ALINTILARLA GÖZLER EVRİLDİ Mİ SORUSUNA CEVAP
Gözlerin evrimi evrimteorisinin (her ne kadar evrimciler kanıtlara dayanmayan varsayımlarla hayali çizimlerle halledildiğini iddia etseler de) en sancılı konularından biridir. Nedeni ise gözlerin son derece kompleks organlar olduğu gibi görme olayının basit olmayıp kompleks sistemlerin bütünselliğinde gerçekleşmesidir. Gerçekten de görme olayının gerçekleşmesi ve devamlılığı için göz denen organların eksiksiz ortaya çıkması yetmez. Bunun yanında beynin; sinir, dolaşım, sindirim, solunum boşaltım vb. gibi yaşamsal sistemlerin bir bütün olarak eksiksiz oluşması da gerekir. Örneğin bunlardan biri olan beyin olmaz ise görme algısı oluşmaz.
Gözler görme olayının sadece VE DİĞERLERİ GİBİ OLMAZSA OLMAZ bir parçasıdır.
BU NEDENLE GÖRME OLAYI TÜM CANLILIK FONKSİYONLARI GİBİ BASİTE İNDİRGENEMEZ KOMPLEKS SİSTEMLERİN SONUCUDUR.
KİMİ FELSEFELERİN RET VE İNKAR ETMESİ BU GERÇEĞİ DEĞİŞTİRMEZ.
= = = = Evrim hipotezi taraftarları bu çetin sorunu diğer sorunlar gibi KENDİLERİNE ÖZEL MANTIKLA çözümlemeye çalışırlar. Bir evrim hipotezi taraftarı için EVRİM TEK GERÇEKTİR. Tüm olgular EVRİME uygun oluşmak zorundadır. Bu nedenle olguların geçmişteki sebepleri, nedenleri, niçinleri evrime uygun olarak araştırılır, yorumlanır. Diğer ifade ile TARTIŞILAMAYAN GERÇEKLİĞİ PEŞİNEN KABUL EDİLMİŞ sonuca (EVRİME) uygun kanıtlar aranır. Gerektiğinde bilimin gösterdikleri eğilip bükülerek evrime uydurulur; şöyle oldu, böyle oldu edebiyatı diye tarif ettiğimiz hiçbir bilimsel kanıta dayanmayan hayali öykülerle beslenir, desteklenir. Bu tür davranışların BİLİMİN ÖNCE KANIT SONRA SONUÇ ilkesine ters olduğu açıktır. SEVGİLİ evrimcilerin gözüyle gözün evrimi konusunda (tabiki eleştirilerimizle birlikte) bilgiler vereceğiz. Açık renk evrimcilerden topladığımız bilgiler, koyu renkli olanlar da cevap ve eleştirilerimizdir. Bütün bunlar gözün evimi konusunda anlatmaya çalıştıklarımızın ibret verici örnekleridir. = = = Gözün evrimi, taksonlarda geniş ölçekte rastlanan özel bir homolog organ örneği olarak anlamlı bir çalışma konusudur. Gözün görsel pigmentler gibi bazı bileşenleri ortak bir atadan geliyor gibidir. Yani bu pigmentler, hayvanlar farklı dallara ayrılmadan evvel evrimlerini tamamlamıştır. Bununla birlikte görüntü oluşturma yeteneğine sahip, karmaşık gözler, aynı proteinler ve genetik malzeme kullanılarak birbirinden bağımsız olarak 50 ila 100 kere evrimleşmiştir.
Cevap:
İddia var fakat kanıt yok.Evrimcilere özel tipik bir oluverdi bitiverdi edebiyatı
= = = = Alıntı:
Karmaşık gözler ilk kez birkaç milyon yıl önce Kambriyen patlaması olarak adlandırılan süratli türleşme döneminde evrilmiş görünmektedir. Kambriyen öncesinde gözlerin varlığına dair herhangi bir kanıt yoktur ancak Orta Kambriyen devrinde Burgess shale olarak bilinen fosil yatağında geniş bir çeşitlilik gözlendiği açıktır. BUYURULMUŞ. Cevap: Sayın evrimcilerimiz ayrıntılı bahsetmemiş ama biz kambriyen dönemi hakkında bilgiler verelim. Kambriyen dönem, Paleozoik zamanın ilk alt bölümü olarak Kambriyen kayaç sistemlerinin oluştuğu ve içinde en eski fosilleri taşıyan jeolojik zaman dilimidir. Günümüzden 545 milyon yıl önce başlayıp, yine günümüzden 495 milyon yıl önce sona erdiği kabul edilir. Süresi elli milyon yıl kadardır. Kambriyen Dönem, gezegenin tüm tarihi boyunca, yaşamın çeşitliliği ve yaygınlığı yönünden en parlak zaman aralığıdır.
