MAYMUN-İNSAN KROMOZOM SAYI FARKLILIĞI
Evrim teorisinin kurucusu ve duayeni Charles Darwin insanın evrimi konusunu ayrı bir kitaba konu yapacak kadar çok önem verir. Bir bakıma evrim teorisi insanın evrimine odaklanmıştır denilebilir.
Charles Darwin’e göre günümüz insanları ve maymunları ortak bir atadan evrimleşmişlerdir.
Charles Darwin'i böyle bir kanıya iten neden şüphesiz ki maymun ve insanların fiziksel benzeşimleridir.
Charles Darwin İnsanın Türeyişi kitabında bu konuyu olabildiğince incelemeye, teorisine kanıtlar bulmaya çalışmıştır.
Maymunlarla insanların benzeşimlerini dikkate alan Darwin nedense farklılıklarına pek önem vermez.
Bu gün fenotip benzerlikleri ve değişiklikleri temel alan klasik evrim geçersizdir.
Yerine alan sentetik teori genetik benzerlikler ve mutasyonlar üzerine kurgulanmıştır.
Fakat bu görüşte temelsizdir. Çünkü insan genomu evrim ile ilişki kurulamayacak kadar farklı yapılardaki (örneğin sirke sinekleri) pek çok canlı ile de yüksek oranlarda genetik benzerlikler gösterir.
İnsan - primat genomlarının büyük oranlarda benzeşimi insanın evrimi konusunda en büyük kanıt kabul edilir.
Fakat biz aynı fikirde değiliz.
Tersinime göre genetik benzerlikler canlıların aynı malzemelerden var edilmelerinin doğal sonucudur. Benzerlikler evrime kanıt değildir.
Maymun insan ayrımlarının belki de en önemlisi kromozom sayı farklılığıdır.
Bilindiği gibi insansı denilen maymun türlerinin kromozom sayıları 48 insanların ise 46 dır.
Bir evrim taraftarı asla ve asla teorinin bazı yanlışlar üzerine kurgulanmış olabileceğini düşünmez. Onlara göre teori mutlak doğrular üzerine kuruludur. Tartışmaya bile gerek yoktur.
Pek çok sorun ile boğuşmasına, sadece bir teori olmasına rağmen bilimin anası, sönmez ışığı, inkâr edilemez gerçeği kabul edilir.
Eğer teori insanlar ve maymunsular ortak bir atadan evrimleşti diyorsa bu böyledir ve tek gerçektir.
Kromozom sayıları farklı ise bu geçmişte bazı eklentiler ya da çıkarımlar sonucu oluşmuş olmalıdır.
Nasıl oluştuğu günümüzde bilinemiyorsa ileride nasıl olsa bulunacaktır. Bu nedenle bilimsel gerçek kabul edilmesinde bir sakınca yoktur.
Evrim savunucularına göre maymunların 48 insanların 46 kromozoma sahip olmasının tek açıklaması (insanların maymunlardan evrimleştiği inkâr edilemez bir gerçek olduğu peşinen kabul edildiğinden) maymun kromozomlarının birleşerek (genetik füzyon) sayılarının azalması olur. Doğal olan genetik benzeşimlerde buna kanıt oluverir.
Bunun tersi yani insanlar 48 maymunlar 46 kromozomlu olsa idi çözüm basitti.
İnsanlar evrimleşirken doğal olarak gen havuzları zenginleşti yeni kromozomlar oluştu, sayı 48e çıktı denilip geçiştirilecekti.
Fakat gerçek tam tersinedir. Evrim gereği çoğalması gereken insan kromozom sayısı azalmıştır. Tek açıklaması da genetik füzyondur, başka cevabı da yoktur.
Bu nedenle evrimciler buna uygun (gerçeklere değil evrime uygun) senaryolar kurgulamışlar; şemalarla, resimlerle süsleyerek buna uygun bir de şöyle oldu böyle oldu hikâyeleri uydurarak bilimsel gerçekler gibi ortaya atmışlardır.
