Yalanın Sofrasında Geleceksizlik
Baskın kılınan yalanların sofrasında hayatın esamesinin okunmamasına devam deniliyor hemen her anlamda. Yersiz, nedensiz değil bu sınırlardan başlayarak koca bir dünyanın o kapkaranlık tahayyüle evrimi, dönüşümü yalanların refakatinde, mutlak doğrular denileni alt üst ederek var ediliyor. Kurmaylar, söz hakkı sahibi olanlar, yönetici katlarındaki isim ve temsiller çeşitlenirken cellatların hep aynı olduğu göz ardı olunuyor. Sözün kerametini bir kenara terk edip, hileyle, riyayla, dönüşümsüz bir biçimde kullanıla gelen tahakkümle, tehditlerle birlikte bir biçimde güncellik daraltılıyor. Hayata yer konulmuyor. Gündeliğin harap viran edildiği, hakkın da hukukun da zayi olunduğu bir düzlemde ortaya çıkagelen her yeni eylemsellik başkaca yıkımların da önünü açıyor. Artık kesintisiz bir cenderenin ortasında, her anına başkaca bir tehdidin güncellendiği, yeniden kırmızı çizgilerin ortaya saçıldığı bir manevra sahasında yaşamak kalıyor. Hiçbir hayale yer koymayan, her günün daha da baskın bir biçimde delik deşik olunduğu. Kesin ve kati denilerek verilen hükümle çoğaltılan derdest etme hallerinin ortasında hayatın esamesinin çürütülmesi gailesi tüm bu modern zamanlar şiarını da delik deşik ediyor. Hiçbirimiz için en ufak bir yarın halinin de ihtimalinin de söz konusu olunmadığı bir geleceksizlik içerisinde gün tüketiliyor. Şimdiyi çarçur etmek normalleştiriliyor.
Tahayyül olunanın ötesine çoktandır ulaşmış olagelen çamur atmalarla birlikte siyasetin şu ülkedeki temsil kabiliyeti sizlere ömür kılınıyor. Değme seçmen iradesi, oy beyanının ya da demokrasinin gereği denilerek söz hakkının sıradan insanda olduğu yanılgısı arasız bildirilirken hiçbir hakkın olmadığı faş edilir. Hiçbir hakkın olmadığını en son Üsküdar Belediye Başkanı Sinem Dedetaş'ın rivayetler üstüne kurumsallaştırılmış olagelen rüşvet ağında yerini aldı, öyle biliyorum, duyum aldım bahisleriyle gözaltına alınıp, sonrasında da tutuklanmasından görebilmek mümkündür. Çözümsüzlüğü, mutlak teslimiyeti konu ne olursa olsun iktidarın tahayyülleri doğrultusunda değerlendiren bir anlayışın, memleketin o yıkılmaz kalelerinden birisi olduğu zikredilen Üsküdar'da 30 yıl sonra kazandığı zaferin pek tabi ki bir bedeli olacağı muhakkaktır. Bunun da karşılığını yalanlarla kurumsallaşmış olagelen bir itham etme çabası, sosyal medya linci, arkasına çıkagelen soruşturma, sonuna eklenmiş olagelen gözaltı operasyonları ve nihayetinde tutukluluk ile gerçekçi kılarlar. Bu memleketin yenisinde de eskisinin izlerinin takip olunduğu, Yeni Parti'nin yakaladığı tüm o ivmenin de gazını bir an önce boşaltabilmek için kurumsallaşan tehdit dilinin pek çok farklı açıdan yeniden imalinin sacayaklarından birisi bir başkanı daha saf dışına itmektir. Her şey her gün yeniden çok güzel oluyor, iktidar lehine, dümen suyunda gidene, teslim olana, rehine olduğunu kabullenene. Bu mudur demokrasi, bu hallerle mi yarınlara doğru ilerleyecek müreffeh, sorgulayan, hesap sorabilen ülke? Yanıtsızdır.
BirGün Gazetesinden iliştirelim: “Başsavcılığın açıklamasında, "yapı ruhsatı verilmesinde yetkisi bulunmayan Kent A.Ş. görevlilerinin, kriptolu haberleşme uygulaması üzerinden oluşturulan iletişim ağıyla ada-parsel bazlı renklendirmeler içeren tablolar hazırlayarak belediye personelini yönlendirdiği ve ruhsat sürecini koordine ettiği" öne sürülmüştü.