545 milyon yıllık (kambriyen döneminin başlangıcından kalma) bir trilobit fosili.
= = =
Trilobitlerin mükemmel var edilmiş BİLEŞİK GÖZLERİ vardır.
Kambriyen dönemi öncesinde gözlerin varlığıyla ilgili herhangi bir kanıt olmadığına göre trilobitlerin bileşik gözleri nasıl oluştu, nerede nasıl ve nasıl evrimleşti? SORULARI GÜNDEMDEDİR.
Kambriyen dönemi canlıları yapısal olarak öylesine geniş, derin ve büyük farklılıklar gösterir ki (örneğin deniz zambakları,süngerler,trilobitler, salyangozlar, deniz anaları,akrep vb. yüzlerce canlı türü) bu farklılıklar evrimsel mekanizmalarla doldurulup birbirleriyle evrimsel bağ kurulması imkansızdır. (Ayrıntılı bilgi için Kambriyen dönemi canlıları bölümlerine bakınız) Aynı canlı türlerinin aynı yapılarda ve aynı dönemlerde DÜNYANIN ÇEŞİTLİ YERLERİNDE bulunmaları ise evrimin bir başka çıkmaz sokağıdır. = = = =
Alıntı:
Gözler, ait oldukları organizmaların ihtiyaçlarını karşılayan çok sayıda adaptasyon sergiler. Keskinlikleri, tespit edebildikleri dalga boyu aralığı, az ışık seviyelerindeki hassasiyetleri, hareketi yakalama,nesneleri seçebilme ve renkleri ayırt etme becerileri bakımından farklılıklar gösterebilir. BUYURULMUŞ
Evrim teorisine göre göz evriminin önemli aşamaları. (Dikkat:Bütün bunlar rastlantılarla oluşan olguların içinden FAYDALILARIN SEÇİMİYLE zaman içinde oluşacak ve bilgi olarak genlere işlenecektir. (Bu şemaların evrimci amcalar, teyzeler tarafından hayal güçleri kullanılarak çizildiğini, bilimsel değerlerinin olmadığını lütfen unutmayın.) Yukarıdaki aşamalar!! herhangi bir bilimsel kanıta dayanmayan evrimci amcalarca teyzelerce ortaya konulmuş, hayal mahsulü şöyle oldu böyle oldu edebiyatı varsayımlara dayanır. Henüz beyni oluşmamış ilkel bir canlının algılayamadığı bir olguya ait faydalıları seçip biriktirmesi ve bu bilgileri genetik bilgilere dönüştürüp diğer nesillere aktarması imkansızdır. Bu tür karmaşık (kompleks) organların ancak bilgi-irade-güç-zaman ve madde beşlemesi sonucu oluşabileceği açıktır. = = = Alıntı:
1802 yılından bu yana, göz gibi karmaşık bir yapının doğal seçilim yoluyla evrimini izah etmenin zor olduğu söylenegelmektedir. Charles Darwin de, Türlerin Kökeni’nde, doğal seçilim yoluyla gözün evriminin ilk bakışta “son derece saçma” geldiğini yazar. Ancak yine de bunu hayal etmenin güçlüğüne rağmen açıklamaya girişir, ki bu açıklama son derece makuldür: ...kusursuz ve karmaşık bir göz ile kusurlu ve basit bir göz arasında, her biri sahibine yarar sağlayan sayısız aşama bulunduğu; dahası gözün çok az bile olsa değiştiği ve bu değişimler sonraki kuşaklara miras kaldığı, ki zaten durum budur, ve organdaki herhangi bir değişim ya da modifikasyonun değişen yaşam koşulları altındaki bir hayvana fayda sağladığı gösterilirse, hayal gücümüz kabul etmekte ne kadar zorlanırsa zorlansın, kusursuz ve karmaşık bir gözün doğal seçilim tarafından biçimlendirilmiş olabileceğine inanmaktaki güçlük, geçerliliğini yitirir. BUYURULMUŞ
Cevap: Sayın evrimcilerimizin son derece makul olarak niteledikleri gözün evrimiyle ilgili Darwin’in açıklamalarına pek çok yönden itirazlarımız vardır. Sahibine yarar sağlayan değişiklikler (bu değişimlerin nasıl oluştukları zaten şüphelidir. Çünkü yararlı mutasyon gözlenmemiştir.) diğer nesillere aktarılabiliyor mu? Diğer ifade ile bu değişiklikler BİLGİYE DÖNÜŞTÜRÜLEREK GENLERE İŞLENMİŞ MİDİR? Kazanıldığı iddia edilen gelişimlerin diğer nesiller aktarılmasının başka yolu yoktur. EVRİMİN DEĞİŞİKLİKLERİ BİLGİYE ÇEVİREN, MİLYONLARCA YIL SONRA OLUŞACAK OLUŞUMLARA UYGUN OLARAK ÖRGÜTLEYİP BİRİKTİREN mekanizmaları var mıdır? Yoksa önce BİLGİ MEYDANA GELİP BU BİLGİYE UYGUN ORGAN PARÇALARI MI OLUŞMUŞTUR? (Bu parçaların o an yaşayan canlıya yararı olmadığına, yük oluşturduğundan zarar verdiğine dikkat ediniz) Evrim teorisi taraftarlarının bu sorulara bir kaç şöyle oldu böyle oldu edebiyatı dışında verebilecek bilimsel bir yanıtları yoktur.
