Nedir, Ne değildir?!!
Yazamadık, çekelim bari. Çekebilsek ya bir de.. Neyse! Taslak, yazıp yayınlayamadıklarımla doldu. İlhamın kaçtı bir yere ama biliyorum geri gelecek. Editör değiliz ama blogger kafası baki. Öptüm, bye!
View On WordPress
Three Goblin Art

Discoholic 🪩

@theartofmadeline
I'd rather be in outer space 🛸

izzy's playlists!

★

Andulka
Not today Justin
$LAYYYTER
tumblr dot com

Mike Driver
trying on a metaphor

JVL
hello vonnie
Stranger Things
"I'm Dorothy Gale from Kansas"

taylor price
seen from Netherlands

seen from United Kingdom
seen from United States

seen from United States

seen from United States

seen from United States

seen from United States
seen from United States
seen from Romania
seen from Netherlands
seen from United States
seen from Netherlands

seen from United States

seen from United States

seen from Malaysia
seen from Brazil
seen from United States
seen from United Arab Emirates

seen from Italy
seen from United Kingdom
@olanbitennevarsa
Nedir, Ne değildir?!!
Yazamadık, çekelim bari. Çekebilsek ya bir de.. Neyse! Taslak, yazıp yayınlayamadıklarımla doldu. İlhamın kaçtı bir yere ama biliyorum geri gelecek. Editör değiliz ama blogger kafası baki. Öptüm, bye!
View On WordPress

