istediğimiz şeylerle var olmak istiyoruz.
bunlar bazıları için yalnızlık, bazıları için sıcak bir sevgili olabilir. burada önemli olan: istemediğimiz hayatları yaşıyoruz.
huzur mümkünken koşullar boğazımızda ip, azıcık eğilsek boğulacağız.
kendi ön yargılarımız, kendimize yahut çevreden bir maddeye biçtiğimiz değer yani kendimiz bile çoğu zaman en baştan adım atmamıza engel teşkil ediyor.
elimi her defasında bir eksik hevesle gökyüzüne uzattığımda parmaklarımın göğe erişmediğini görmek içimde bir vazo kırıyorsa hevessiz mecburiyetlerimin sürekliliği evimi yıkıyor.
oysa ben yalnızca yaşamayı isteyecektim. zamanımın bana ait olmasına ihtiyaç duyuyorum. koşullar günümü yönetiyor. yetmez, bir de bilincimi yönlendiriyor.
düzene duyduğum nefreti içime hapsedip yaşama ve yaşamın ötesine sevgiyle ve umutla bakmam gerekiyormuş. bunu en çok ben isterdim. bunu hepimiz isterdik.
suçlanıyorum. olduğum zaman, olmadığım zaman, gitmediğimde, kaçtığımda, saklandığımda. gösteriyorum, bak bu benim kalbim, biraz isli ama elimden geleni yaptım diyorum, suçlanıyorum. inanmıyorlar, kalbimin duru olmasını istemez miydim? kendi kalbim, en çok ben isterdim.
artık hiçbir şey istemiyorum. artık tek dileğim, ölmek.