Resimde de görüşeceği gibi kromozomların bir çifti uçlarında bulunan telomerlerden birleştiği, bu birleşmede herhangi bir bilgi kaybının oluşmadığı iddia edilmektedir.
Bu öngörü olur mu olmaz mı diye sorgulanmadan ve hatta bir parmak hesabı yapılmaya gerek duyulmadan gerçek kabul edilivermiştir.
Bir evrimci bu şemayı bilimsel bir gerçek olarak kabul eder ve bir kanıt gibi kullanır.
Evrimcilere sorarsanız insan maymun kromozom sayı farklılığı sorunu bu yolla mükemmel ve bilimsel bir şekilde çözümlenmiştir.
Fakat burada minik bir ayrıntıyı çekmek isteriz.
Kromozomlar birleşirlerken az da olsa bilgi kaybı olur ama bilgi artırımı (evrim) oluşmaz. Sadece bir çift kromozomun birleştiği varsayılır.
Bu öngörüde açıklığa kavuşturulması, doğru yanıtlanması gereken pek çok soru vardır.
Kromozomu birleşti denilen canlı yetişkin bir australopiketus olmalıdır.
Yetişkin bir australopiketusta her birinde DNA bulunan kan, sinir, kas, kemik, kıkırdak, üreme vb. çeşitte yaklaşık iki yüz trilyon hücre vardır.
Kromozomları birleşen hücre hangisidir?
48 kromozomdan bir çifti birleşirse sayı kırk altıya iner mi?
Bu soruya verilecek cevap hayırdır.
Çünkü ortaya çıkan kromozom sayısı 23 çift artı tek yani KIRKYEDİ (47) dir.
Soruya evrimci gözüyle bakıp cevaplamaya çalışırsak değişimin (birleşmenin) üreme hücrelerinde olduğu söylenebilir.
Söz konusu australopiketusun bir dişi olduğunu varsayarsak 24 kromozomlu yumurta hücresinin bir çifti rastlantılarla birleştiğinde sayı 23e iner ki bu evrimin istediği rakamdır.
Fakat maymunlarda insanlarda eşeyli üreyen canlılardır. Üremede erkek ve dişi olmak üzere iki ayrı cinse ihtiyaç duyarlar.
Diğer ifade ile 23 kromozomlu bir dişi yumurtası 23 kromozomlu bir erkek spermiyle aşılanabilir.
Bu durumda aynı mucizenin hem erkek spermlerinde hem de dişi yumurtasında aynı anlarda meydana gelmesi ve kromozomları azalmış dişi yumurtasının yine kromozomu azalmış spermle aşılanmış olması gerekir.
Bir erkek atmığında üç yüz milyona yakın spermin olması ise ayrı bir sorundur.
Aynı anda yaklaşık üç yüz milyon spermin kromozomları mı birleşti?
Tek spermin bir çift kromozomu birleşti de o da gidip bir çift kromozomu birleşen yumurtaya mı aşıladı?
Görüleceği gibi bu senaryoda mucizeler bile aşırı zorlanmaktadır.
Cevabı aranan hücrenin yeni aşılanmış fakat henüz bölünmeye başlamamış, bir yolunu bularak bir çift kromozomu birleşmiş taze bir hücre olduğunu var saymak evrimci öngörüsüne en uygun varsayım olacağı açıktır.
Hayalleri ve mucizeleri zorlayan bu sonuçta sorunu çözmez.
Bu kez de bir başka hayati sorun daha ortaya çıkar.
Mucizeler dizisi devam etse ve 46 kromozomlu bir dölüt ortaya çıksa 48 kromozomlu bir anne bünyesi 46 kromozomlu bir dölütü bünyesinde tutup gelişmesine izin verir mi?
İzin verdiğini kabul edersek bu bir maymunun bir insan doğurması anlamına gelmeyecek midir?