Anya is live and ready to show you everything. Watch her strip, dance, and perform exclusive shows just for you. Interact in real-time and make your fantasies come true.
Free to watch • No registration required • HD streaming
Anadolu Jet - Titus Tüneli
Anadolu Jet – Titus Tüneli
Hep olsun diye dualar ettiğim, hayaller kurduğum şey sonunda oldu. Bir yazım oldukça fazla basılan ve bir çok insana ulaşan ve Türkiye’nin en büyük kurumlarından biri olan THY’ na ait olan AnadoluJet Magazin dergisinde yayınlandı. Ben Titus Tüneli’nden bahsettim, Engin Güneysu‘ nun şahane fotografları bana eşlik etti. Buyrun yazıyı buradan okuyun, okutturun.
View On WordPress
2014 Almanak Aslında uzun uzun başıma gelenleri yazacaktım. Hatta yazmıştım. Onlar da taslak içinde duruyor. Sonra vazgeçtim. Yaz yaz ne olacak?
Geçmiş Günlere İthaf: Çamlıhemşin&Pokut
Aslında deli oluyorum bir yere iki gün gidip, o gittiği yerden ‘Benim Karadenizim, Benim Hindistanım, Benim Sri Lankam’ diye bahseden ve hatta abartıp yazılar yazan, fotoğraf sergileri yapan insanlara. Ama Karadeniz benim. Evet ben de 3 gün kaldım, kalırken o kadar da bayılmadım ama hep söylerim; bende sonradan dank eder. Oradayken…
View On WordPress
Benim yazlık yerlere kışın gitme hayallerim, takribî 12-13 yaşlarıma dayanır. O zamanlar babamın yaptığı işten ötürü sürekli seyahatlere çıkması gerekirdi. O seyahatler de sık sık kış mevsiminde güney sahillerindeki otellere olurdu. O da dönüşlerinde, yazın sıcaklardan bayılıp koşarak girdiğimiz denizlerin, kış mevsiminde nasıl deli bir hale geldiğini anlatırdı. İşte ben o zamanlarda hep rüzgarlı, yağmurlu ve gri yazlık yerler hayal ederdim.
Büyüdüm. Yazları yine o yerlere gidip tatiller yaptım. Ama her fırsat bulduğumda aynı yerlere kış mevsimlerinde de gittim. Sonra hayal kurma dönemlerimde hep o rüzgarlı, yağmurlu ve gri yazlık kasabalarda, kışın tenhalığında yaşadığımı hayal ettim. Bu hayaller beni hep heyecanlandırdı. Kimi zaman da boğazımı düğümleyip, acaba içime kurt kaçırmış İstanbul’ u özler miyim diye düşündürttü. Hiç bir zaman tam olarak karar veremedim özleyip özlemeyeceğime.
34. yaşımda bunu görmek de varmış diyorum. Henüz tam olarak yaşamaya başlamamış olsam da yazımın büyük bir kısmını Gökçeada’ da geçirmiş oldum. Artık eylül sonları ekime yakın zamanlarda olduğumuzdan kış da yüzünü hafif hafif göstermeye başladı. Yazın o cıvıl cıvıl kalabalığından eser yok. Sezon bitti. Aileler, çocuklar, tatilciler hepsi bir bir yuvalarına döndü. Ben hala aklımda acaba ben İstanbul’ u özler miyim sorusu ile ekim ortasına kadar burada vakit geçiriyor olacağım.
İstanbul’ u şöyle özlüyorum: akşam olup hava karardığında, yapacak bir şey yoksa biraz burnumun direğini sızlatır şekilde. Hayal Kahvesi’ nde ya da Babylon’ da konser haberlerinde ilgimi çeken bir aktivite olduğunda, sinemaya gitmek istediğimde (ki henüz bu istek içimde oluşmadı), tiyatroya gidesim tuttuğunda (bu istek içimden hiç çıkmıyor).
Gökçeada bu hafta sonu kış gibi. Çılgınlar gibi esen bir rüzgar, hiç durmadan yağan bir yağmur, karşımda denizin deli gibi dalgaları; bakıp bakıp düşünüyorum: ben şimdi döndüğümde ne halt edeceğim diye. Etrafımda bildiğim bazı kimseler hayatlarını değiştiriyor. Herkes ilerliyor, yaşam ilerliyor. Duran kimseyi görmedim. Artık benim de bir şey yapmam gerekli. Kendi başıma, kararlarını kendimin verdiği, yapmayı isteyeceğim bir şey. Bu yaz içimde biraz bir şey yeşerdi. Şimdi aşırıya kaçmadan onu suluyorum. Sanırım önümüzdeki sezon köklerini sağlamlaştırmaya başlayan minik bir fide doğacak içimde. Hep söylediğim, istikrarını bozmadan uygulamaya aldığım kararımın meyvelerini toplayacağımı hissediyorum. Kolay olan hiçbir şey yok. Bu meyveler de büyük zorluklarla toplanacak biliyorum. Belki hava koşullarından, belki topraktaki eksik minerallerden. Ama şimdi olmazsa yarın olacak onu da biliyorum.
Bu ne yaptığımı anlatmaya çalıştığım 4. yazı. Birincisi ile arasındaki tek fark içimdeki büyük korkunun bir nebze de olsa küçülmüş oluşu. Ben ilk kez bağıra çağıra mutlu olduğumu, iyi olduğumu söylüyorum. Çevremde benim için endişelenen bir sürü insanın olduğunu biliyorum ve onlara karşı mahcup olmayı hiç istemiyorum. Ama en önemlisi kendime rezil olmak istemiyorum. 2015 sezonuna hazırlanıyorum, bazı planlarım var onları bekliyorum. Bir şeyler olacak görüyorum. Sabırla bekliyorum. Meyveleri ne erken toplamak ne de olmasına izin verip dallardan düşüşünü izlemek istiyorum.
Göreceğiz önümüzdeki günler ve zamanlar içerisinde neler olacağını. Bundan sonra 5. yazı yok. Bundan sonra olan ve bitenlerden bahsedeceğim güncellemeler olacak. Beni izlemeye devam edin canlarım.
Olmazsa olmaz fotograflarımı aşağıya bırakıyorum. Bakalım beğenecek misiniz?
© Pelin Ulca
© Pelin Ulca
© Pelin Ulca
© Pelin Ulca
© Pelin Ulca
© Pelin Ulca
© Pelin Ulca
© Pelin Ulca
© Pelin Ulca
‘Pelin Ne Yapıyor?’ – IV Benim yazlık yerlere kışın gitme hayallerim, takribî 12-13 yaşlarıma dayanır. O zamanlar babamın yaptığı işten ötürü sürekli seyahatlere çıkması gerekirdi.

