
titsay
Today's Document

★
Stranger Things
NASA
Monterey Bay Aquarium

izzy's playlists!

Discoholic 🪩
$LAYYYTER
cherry valley forever
Keni
Show & Tell
occasionally subtle
Acquired Stardust
PUT YOUR BEARD IN MY MOUTH

Andulka
Peter Solarz

"I'm Dorothy Gale from Kansas"

seen from United States
seen from United States

seen from Germany

seen from United States

seen from Malaysia

seen from Türkiye

seen from Canada

seen from Türkiye

seen from Romania

seen from United States
seen from Romania
seen from Türkiye

seen from Russia
seen from United States
seen from United States
seen from Germany
seen from United States
seen from United States

seen from T1

seen from Latvia
@isist

Anya is live and ready to show you everything. Watch her strip, dance, and perform exclusive shows just for you. Interact in real-time and make your fantasies come true.
Free to watch • No registration required • HD streaming

Anya is live and ready to show you everything. Watch her strip, dance, and perform exclusive shows just for you. Interact in real-time and make your fantasies come true.
Free to watch • No registration required • HD streaming
Eğer aşkı seversen cân olasın.
İlâhî meşrebim, vahdetperestim, şerâb-ı cilve-i hayret ile mestim.
firûze, bir nigâhın düşse cânıma sanırım kevn ü mekânın sırrına destim.
ne rindim büsbütün ne zâhid-i huşk, arada bir dervîş-i sergerdestim,
senin kûyunda bir zerreyim ancak, felekler dönse de yine sana pestim.
firûze, zülüflerinin kavs-i kudretiyle yazılmış bir kitâb-ı ibretim,
her harfi bir âh u bir niyâz olmuş lisân-ı dilde okunan hikmetim.
geceler inerken şehr-i gamıma sen doğarsın mâh-ı dilârâ gibi,
ben secdeye kapanmış bir pervâne, sen mum, bense sana müptelâ mestim.
dilimde zikr-i nâmın ey firûze, gönlümde bir devr-i hayretin sesi,
sanki bir ney gibi içimden geçen feryâd-ı aşkın nâle-i bestim.
bu gece gözlerinin göğünden Firuze, yıldız yağıyor üzerine şiirimin.
kâğıtların zemheri beyazlığına kıvılcım ekiyor ellerim.
ne mümkün gizlemek bu sûz-ı pinhânı ki ruhum âteş-i hicrân ile yanar,
sen gülşen-i cemâlinle bahâr iken ben bülbül-i nâlân-ı şeb-perestim.
ey firûze, bil ki bu fakîr-i dil her nefeste sana doğru yürür,
varlığımı yokluğa katıp da senin vahdet ufkunda yine mestim.
İlâhî meşrebim, vahdetperestim, şerâb-ı cilve-i hayret ile mestim,
firûze, bir nigâhın değse rûhuma sanırım kâinatın sırrına destim,
gönlümde devr eder bir nûr-ı esrâr ki her lahza ona ser-beste bestim,
senin kûyunda ser-gerdân gezen bir âh-ı pür-hicrân ile mestim.
firûze, gözlerinin kavs-i kudretiyle yazılmış bir kitâb-ı ibretim,
her harfi bir figân, her noktası bir nâle-i pinhân-ı hikmetim,
sen okudukça dirilen bir âyetim, susarsan bir garîb-i mihnetim,
görünmez bir nefes gibi dolaşır kûyunda nâm-ı muhabbetim.
şeb inerken ufk-ı gamgîne doğarsın mâh-ı cemâl-i dil-berim,
ben pervâne-i sâgar-keş-i sûzân, sen âteş-i mestâne-i serverim,
her nefesimde bir zikr-i firûze var ki dilimde nûr-ı kevserim,
ne mümkin inkâr etmek bu kaderi, ben sana meyyâl-i ezel-serim.
bir lahza gözlerin düşse bu harâb gönlüme ey şem’-i bî-hemâl,
felekler susar, rûzgâr diner, söner gamın bunca gürültü ve ceng ü cidâl,
gönlümde açılır bir gülşen-i mestî ki bülbüller eder bî-inkıtâ nâl,
firûze, senin bir tebessümün yeter bu âlemi vermeye kemâl.
nice geceler gördüm ki semâdan yağar sükûtun siyâh tülleri,
ben ise ararım kûyunda bir iz, bir remz-i nihânın külleri,
