Şaka Yapmayı da mı Unuttuk?
Bir fıkra üzerinden koparılan tartışmaları izlerken aklıma şu soru geliyor: Biz ne zaman bu kadar alıngan, ne zaman bu kadar kutuplaşmış bir toplum haline geldik?
Bir fıkra anlatılıyor. Kimi gülüyor, kimi beğenmiyor, kimi eleştiriyor. Ancak artık bazı konularda eleştiriyle yetinilmiyor; hemen niyet okumalar başlıyor, ardından suçlamalar geliyor ve konu hukuki süreçlere kadar uzanabiliyor. Oysa mizahın doğasında biraz abartı, biraz iğneleme ve biraz da düşündürme vardır.
Bu topraklarda yıllardır anlatılan sayısız fıkra oldu. Karadenizliler üzerine anlatılanlar, Temel ile Dursun hikâyeleri, Kayserililer, Lazlar, hatta çeşitli meslek grupları hakkında yapılan espriler... İnsanlar bunları dinler, güler ve geçerdi. Çünkü herkes bunun bir mizah ürünü olduğunu bilirdi.
Bugün ise bir fıkra anlatıldığında önce gülünüp gülünmeyeceğine değil, kimin alınacağına bakılıyor. Esprinin kendisi değil, olası siyasi ya da toplumsal çağrışımları tartışılıyor. Böyle olunca da mizahın doğal ortamı giderek daralıyor.
Elbette hiçbir özgürlük sınırsız değildir. Hakaret ile mizah arasındaki çizgiyi korumak gerekir. İnsanları aşağılayan, nefret yayan ifadeler elbette eleştirilebilir. Ancak her espriyi, her fıkrayı kötü niyetli bir saldırı olarak değerlendirmek de toplumsal hayatı gereksiz yere gerginleştirir.
Toplumlar yalnızca ciddi meselelerle ayakta kalmaz. Birlikte gülebilmek de önemli bir toplumsal değerdir. Gün içinde dost meclislerinde, iş yerlerinde, aile sofralarında yüzlerce fıkra anlatılıyor. İnsanlar bazen kendileriyle, bazen yaşadıkları şehirle, bazen de ait oldukları kültürle ilgili şakalara gülüp geçebiliyor.
Belki de bugün en çok ihtiyaç duyduğumuz şey biraz daha hoşgörü, biraz daha sağduyu ve biraz daha tebessümdür. Çünkü her sözü kavga sebebi yapmak kolaydır. Zor olan ise farklı düşüncelere rağmen aynı masada oturabilmek ve birlikte gülebilmektir.
Şaka kaldırabilen toplumlar özgüvenli toplumlardır.
Unutmamak gerekir ki toplumları bir arada tutan yalnızca ortak acılar değildir; ortak kahkahalar da en az onlar kadar değerlidir.