Anya is live and ready to show you everything. Watch her strip, dance, and perform exclusive shows just for you. Interact in real-time and make your fantasies come true.
Free to watch • No registration required • HD streaming
Bu başlıklı 3. yazı. Çok heyecanlı. Çok garip. Hala havalarda uçuşan.
Mesela şu an İzmir’ deyim. Annemlerin yanında. Hep birlikte olalım, vakit geçirelim diye gelmiştim ama daha geldiğimin ikinci günü babamı Çökretme’ ye götürdük, kız kardeşim ve ben de bir gece Bodrum’ da kaldık. Anneme yalvardık, ağladık ama ikna edemedik bizimle gelsin diye. Bodrum’ dan ertesi gün İzmir’ e döndük. Şimdi üçümüz oturuyoruz ama yine herkes kendi havasında.
İzmir’ den Gökçeada’ ya haftaya gidiyorum. Gittikten sonraki gün bir düğün var. Daha doğrusu düğün yemeği. Ona katılacağım. Sonrasında da geriye yaklaşık bir buçuk aylık bir zaman dilimi kalıyor İstanbul’ a dönmek için (ki ben hiç ama hiç istemiyorum). Bu bir buçuk ay içinde neler olacak, neler düşüneceğim, neler hayal edip ne planlar yapacağım bilemiyorum. Ada’ ya ilk gidişimle şu anki halim arasındaki en büyük farkın ne olduğunu bilmiyorum. Bulunduğum mekandan uzaklaşmak, İstanbul’ da olmamak çok iyi geldi. Hiç bir faydası olmayacağına emindim ama tam tersi oldu, acayip işe yaradı.
İspinoz‘ da ise pek çok iş yaptık. Özellikle online ortamlarda bir yer edinmesine çabaladık. Biraz zamana ihtiyacı var. Hep derler ya bunlar bir süreç diye. Kesinlikle doğru. Önümüzdeki sezon daha iyi noktalarda olacağına eminim.
‘Pelin Ne Yapıyor?’ – IV. yazıda ne yazacağımı bilmiyorum ama o zamana kadar esen kalın, şiir okuyun.
Siz okuyun diye aşağıya bir tane bırakıyorum. Öptüm!
O VE BEN (Sait Faik Abasıyanık)
Sana koşuyorum bir vapurun içinden
Ölmemek, delirmemek için.
Yaşamak; bütün adetlerden uzak
Yaşamak.
Hayır değil, değil sıcak
Dudaklarının hatırası
Değil saçlarının kokusu
Hiçbiri değil.
Dünyada büyük fırtınanın koptuğu böyle günlerde
Ben onsuz edemem.
Eli elimin içinde olmalı.
Gözlerine bakmalıyım
Sesini işitmeliyim
Beraber yemek yemeliyiz
Ara sıra gülmeliyiz.
Yapamam, onsuz edemem
Bana su, bana ekmek, bana zehir
Bana tad, bana uyku
Gibi gelen çirkin kızım
Sensiz edemem.
© Pelin Ulca
© Pelin Ulca
© Pelin Ulca
© Pelin Ulca
© Pelin Ulca
© Pelin Ulca – AVTA Bodrum
© Pelin Ulca – Bafa Gölü
‘Pelin Ne Yapıyor?’ – III Bu başlıklı 3. yazı. Çok heyecanlı. Çok garip. Hala havalarda uçuşan. Mesela şu an İzmir' deyim. Annemlerin yanında.
Yaklaşık bir ay oldu ben Gökçeada’ ya gideli. Arada kısa bir mola gibi ‘oy’ vermek için geldim İstanbul’a. İyi mi ettim kötü mü hiç bilmiyorum. Burada oy vermek ve bununla ilgili durumlardan da bahsetmeyeceğim, tarzım değil. Sadece şu gerçeği yalın olarak gözler önüne serebilirim; İstanbul çok ama çok gergin bir şehir. Daha Tekirdağ sınırlarında başladı kendime sorduğum bunalım dolu sorular. Nasıl olacak? Nasıl yapacağım? Nasıl, nasıl, nasıl??