Açıklamada, "Kent A.Ş. ile müteahhitler arasında toplam bedeli 1 milyar 78 milyon 870 bin 833 TL olan çok sayıda 'danışmanlık hizmeti' sözleşmesi imzalandığı, bu kapsamda bugüne kadar 361 milyon 392 bin 264 TL tahsil edildiğinin MASAK verileri ve diğer delillerle tespit edildiği" iddia edilmişti.
Soruşturmada ayrıca, "müteahhitlerin yapı ruhsatı alabilmek için Kent A.Ş. ile sözleşme imzalamaya zorlandığı, mevzuata aykırı iskan ruhsatları karşılığında rüşvet alındığı ve bazı ödemelerin Belediye Başkanı Sinem Dedetaş'ın danışmanı U.M.'ye parça parça teslim edildiğinin HTS kayıtları, baz verileri ve şüpheli ifadeleriyle tespit edildiği" iddia edilmişti.
Operasyon sonrası Üsküdar Belediye Başkanı Sinem Dedetaş'ın Üsküdarlılara hitaben yazdığı mektup sosyal medya hesabından paylaşılmıştı. Mektubunda, "Bu sabah yanınızda olamasam da her sabah olduğu gibi bugün de aklım ve kalbim Üsküdar’ın sokaklarında" diyen Dedetaş, şunları kaydetmişti:
"Tüm çalışma hayatımı gözden geçirdiğimde, olmayı hak ettiğim ve hayal ettiğim yer elbette nezarethane değildi" diyen Dedetaş, şunları söyledi: "Ama sağlığım yerinde çok şükür. Sizlerin de vermiş olduğu destekleri avukat arkadaşlarımız bana ulaştırıyor, gerçekten çok mutlu oluyorum. Sizden haber almak, destek almak moral veriyor."
Savcılık Dedetaş'ı Örgüt Lideri Olmakla Suçladı
Sevk yazısında, rüşvet ve irtikap suçlamalarına konu eylemlerin, “Sinem Dedetaş’ın liderliğindeki çıkar amaçlı suç örgütünün faaliyetleri kapsamında” gerçekleştirildiği iddia edildi. Başsavcılık, belediyenin resmî hiyerarşisinin bozulduğunu, belediyede resmî görevi bulunmayan Kent A.Ş. Genel Müdürü Nazım Akkoyunlu’nun “gölge başkan” gibi hareket etmesine olanak sağlandığını öne sürdü.
Savcılık; “soruşturmanın devam etmesi, henüz tüm şüphelilerin tespit edilememesi, delillerin karartılması, şüphelilere bilgi verilmesi ve kaçma ihtimalini gerekçe göstererek dört şüphelinin tutuklanmasını” talep etti.”
Otuz yıllık bir hükümranlığın hakim kılındığı Siyasal İslam için kale kılınmış / bildirilmiş olagelen bir zeminde muhalif bir kimliğin seçimi kazanmasının rövanşını bunca açık bir halde rüşvetle, irtikapla, çete oluşturma suçlamasıyla alaşağı edebilmek bir tek böyle bir ülkede söz konusu edilebilirdi, burası Türkiye! Eski dönemlerin belediye başkanları için onca meşum eylem / iddia ortadayken, kanıtlanmasına hacet olmadan kent suçlarının bini bir parayken saçılanları göz ardı edenlerin, İstanbul'un göbeğindeki bir belediyenin daha muhalefetten geri çalmasının hesabı ne olacaktır ki sahiden bu yeni ülke denilen sarmalın ta kendisinde. Ağzıdaki bakla az sonra çıka gelendir: “MHP Hukuk ve Seçim İşlerinden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Feti Yıldız, sosyal medya hesabından açıklama yaptı.