Doğurduğunu da kabul edersek bu kez de bu insanımızın üremesi için karşıt cinsten bir başka insana daha ihtiyaç duyacağıdır.
Karşıt cins bir maymunsu olursa (bir insanla bir maymunsunun çiftleştiğini ortaya bir dölüt çıktığını varsayarak) dölüt 47 kromozomlu olur.
47 kromozomlu (2n kuralına aykırı olduğundan) söz konusu canlı ise hiç bir zaman üreyemez.
Tek kromozom sayılı bu garip canlının benzerleri günümüzde vardır. Örneğin katırlar 67 kromozomludur. Fakat kısırdır.
Evrimin hatırına hayal gücümüzü bir kez daha zorlasak ve olmazları olur yapsak (47 kromozomlu canlımızın üremeye hazır olduğunu kabul etsek) sonuç değişir mi?
47 kromozomlu garip canlımızın (bu canlımızı bir an erkek kabul edelim) 48 kromozomlu maymunsularla çiftleştiği düşünülebilir.
Garip canlımızın spermleri 23 ve 24 kromozomlu olacaktır. Dişimiz maymun olduğuna göre onun da yumurtası 24 kromozomludur.
23 kromozomlu sperm 24 kromozomlu dişi yumurtasını aşılasa (bu mümkün değildir ama evrimcilerin hatırına bir kez daha olası kabul ederek) ortaya çıkan 47 kromozomlu bir başka garip canlıdır.
24 kromozomlu sperm 24 kromozomlu yumurtayı aşılarsa bu kez ortaya çıkan 48 kromozomlu bir maymun olur.
47 kromozomlu canlılar yaşasa ve aralarında çiftleşseler 23 kromozomlu sperm 23 kromozomlu yumurtayı aşılasa 46 kromozomlu bir canlı oluşur ama bu kez bir kromozom devre dışı kaldığından gen (bilgi) kaybı oluşur. Böyle bir canlının ise yaşamını devam ettirmesi mümkün değildir.
Görüleceği gibi kromozomlarından bir çifti birleşiverdi bu yolla kromozom sayısı 46 ya indi deyip geçiştirilen sorun evrim için iki ucu sorunlu değnektir.
Bu sorun evrimin önünde (diğer milyonlarca sorun gibi) aşılamaz ulu dağlar gibi durmaktadır.
Evrimciler ortaya konan bu gibi bilimsel gerçekleri sadece evrime ters geldiği için kabul etmek istemezler. Fakat gerçekler kimilerinin arzularına göre değişmiyor.
Eşeysel üreme iki ayrı canlı da oluşan birleştiğinde bütünleşip eyleme geçen son derece ayrıntılı, hassas düzen, sistem ve mekanizmalar bütünlüğüdür.
En küçük bir eksiklik ya da aksilik üremeyi engel olur. Bu gün her şeyleri yerli yerinde olduğu halde çocuk sahibi olamayan binlerce çift vardır.
Gerçekte diğerleri gibi eşeyli üremede bir var oluş harikası ve mucizesidir. (Embriyodan İnsana konulu kitaplara bakınız)
Görüleceği gibi hayal dünyamızı olabildiğince geniş tutsak olmazları olur yapsak bile (en azından eşeyli üreme konusunda) evrime uygun bir çıkış yolu yoktur.
Maymun kromozomlarından bir çiftinin birleşip sayının 46 ya indiği varsayımı tam bir evrimci masalıdır.
İnsan türü canlıların diğer eşeyli üreyen canlılar gibi kendilerine özel yapıları, meziyet ve becerileriyle en azından bir dişi bir erkek olmak üzere aynı yer ve zamanda eksiksiz var edilip üredikleri açıktır.
Karşıtlarını çağrıştırıyor diye kimse bilimsel gerçekleri görmezden bilmezden gelemez, yok sayamaz. Bilim neyi gösteriyorsa gerçek odur.