= = = =
Alıntı: Halen mevcut olan ara evrim basamaklarından örnekler vererek “başka herhangi bir düzenek içermeyen, yalnızca pigmentle kaplı bir optik sinir”den “az çok yüksek bir kusursuzluk düzeyine” doğru bir değişim olduğunu ileri sürer. Darwin’in düşüncesi bir süre sonra doğrulanır. Mevcut çalışmalar, gözün gelişimi ve evriminden sorumlu genetik mekanizmaların araştırılması üzerinedir. İlk göz fosilleri, bundan yaklaşık 540 milyon yıl önce, Kambriyen Devri’nin başlarında ortaya çıktı. Bu devirde, Kambriyen patlaması olarak adlandırılan gözle görünür hızlı bir evrimleşme süreci yaşandı. Bu çeşitlenmenin “nedenleri” için ileri sürülen pek çok hipotezden birisi de Andrew Parker’ın “Elektrik düğmesi” teorisidir. Bu teoriye göre gözün evrimi canlılar arasında bir silahlanma yarışını tetiklemiş, bu da hızlı bir evrimleşme sürecinin önünü açmıştır. Bundan önce organizmalar ışığa karşı duyarlılıktan yararlanmış olabilirler ancak görme duyusunu hızlı hareket ve yön bulma için kullandıklarına dair bir kanıt yoktur. BUYURULMUŞ Cevap: Andrew Parker’ın Elektrik Düğmesi Teorisi kambriyen döneminde görülen canlı çeşitliliğini ve ara format yoksunluğunu evrime uygun açıklamaya çalışan bir varsayımdır. Nitekim aynı varsayım daha sonra sıçramalı evrim adıyla tekrar gündeme gelecektir. Çeşitli süreçlerde evrimcilerce ortaya atılan klasik darwinizm, Neodarwinizm, sıçramalı evrim, elektrik düğmesi teorisi, anlık evrim, bazen gerileyen evrim vb. gibi genelde birbirleriyle çelişen varsayımların her biri GERÇEKLERİ EVRİME UYDURMA, OLMAZ İSE EVRİMİ GERÇEKLERE UYDURMA operasyonlarıdır. Görüleceği gibi evrim teorisinin kendine özel bir temeli bile yoktur. Tam bir anlam karmaşası içindedir. Kanıt olmadığı halde olgulara göre evrime uygun nedenler, niçinler arayıp bulmak evrimcilerin hayal ürünü tipik bir şöyle oldu, böyle oldu edebiyatıdır ki hiçbir bilimsel değer taşımaz. = = = Alıntı:
Kambriyen Devri’nin ilk dönemine dair fosil kayıtları son derece zayıf olduğu için gözün evrim hızını belirlemek zordur. Doğal seçilime maruz kalan küçük mutasyonlardan başka bir şey gerektirmeyen basit (bir) modelleme ilkel bir optik duyu organından insandaki gibi karmaşık bir gözün, birkaç yüz bin yılda evrilebileceğini göstermektedir. BUYURULMUŞ Cevap: Sayın yazarımızın Darwin'in evrim uzun süreçler ister öngörüsünden çark ettiğini görüyoruz.Göz gibi son derece kompleks br organı kısa süreçlerde oluşturuvermiş. Göz evriminin kısa süreçlerde oluştuğu varsayımı bir GERÇEKLERİ EVRİME UYDURMA OPERASYONUDUR. Nedeni ise kambriyen döneminin başlarından beri var olan kimi canlıların(örneğin trilobitlerin) gözlerinin (hem de bileşik göz) olmasıdır. Ayrıca bu varsayım evrimin hızıyla tamamen çelişir. Yüz bin yıl (SADECE) üç trilyon saniyedir. Basit bir göz ise çeşitli yapılarda milyarlarca HÜCRELERDEN MEYDANA GELEN SON DERECE KARMAŞIK (GERÇEKTE KOMPLEKS) BİR YAPIDIR. Bileşik gözler ise bunun binlerce katıdır. Bu kadar kısa süreçte böylesine kompleks bir organın meydana gelemeyeceği açıktır.