"Kanuna aykırı maddi yardım almak"
Yıldız, yaptığı açıklamada şunları söyledi: "Türkiye'de siyasi partilerin temelli kapatılması nedenleri Anayasa'nın 68. ve 69. maddelerinde düzenlenmiştir. Siyasi parti kapatma nedenlerine 'rüşvet ve yolsuzlukların odağı olmak' da eklenmelidir. Mevcut Kapatma Nedenleri; Tüzük ve Program Aykırılığı: Siyasi partilerin tüzük ve programlarının Anayasa'nın 68. maddesinin dördüncü fıkrasında belirtilen esaslara aykırı olması. Eylemlerin Odağı Olma: Partinin üyelerinin Anayasa'ya aykırı eylemler işlemesi ve bu eylemlerin parti organlarınca odak haline getirilmesi. Devletin Bütünlüğü: Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne, insan haklarına, demokratik ve laik Cumhuriyet ilkelerine aykırı hareket edilmesi. Suç İşleme ve Şiddet: Suç işlemeyi teşvik etmek, suç işlemek veya şiddeti savunmak. Yabancı Yardımı: Kanuna aykırı olarak yabancı devletlerden veya kurumlardan maddi yardım almak."
Yalanların hakikate dönüştürüldüğü bir zeminde, mutlak iktidarın tahayyülü doğrusundan çıkagelen her şey bütün bu sarmala dönüşmüş, yengileri hazmedemeyip ötekisinden hıncı başka odaklarla, oyunlarla almaya çabalayan bir siyaset pragmatizmi çıkagelir. Feti Yıldız tarafından zikredilen, Türkiye'deki kirli siyasetin baskınlığının başkaca bir yüzeyidir. Bir biçimde iktidar kanadının, koalisyonun her şeyi mübah bildiği bir zeminde, kent suçlarını hırsızlıkların, rüşvet çarklarının aldığı, geleceği sağlama almak adına en olmayacak haller ve ihtimallere girişildiği belirginken, mutlak teslimiyet haline bir kere daha davranılır. Hem zaten demokrasi nedir ki, adalet mekanizması niye vardır ki. Kanunların üstünün bir biçimde çizildiği, iktidarcılık kuramının yanı sıra, güce tapınmanın memleketin dört bir yanının sağa sola / hatırlı kişilere / sayılı makamlara, mevkilere ve iş bitirici sermayedara peşkeş çekilebildiği bir zeminde hortumların hangisi kesilebilmiştir ki. İstanbul'un fikrini, oy beyanını, demokrasiye dair tahayyülünde başkaca bir ihtimali değerlendirmesinin en kestirmeden törpülenmesi için kullanılagelen o tehditkar dil, bitimsiz bir katran karasında kalakalmış ülkeyi anlatıyor artık. Sandıkta yenilemeyeni, başkaca oyunlarla, kurulan tüm o oyunlarla, para tuzaklarıyla, şantajlarla ya Ak Partili kılıp ya da bitimsiz gizemli tanıklar hikayesine tutunarak, ihbarlar geldi / gitti denilerek kurulan çatı iddianamelerle derdest ederek mutlak bir devinim, tam teşekküllü bir öğütücü güncellenir.
Dağına taşına ormanına kıyılırken, kentlerin can damarlarına beton yığınakları yapılırken ses etmeyenlerin, iddialarla çıka geldikleri sahada bitimsiz linçlerinin akıbetinde depremi kıyısında bekleyen bir şehrin hazin hikayesi yatmaktadır. Hüznü aşan, yıkım cerahatli hal ve gidişatında kurban bilinenlerin sıradan insanların yazdığı öykünün her cüzünün tarumar edilebildiği bir hazin tablonun yalanlarla desteklendiği, riyayla şekillendirildiği bir acaba sorusunun mıhlandığı tahayyüller dizisi gerçek kılınır, yegane gerçek. Hülasa; yalanın mesken tuttuğu bu coğrafyada adalet, sandıktan kaçırılan. rızayla teslim alınamayan için kurulmuş intikam aracıdır. Bugün Üsküdar’da kurulan o gaddar tezgâh, yarın kapınızı çalacak olan karanlığın sadece provasıdır; çünkü bu düzende geriye kalan tek hakikat, sıradan insanın elinden çalınan yarınlarıdır. Kesintisiz, doğrudan güncelliğini var ettikleri bu açmazlar sarmalında gelecek şimdi bir kere daha, ümit bilmiyoruz kaçıncı kez, iktidarın devamlılığı, daim kılınması adına çalınmaktadır, iyi de nereye kadar!...
Misak TUNÇBOYACI – İstan'2026
Görsel: Ovidiu SELARU via Foto Skoda
Üsküdar Belediyesi Soruşturması: Sinem Dedetaş Tutuklandı! - BirGün
https://www.birgun.net/haber/uskudar-belediyesi-sorusturmasi-sinem-dedetas-tutuklandi-726657