok benzediğini ifade ederdi. Resûl-i Ekrem’in vefatından sonra kendisini çok özlediğini, her gece rüyada gördüğünü, huzuruna çıkıp, “Yâ Resûlallah! Küçük hizmetkârın geldi” demeyi çok arzu ettiğini söylerdi.
Hz. Ebû Bekir devrinde, Bahreyn'de zekât ve vergi toplamaya memûr edildi. Hz. Ömer zamanında, Basra'ya yerleşti. Hayatının sonuna kadar orada, ilim öğretmeye devam etti.
Enes bin Mâlik’in, hadîs ve tefsîr ilminin yanında, fıkıh ilminde de büyük hizmeti olmuştur. Müstakil bir eser teşkil edecek kadar, fetva ve ictihâdları vardır.Enes bin Mâlik hadis rivayeti sırasında titiz davranır, hata yapmaktan korkardı. Hz. Peygamber’den duyduğunu aynen aktaramamış olabileceği düşüncesiyle hadisi rivayet ettikten sonra, “Veya Resûlullah böyle bir şey dedi” (ev kemâ kāle Resûlullah) ilâvesinde bulunurdu (Müsned, III, 205, 235, 250). Rivayetlerinin yazılı olduğu defterleri gerektiğinde talebelerine göstermesinden anlaşıldığına göre hadisleri ezberlemekle yetinmeyip onları yazıyordu. Çok hadis bildiği halde titizliği sebebiyle bütün bildiklerini rivayet etmez, çok rivayet edenin yanılacağını söylerdi.
Enes bin Mâlik’in bizzat Resûl-i ekrem efendimizden rivayet ettiği hadîs-i şerîflerden bazıları;
“Kolaylaştırırız, (zorlaştırmayınız) güçleştirmeyiniz; müjdeleyiniz, nefret ettirmeyiniz.”
“Herhangi biriniz kendi nefsi için istediğini, müslüman kardeşi için de istemedikçe, gerçek mü’min olamaz.”
“Birbirinize buğz etmeyiniz, hased etmeyiniz (kıskanmayınız), birbirinize sırt çevirmeyiniz. Ey Allah’ın kulları! Kardeş olunuz. Bir müslüman için kardeşini üç günden fazla terk etmek (küsmek) helâl olmaz.”