Oysa ada’ da durumlar bambaşka. Görevimin tam olarak ne olduğunu bilmeden gittim. Aklımda milyon tane soru, zaten çok sıkıldığım bir ortamdan uzaklaşmaya çalışırken en çok gittiğim yeni yerde de sıkılırsamdan korktum. Gider gitmez hiç haz etmediğim (aslında haz etmediğimi sandığım) mutfak ortamına sokuldum. Bir anda bir sürü görevim oldu. Yemek yapmanın ‘y’sinden anlamayan ben, 3 haftada kendime göre dev adımlarla ilerledim. Artık tek düşüncem bu oldu. Ne malzeme eksik, bugün ne yapmak lazım, müşteriler geldiğinde nasıl halledilecek, yapılacakların sırası ne olacak (bu soruları sonsuza kadar uzatabilirim). Ama insan yaptığı işi sevince zilyon tane garip ve sıkıcı durumu bir Herkül edası ile sırtlayabiliyormuş. Ben bu bir ayda önce bunu anladım.
Sonra aslında nereye gidersem gideyim hiç bir şeye yetişemeyeceğimi, bulunduğum ortamda beni rahatsız edecek en az bir kişinin bulunacağını, bu saçma bir kişi için gemileri yakabilecek kudrette olduğumu, ama kalıp mücadele ederek bazı şeyleri kabullenip gelişine vurmayı becerebilecek daha da büyük bir güçte olduğumu anladım.
Arkasından çorap söküğü gibi geldi hayaller, koca bir cesaret ve dağları sırtımda taşıyabilecek kuvvet. Ve evren hiç bir mesajımı karşılıksız bırakmadı. Bir yanda mutfakta mucizeler yaratmaya çalışırken, diğer yanda dergilere gönderilecek işler için fotograf çekmek ve bu çekimler sırasında çektiklerimi çok beğenerek bana farklı kulvarlarda iş verenler girdi hayatıma.
İstanbul’ a gelince sinir katsayım çok hızlı bir şekilde üst seviyeye ulaşırken, şimdi yarın yine o otobüse bineceğimi bilerek mutluluk içinde koşuşturuyorum evin içinde.
Bu yazı da aslında tarihe bir not, gelişimimin takibi için bir belge mahiyetinde duracak burada ve ben yine en çok anneme ve yanımda olan herkese teşekkür edeceğim.
Önce biraz durup kendinizi dinleyin, hayallerin sesine kulak verin. Evren, mesaj falan yazıyorum diye dalgaya gelip gülmeyin. Siz, sizin için mantıklı olan şekli ile isimlendirin. Ve ne olur bir an için düşünün ne yaptığınızı, ne için yaptığınızı. Hala mutluysanız sizden şanslısı yok, doğru yerdesiniz. Ama küçücük de olsa bir serzeniş çıkıveriyorsa içinizden hayatınıza iyi bakın derim.
Bir ayda bunları düşünen ben, bakalım yaz sonunda nerelerde hangi düşüncelerle olacağım. Arayı açmayalım, öptüm!
© Pelin Ulca
© Pelin Ulca
© Pelin Ulca
© Pelin Ulca
© Pelin Ulca
© Pelin Ulca
© Pelin Ulca
© Pelin Ulca
© Pelin Ulca
© Pelin Ulca
© Pelin Ulca
© Pelin Ulca
© Pelin Ulca
© Pelin Ulca
© Pelin Ulca
‘Pelin Ne Yapıyor?’ – II Yaklaşık bir ay oldu ben Gökçeada' ya gideli. Arada kısa bir mola gibi 'oy' vermek için geldim İstanbul'a.
‘Pelin Ne Yapıyor?’ Neresinden tutup başlasam bilemiyorum. Belki ilk yazmam gereken 'herşey bir gaz ve toz bulutuydu' olmalı. Fakat gerçekten bilemiyorum.
Düşüyorum Bu yeni bir bitiş ya da başlangıcın ilk yazısı olsun. Ben düşüyorum. Düşmekten kast ettiğim seviye/yer değiştiriyorum.
Daha önce hiç şahit olmadığım bir törene katıldım geçtiğimiz cumartesi günü. Üniversiteden bir arkadaşım, oğlunun vaftiz töreninde fotograflarını çekmemi rica etti. İlk kez görecek olduğum için heyecanla ve NuEtika için de referans olacağından koşarak gittim. Benim için ilginç ve bir o kadar da etkileyiciydi. Bir kaç fotografı paylaşmak istiyorum. Varsa yorumlarınızı da merak ediyorum.
©Pelin Ulca
©Pelin Ulca
©Pelin Ulca
©Pelin Ulca
©Pelin Ulca
©Pelin Ulca
©Pelin Ulca
©Pelin Ulca
©Pelin Ulca
Vaftiz Daha önce hiç şahit olmadığım bir törene katıldım geçtiğimiz cumartesi günü. Üniversiteden bir arkadaşım, oğlunun vaftiz töreninde fotograflarını çekmemi rica etti.