= = = =
Alıntı:
Gözün bir kerede mi, yoksa birbirinden bağımsız bir çok soyoluş dalında mı evrildiği tartışma konusudur.
Gözün gelişimine katılan genetik mekanizma göze sahip bütün organizmalarda ortaktır.
Görme duyusu için organizmada hazır bulunması gereken tek şey görme pigmentindeki A vitaminine bağlı kromoforlardır ve bu molekül parçaları bakterilerde de bulunur.
Foto reseptör hücreler de, moleküler açıdan benzer kemo reseptörler ve muhtemelen Kambriyen patlamasından çok önceleri de var olan ışığa duyarlı hücrelerden birden fazla kere evrimleşmiş olabilir.
Cevap:
Yukarıdaki cümleler herhangi bir kanıta dayanmayan sadece TAHMİNİ olarak ortaya atılmış fakat daha sonra evrimcilerce inkar edilemeyen bilimsel bir gerçek olarak lanse edilmiş bir şöyle oldu, böyle oldu edebiyatıdır.
Sayın yazarımızın sözünü ettiği kromofarlar cisimlere (burada canlılara) renk veren moleküllerdir ki milyonlarca çeşittir.
Fotoreseptörler ise ışığa ve renge duyarlı hücreler grubu (retina) dır.
Yukarıda fotoreseptör hücrelerin yapı ve çalışma sistemi gösteriliyor.
Görülen o ki fotoreseptör hücreler oldu denilince oluverecek kadar BASİT yapılar değilmiş.
Sayın yazarımız şöyle oldu böyle oldu edebiyatı yerine bu ÖZEL hücrelerin evrim mekanizmalarıyla nasıl oluştuğunu kanıtlar göstererek anlatıverseydi bilim ve evrim adına daha hayırlı işler yapmış olurdu.
= = = =
Sevgili evrimcilerimiz şöyle buyuruyorlar.
Alıntı:
Işığa duyarlı bütün organlar, opsinler olarak adlandırılan bir protein grubunu kullanan foto reseptör sistemlerine dayalı olarak çalışır.
Yedi opsin alt grubunun tümü, hayvanların son ortak atasında zaten bulunuyordu.
Dahası, gözleri konumlandıran genetik malzeme bütün hayvanlarda ortaktır:
Farelerden tutun insanlara ve meyve sineklerine varıncaya kadar bütün gözlü organizmalarda gözün gelişeceği yeri PAX6 geni kontrol eder.
Bununla birlikte bu ana kontrol genleri, modern hayvanlarda kontrol ettikleri yapıların çoğundan çok daha eski olsalar gerektir ve muhtemelen başka bir amaç için seçilmiştir.
Cevap:
Bu iddialara karşılık sormak gerekir.
Var olduğu iddia edilen HAYVANLARIN SON ORTAK ATASI hangi canlıdır?
Kambriyen dönemi canlıları arasındaki evrimsel mekanizmalarla doldurulması ve açıklanması mümkün olmayan YAPISAL VE TÜRSEL YÖNDEN derin, geniş ve büyük farklılıklar olduğuna göre BU ORTAK ATA prekambriyen döneminde yaşamış olmalıdır.
Görünüşe göre evrimcilerimiz yine OLMAYAN BİR DALA TUTUNMAYA ÇALIŞMIŞ.
Gözleri konumlandıran genetik malzemenin bütün hayvanlarda ortak olması ise (bu malzemelerin evrimsel mekanizmalarla meydana geldiği kanıtlanamaz ise) tüm canlıların TEK KAYNAKTAN Var edildiğinin kanıtı olur.
= = =
Alıntı:
Duyu organları muhtemelen beyinden daha önce evrildi. Çünkü işleyecek bilgi olmadan bu bilgiyi işleyecek bir organa gerek yoktur.
Cevap
Yukarıdaki cümle evrimcilerimizin ne kadar büyük çelişkilere düştüğünün bir başka kanıtıdır.
Bilgi işlenemiyorsa o bilgiden yararlanılamıyor, faydalısı faydasızı ayrılamıyor demektir.
Işıkla uzaktan yakından ilgisi olmayan beyindeki görme merkezinin evrimsel mekanizmalarla nasıl oluştuğu konusunu merak ettik ve araştırma yaptık ama herhangi bir bilgiye rastlamadık.
�












