Donuklaşmıştı bakışları, belki de daha önce hiç tatmadığı bir duygunun hicranını yaşıyordu. Gitmez demişti yüreğine her ateşli tartışmada, bırakmaz beni. O bana sevmeyi öğreten adam, ben böyle delicesine severken onu diye düşünmüş ve tereddüde düşmüştü bir an. Hayır! demişti bir kez daha içindeki sessizliğe haykırarak, sevmekten vazgeçmez beni...
Ah şu aşk acısı yok mu yüreğine saplanmıştı bir kere, artık gözü görmüyordu bir şeyi ondan başka, eğri yollar doğrulmuştu gözünde ve tüm yollar ona çıkıyordu, düşüncelerinde sadece o vardı, herkesin isminde onun adı.
Sevmek dedi gözünden yaşlar düşerken yere, sevmek bu mu beni benden alıp bende sadece onu bırakan ne, dedi. Ben hiç ben olmadığım kadar o oldum artık, sevdim mi onu yoksa, aşk dedikleri mi bu zihnimi ve kalbimi parçalayan böylesine...
Sevginin manasını arayan bir aşıktı o çünkü, her şeyi göze almıştı yeter ki gerçekten bir sevgi olsun diye gönlünde.
Yavaş yavaş doğruldu yatağından, belki de saatlerdir ağlıyordu, yastığında kuru yer kalmamıştı, kalbinde sevgisiz yerin olmadığı gibi... Ayakları üzerinde zorlukla duruyor, zihninde hala onu saklıyordu, bir mektup yazmak için ilerlediği masaya attığı her adımı onunla birlikte attığını hissediyor, garib ve çaresiz bakışlarıyla sanki ona gitme diye yalvarıyordu...
Üzerinde isimlerinin kazılı olduğu masaya oturmak için çektiği sandalyeye güç bela oturmuştu. Masada onun adını görmüştü, hıçkırıkları dinmiyordu artık, onu hatırlatan neye rastlasa sanki içindeki aşk tekrar alevleniyor ve yüreğini yakıyordu.
Ya giderse düşüncesine yenik düşmüştü zihni. Giderse, dedi. Eskiden bakıp mutlu olduğu, hep sevdiğini hatırlatan masasında kazılı kalp artık onun kederini artırıyordu. Gözyaşları damlıyordu kalbin üzerine, sevdiğinin adına düşüyordu sevgi yaşları, yeşersin diye istiyordu delicesine, tekrar eskisi gibi...
Kendine geldiğinde elinde bir kalem, önünde üç-beş cümle yazılı ıslak bir kağıt... Ağlamaktan bitap düşmüştü, uyuyakalmış ve yazamamıştı o mektubu.
Sensizlikte bir ben görmüyor gözüm, gittiğinde sensiz olmuyor özüm. Gözlerimde hala o son bakışların, gitmez yüreğimden senin sevgin. Aşk senin adın, sensin aşk ey sevdiğim...
Ancak bunlardı kalbinden dökebildikleri. Masada duran telefona bakıyordu, arayacak diye bekliyordu, ölümsüz bir aşktı bu, burada bitemezdi.