Anya is live and ready to show you everything. Watch her strip, dance, and perform exclusive shows just for you. Interact in real-time and make your fantasies come true.
Free to watch • No registration required • HD streaming
Gerçekten Türkiye’ nin en batısında, Gökçeada’ nın bana göre en güzel köyü Zeytinli’ nin hemen girişinde bulunan ‘butik otel’ konseptli bir tatil mekanı En Batı Ev. Geçen haftasonu gidip bizzat odalarında konaklayarak, o havayı soluyarak hem iş hem de kısa bir tatil yaptım. Otel’ in bu sezon fotograflarını bendeniz çekti. Mekan olarak ilk profesyonel çekimim olduğu için çok heyecanlandığımı ayrıca belirtmeme pek de gerek yoktur diye düşünüyorum. Fakat çok keyif aldığım da yadsınamayacak bir gerçek.
Otel’ in bu yılki ev sahibesi Sitare hanım. Kurumsal, koca bir firmada uzun yıllar çalıştıktan sonra her plaza çalışanının yaşayacağı klasik sıkıntıları geçirerek hayatının o kısmını kapatıp, Gökçeada’ da yepyeni bir bölüm açmış. Aslında En Batı Ev, O’ nun için bir başlangıç. Devamında yapacağı sürprizler beklemeye kesinlikle değer. İtalyan eşi bay Alberto ile birlikte harika bir iş kotarıyorlar ve evlerine yeni misafirlerini bekliyorlar.
Ben otelde ‘Beyaz Oda’da kaldım. Bence harikaydı. Güneş karşıdaki dağların arasından gözümüzün içine doğdu. Kuş, Horoz ve Koyun- Keçi sesleri ile uyanmak ne demektir bir İstanbul’ lu bunu bilemez. Tabiiki hepsi zevk meselesi. Ama tatil anlayışınız sakinlik, basit bir yaşam ve dinlenmek üzerine kurulu ise En Batı Ev tam size göre.
Buyrun biraz fotograf. Olur da kalkıp giderseniz benden de bahsedin emi?:)
©Pelin Ulca
©Pelin Ulca
©Pelin Ulca
©Pelin Ulca
©Pelin Ulca
©Pelin Ulca
©Pelin Ulca
En Batı Ev: Zeytinli Köy, Köy Yolu Kilise Altı Gökçeada
En Batı Ev Gerçekten Türkiye' nin en batısında, Gökçeada' nın bana göre en güzel köyü Zeytinli' nin hemen girişinde bulunan 'butik otel' konseptli bir tatil mekanı
Robinson Crusoe 389
İstiklal Caddesindeydik. Hangi gündü hatırlayamıyorum ama bahara yakın bir kış günü gibiydi. Çünkü hava erken kararmıştı ve üzerimizde kalın paltolar vardı. O kadar silik ki hatırladıklarım. Karanlıkta çok hafif sokak lambaları kadar. Tünel’ den Galatasaray’ a doğru yürüyorduk. Ne konuşuyorduk hiç hatırlamıyorum. Sonra birden ben ağlamaya başladım hıçkıra hıçkıra. Hala yürüyorduk. Hava soğuktu.…
View On WordPress
©Erhan Şermet
©Erhan Şermet
©Erhan Şermet
©Erhan Şermet
©Erhan Şermet
Erhan Şermet ile tanışmam 2. Bursa Fotofest’ e tekabül eder. Ben yine görevli olarak gittiğim Fotofest’ te, bu sefer boş boş oturmak zorunda bırakılınca ikinci gün delirmiş; başlarım böyle işe gidiyorum ben diyerek soluğu İzmir’ de almıştım. Hatta Engin Güneysu‘ da tesadüf denk gelmiş Bursa – İzmir seyahatini birlikte yapmıştık.