her kum tanesi olur bana bir sır, bir âh-ı bî-pâyânın gülleri,
firûze, adın düşse dilime titrer cihânın bütün telleri.
⠀⠀⠀
ben bir sâlik-i hayretim ki yolum senin cemâline çıkar nihâyet,
her adımda döner devr-i felek, her nefeste bir başka hikâyet,
sanki kâinatın nabzı vurur kalbimde bir nûr-ı hidâyet,
firûze, senin bir bakışınla olur bu fakîr-i dil ser-nihâyet.
⠀⠀⠀
ey mâh-ı firûze, bil ki bu gönül bir harâbe-i sûzân-ı sevdâdır,
her köşesinde yanar bir kandîl ki adı âh u derd-i dünyâdır,
sen gelince olur bir gülşen-i rûhânî, gider bunca zulmet-i riyâdır,
ben bülbül-i dîvâne, sen gül-i handân; kaderimiz ezelî bir duâdır.
⠀⠀⠀
ne mümkün saklamak bu sırrı artık ey şeh-perî-i nûr-ı cemâl,
dilimde firûze, gönlümde firûze, gözümde firûze bir hayâl,
her nefeste büyür bu sevda, olur kâinatı dolduran bir suâl,
ben cevâbını bulmuş bir dervîşim: sensin o cevher-i bî-zevâl.
⠀⠀⠀
firûze, eğer bir gün bu fakîrin sesi düşerse sükûtun kıyısına,
bil ki bir ney gibidir şiirim hâlâ senin adının hatırasına,
rûhum göçse bile kalır bu şiir senin kûyunun atlasına,
çünkü ben ezelden yazılmış bir âhım firûze’nin sevdâsına.
aşk henüz nûr ile hâme arasındaydı:
ben seni yazıyordum levh-i mümkinât içre. zaman secdeye varmıştı adının eşiğinde, çökerdi arş-ı tahayyül saklanırdı kirpiklerinde. fecr-i sâdık gibi bir kıvılcım düşerdi gaybın külüne. ne kalem mevcûd idi ne mürekkep ne sahîfe, alnına nakş eylerdim yazgıyı enfâs-ı sîneyle. kelâm muhtarik olur, sükût idi nutk-ı perde. dil lâl kesilir, kalp düşerdi şerh-i hâle. ne şâir idim ben ne şiir ile me’lûf hevesle, okunan bir hâl idi, söz ermezdi o mertebeye. gönlüm soğumuş Firuze.
aşk henüz esmâ ile müsemmâ arasındaydı:
âsâr-ı kademinin izinden olurdu râhlar pür-intizâr, ayak izlerinle öğrenirdi yol olmayı diyarlar. bir bâğ-ı memnû‘da dururduk ikimiz bî-iktirâr, günâha varmadan evvel ağlardı şâhlar. felek ıssızdı, adımız bir tan rüzgâr. ismimiz sırra emânet, dillerde gezmezdi nâr. söz dudağında şarap olurdu, içilirdi bî-hisâr. henüz yağmur bilmezdi deniz olmayı yâr, katremiz ummân değildi, vakit daha nevbahâr. Firuze, gönlünün öptüğü ayrılıklar.
aşk henüz cân ile hicrân arasındaydı:
ruh, beden dergâhının eşiğinde hayrândı her ânın. bir nefha üfledim gözlerine, lerzeye düştü arşın. kandil kandil yanardı bakışında esmâ-yı subhânın, gaybın sînesinden sızardı nûr, sırra nihânın. bu sırr-ı kadîme ta‘zîmen eğildi arş-ı rahmânın. zamân hicâb eyledi çağrından, sustu devrânın. gözlerin fecr idi doğmamış sabahlardan beyânın, kalb-i nâtüvâna aşkın bir girîv-i zârım imkânın. leyl-i firâkın çökerdi arş-ı tahayyülün erkânın. kalb-i harâbım Firuze, sırr-ı cânın.
aşk henüz nûr-ı evvel ile sırr-ı zulmet arasındaydı:
gece henüz zulmet kesb eylemezdi, bahr u ummân taşkınlığı bilmezdi. ben seni severken âlem hâlâ fikrî, vücûda ermemiş bir hakîkat-i gaybî. dokunuş menhî, idrâk farz-ı aynî, yakîn perdeli, sır emr-i rabbânî. kirpiklerin yazardı hükm-i kazâ-yı ezelî, alnımda mühürlenen her remz kader-i sermedî. “ol” denmeden kemâle ermişti emr-i ilâhî, kelâm zuhûra varmadan tamam sırr-ı ezelî. gönlümün yorgunluğu Firuze dokuz kehkeşan rengi.
aşk henüz söz ile sükût mâbeyni arasındaydı:
lâm büküldü, sîn kan kesildi esmâya, yol döndü nâra. ateşsiz kalan düşmedi bu sırr-ı hudâya, alnım toprağa varmadan eridim seyr u fenâya. benlik sanemi kırdım bir nefeste parça parça, yoklukta seni buldum, varlıktan çıktım bekāya. ne mümkinât tecellîdeydi ne imtinâya, kün emri lebde asılı, varmazdı ifşâya. sükût libâsına büründü cümle mâsivâya, mânâ aktı derûn-ı rızâya. alnın kaderim oldu toprağa değince aslında, secde mühür vurdu yazgıyı levh-i kazâya. melekler hayrete düştü bu kurbiyyet-i câna, bâğ-ı ümidim bahâr-ı iştibâ. Firuze, gönlüm artık dokunmaz semâya.
bu alemde bir yudum suyla toprağın nasıl güldüğünü görmek için ancak Aziz bey şiiri okumak gerekir.
Görüp görebileceğimizin en iyisi.
sana bu mektubu bir gece yarısında yazıyorum; azatlığın zirvesinde sohbete dalmış yıldızlar var. zühre bir şarkı tutturmuş. babil’den kalan zavallı dünya habersiz, zavallı dünya sağır. bir harut’la marut, bir de ben dinliyorum. derken yıldızlardan biri kayıp gidiyor; bir intikam fişeği gibi saplanıyor karanlığın karnına. senin namına yıldızları kıskanıyorum. kim bilir kaç ışık yılı uzakta, öfkeyle kollarını çemriyor yalancı fecir. imanım gibi biliyorum: vakit asılmak vaktidir.
ve taksim gazinolarında trahomlu şairler mısra arıyorlar; masaların altında, bilmeden cennet atlarının kanını içiyorlar. ben yurdumun en sert tütününden bir sigara yakıyorum; dumanı ciğerlerime değil, iliklerime çekiyorum. ne kadar ürkek ceylan varsa asya çöllerinde, domaniç yaylası’nda ne kadar dizginsiz at varsa, başlıyorlar kılcal damarlarımda koşmaya. sıcak solukları alnımı yalarken, toynaklarını hissediyorum alyuvarlarımda.
gökten firuze yağardı hep, yollara düşerdik. sana bu mektubu evimin balkonundan yazıyorum. sağ elimi koyuyorum tam yüreğimin üstüne. çankaya yokuşu’nda söylediğimiz marşı duyuyorum; ulu kayalar parçalanıyor beynimin bir yerinde. atlas yelkenli gemileri unutmuş birkaç levent.
istediğin o seccadeyi hemen gönderiyorum. bir yerinde demirden dağlar eriyor, viski kokulu bulvarlarda yavaş yavaş ölüyor. üstünde kâbe resmi ve anamın duaları var. ve bildiğin sebeplerden ben gelemiyorum yine. biliyorsun ki sevmedim ülküden başkasını; başı dumanlı dağları, dolunayı, ufukları ve bir de çankaya yokuşu’nda söylediğimiz marşı. önce allah, sonra genlerim şahit. sevgimi üç bin yıl sonra doğacak torunuma yolluyorum.
trahomlu şairler doğruluyorlar masaların altından; parmakları fahişelerin karanlık saçlarında. benim kalemimden süt değil, kan damlıyor. geceler boyu böyle geleceği öldürüyorum. kahrolayım, sevmedim ülküden başkasını; bir de seni çok seviyorum.
eğilin önümde, çağdaş güneşler. kenanlı yıldızlar, varın secdeye. ıssız çöllerde, derin kör kuyularda ben görürüm camgöbeği düşleri ve ben yorarım sırma şafaklarda bulanık, korkulu düşlerinizi. tebessümlerimi yollarım vakur kervanlarla küfür karanlığı gecelerinize; sonra düşüncelerinizi yeşertirim.
ince belli üç attır tih sahrası’nda: güzelliğin, sabrın ve yalnızlığın. çılgınca yarışırlar kader güzergâhımda; nalları değer kader çizgilerinize. bilemiyorum, bensiz nasıl olursunuz? cibril nefesli rüzgârlarda perdelenir gözleriniz; körpe bir ceylan gibi kaçıp gider güzellik. ateş yağar avuçlarınıza bir yerden; nil söndüremez içinizdeki yangınları. ağulu bir yılan ölüsü gibi yatar durur öyle, mucizelere gebe kızıl deniz.
dinleyin hele, dinleyin çağdaş kadınlar. gamzesiz, zülüfsüz, yorgun kadınlar. mor mor halkalarda tutsak kadınlar. birer bıçak vermedi mi ellerinize Züleyha? çizdirmedi mi güzelliği avuçlarınıza? Züleyha dedim ya, biraz durmalısınız; lacivert çöl gecelerinden bir parçadır o. gözbebeklerinde dinlenir bereketli nil. nasıl anlatsam size Züleyha’yı; gözleri bir vaha gibi yeşil.

Anya is live and ready to show you everything. Watch her strip, dance, and perform exclusive shows just for you. Interact in real-time and make your fantasies come true.
Free to watch • No registration required • HD streaming
bir rüya gördüm firuze, hayırlara gele,
gönlümün ırmakları döndü firuze sele.
ufukta bir yıldız kaydı, şehrâh-ı sühandan,
mestâne bakışlarla geçtim her bir erkândan.
çeşm-i mestin okunu sindiremedim sineye,
derd-i aşkın hançerini saplayıverdi teneye.
sâki-i devrân elinde şerbet-i aşkın sundu,
bir şeb-i candan eserdi sabâ, revzen açık,
gönlümde andelib-i nâlân, feryadı seçik.
lebriz olmuş çeşmim dert firuze rengi,
derd-i aşkın sinesi pür-nûr, âteşi cengi.
mest olup aşkın şarabından, döndüm divane,
cân ü gönülden geçip oldum o mâhın kane.
gördüğüm rüya değil, belki bir ilham-ı Hak,
firuze bir remz idi, kalbime oldu mülâk.
mecnun'a döndü çölümde akl ü fikrim sâkit,
leylâ-yı aşkın için ben de oldum bir divanet.
firuze rüyam gerçek, hakikat oldu nihayet,
aşkın divanında buldum kendimi bir neşîdet.
Şairin sözleri aldı benden beni.
kaynar suların içinde açmış bütün çiçeklerim. bahar görmüş sen söndüremezsin bu buharı.
Aşkın yolunda düşe Firuze,
kalbin sürüklensin göğe.
Bir umut gibi üşü Firuze,
ruhun yaslansın geceye.
Ateşten geç ama yanma Firuze,
külü bil, var ol kendinle.
Bir gül gibi kanat Firuze,
koksun dünya seninle.
Yollara düş yine Firuze,
izlerin varsın sile.
Bir sır gibi sus Firuze,
söz değsin derinliğe.

Anya is live and ready to show you everything. Watch her strip, dance, and perform exclusive shows just for you. Interact in real-time and make your fantasies come true.
Free to watch • No registration required • HD streaming
siz aşkı ne bilirsiniz bayım. aşkı, aşk bilir yalnız.
bir seher-sâlâr-ı gamdır firuze bekleten beni, mâtem-dîde bulutlar ağlar firuze'm rengini.