sezgileri kuvvetli insanlar tanıdım şimdiye dek, onlardan değilim işte ben. yine de son dönemlerde büyüyüşümden midir bilinmez yüreğimin huzursuzluğunu kendime rehber edinirim. ayrıntılara değer veren benliğim ufak tefek parçalardan tablonun tamamını tahmin etmeye çalışır çoğu kez. ne zaman böyle bir alışkanlık edindim bilmem. tümevarım derler buna felsefede. pek anlamam felsefeden ama bilirim birkaç mefhumunu. kafa yorduğumdan değil de okulda öğrendim herkes gibi. okul olmasa okur kavrar mıydım bilmem. zevkime de düşkün biriyim biraz. zahmet edip kaldırmazdı parmaklarım birkaç sayfayı belki. işime geldiğinde düşünürüm ama. hayal gücümün hakkını yiyemem hiç. pek bir çetrefilli kendisi. bir başına âlem kurmuş ruhuma hükmedecek yakında. yok, şikayetçi olduğumdan değil de dünyada yaşıyorum ben, ne eksik ne fazla, her bir parçamla. ruhum var olmayan bir diyarda nefeslenmek istese ne yapar çelimsiz bedenim? çok yüz vermem bundan mütevellit tahayyülüme ancak lâzım oldu ismini zikredeyim. önderlik eder bana hayatıma alacağım insanlarda. bazı kimseler buna sarraflık der. insan sarrafı. ama yok, ben tahmin yürütme derim, tümevarım derim, bir takım psikolojik incemeler derim. özentiyim de biraz laf aramızda. "çağdaş insan" özentisi. ama bir kitabı okurken de en çok yüzyıllar öncesinden kalma kelimeler çeliverir aklımı. böyle de dengesiz bir tipim işte. karakter demeye bile tenezzül etmem kendime zira baş göstermeden ezilesice kibir. birileri nefretimi de kibrime yorar, haşa! kokuşmuşluğunuzu görür sadece benim meziyetsiz ruhum. ezmek pek adetim değil kendimi de böyle bir üsluptur aldı başını, müdahale etmek yaraşmaz. işte beklemekteyim şimdilerde. ben ve ufak tahta masa. bir kitap, çokça sayfası kullanılmış bir defter üstelik. birileri dâhil olmuş yaşamımıza bir vakit, ne kadar da çirkin! çıkmak da bilmiyor hani. ne diyeceksin diğer insanlara? ruhunun mavisini gördüm?deli derler insana. neden mavi peki diyeceksin belki. karaya meftunum çünkü ben. bir de sıyrılıverme, aykırı oluverme arzusu yapıştı yakama, bırakmıyor, ondan mavi diyiverdim. işte deli derler insana. ruhun rengisi mi olurmuş derler. kaçamazsın mavi gördüklerinden de işte. bundandır ki beklemekteyiz. güneş doğuyor şimdilerde. zaman su değil balçık gibi. belki de bir saman balyası. ah, yine yaptım yapacağımı. gardımı alayım diyorum. gülünç duruyor cümlenin kendisi, anlamını hiç sorma. ben bile sıyırmış diyeceğim kendime şimdi, az kaldı. olmayan saldırıya silah kuşanmak... yine de sen hazırlıklı ol Hedarga. ruhlarının maviliklerini sana bulaştırmasınlar. Hedarga da kim hiç bilmem. şu an var oldu, sırf kılıç kuşansın diye. benim yerime Hedarga dövüşecek, kendisi istedi. ben masumum. belki benim ruhum da mavi. tövbeler olsun! ne de sakınılası bir durum. ama yine de dikkat et kendine. mavileşme. mavi de güzel renktir aslında ama gazabına uğradı kırık kalemimin. siyaha olan düşkünlüğümden maviyi kurban ettim. biraz da mavi geziversin ruhunuz. hepsinin sonu bir zaten. anlıyor musunuz beni? anlamayın. anlamayın diye dilimi eğip bükmeye çalışırım. halbuki ne de çok kızarım anlaşılmaz şairlere ve yazarlara. ama ben şair değilim, yazar hiç değilim. anlamasanız da olur beni. yine de iki yüzlülükten kurtarmaz bu beni. insanın sevmediğini eyleme dökmesi ne çirkin bir iş! tıpkı birilerinin ruhundaki mavi lekeler gibi. yok, çıkmıyor aklımdan. sevmiyorum onu ve mavisini. sadece onun mavisini ama. gökyüzünün mavisine sevdalıyım da biraz. pişman oldum şimdi ama değiştiremem artık maviyi. bir kurban lâzım gerekliydi. anlatımımı da eleştirir bunlar şimdi. halbuki ben kusur var edecek kadar severim kusurları. öyle de değil aslında ama anlatmayacağım ne de olsa siz anlamazsınız beni.