İşte Bursa – İzmir seyahatine başladığımız dakikada Erhan Şermet’ de İstanbul’ a gitmek üzere bize katılmış, Bursa otogarında ayrılmıştık.
Erhan’ ı bu şekilde tanıdım. Sonra sanal dünya sağolsun Facebook, Twitter derken birbirimizden devamlı haberdar olduk. Geçen gün sergi daveti gelince koşa koşa gittim.
‘Parçalar – İşaretler’ sergisi İstanbul Fotograf Müzesi‘ nde açıldı. Sergi fotografları çok güzel. Konu aslında çok basitmiş gibi görünse de kurgusu ve anlatmak istediği müthiş bir şekilde işlenmiş. Özellikle açılış sırasında Erhan Şermet’ in yaptığı konuşma kaçırılmaması gereken bir söz öbeğiydi.
Sergi 5 Eylül’ e kadar görülebilir. Kitabı da sergi mekanından elde edilebilir.
Tebrikler Erhan Şermet!
Erhan Şermet / Parçalar – İşaretler Erhan Şermet ile tanışmam 2. Bursa Fotofest' e tekabül eder. Ben yine görevli olarak gittiğim Fotofest' te, bu sefer boş boş oturmak zorunda bırakılınca ikinci gün delirmiş; başlarım böyle işe gidiyorum ben diyerek soluğu İzmir' de almıştım.
Bu yazımızda; yakın siyasi tarihimizin en önemli olaylarından biri olan Gezi Parkı Direnişi ve sonuçlarını son bir yıl içerisinde Sayın Başbakan ve cenahının en sık kullanmış olduğu kelimeler ve söz grupları ile açıklamaya çalışacağız.
27 Mayıs 2013’te başlayan ve yakın siyasi tarihimize Gezi...
Bozcaada - Kaç zaman sonra..
İçimden pek yazmak gelmiyor. Daha doğrusu başka bir yazı hazırlıyorum, sanırım bu yüzden aklım dağılsın istemiyorum. Hoş, o yazıyla da çok ilgilenmiyorum ya! Neyse, arada kısa bir mola olsun. Bu hüzünlü ve akıl almaz günlerimizde nefes almaya yardım etsin diye düşünerek sizinle Bozcaada seyahatimi konuşmak istiyorum.
Yıllardan 1998, üniversiteye girdiğim ilk yıl (eyvah yaşım ortaya çıkacak!),…
View On WordPress

Anya is live and ready to show you everything. Watch her strip, dance, and perform exclusive shows just for you. Interact in real-time and make your fantasies come true.
Free to watch • No registration required • HD streaming
You can see a compilation of my work in high definition at Traces Digital Art Festival in Bagnols sur Ceze between 24 may and 5 june.
Photographer: Görkem Keser/ Koda Collective
Late evening on 13th May, fire started in a coal mine in Soma, Manisa, Turkey. Many miners trapped inside. According to the miners, nearly 1000 miners were working at the time of the explosion. After a few hours more than 150 people announced as dead. While rescue operations going on, families and friends of the miners began waiting for updated news from mine and hospital. The long wait is still on but the hope is diminishing every passing hour.