Bir kitabın daha sonu: Tarihin Taşrasında Yaşamak, Atasoy Müftüoğlu, Mahya Yayınları. Özetle kanaatlerimi arzedeyim: Müftüoğlu, Batı'ya karşı konuşurken sözü dinlenir, ama dönüp bize dair eleştiri yaparken pek kâle alınmaması gerekir birisi gibi duruyor. Biraz devrimci gibi. Biraz modernist gibi. Biraz da İrancılık var gibi serde. Tabii bütün bunlar birleşince, her ne kadar bizim hukukumuzu savunuyormuş gibi yapsa da (iyiliğimizi istiyormuş gibi yapsa da hem), aslında sözleri bizim değil. Eleştirdiği modern etkilenmelere maruz. Üslûba gelirsem: Çok karamsar. Sorunları hunharca teşhis ediyor. Sıkça tekrara düşüyor. Aşırı 'dayanaksız' hüküm cümlesi kuruyor. Kıyasıya ağıt, ağıt, ağıt. (Onlar öyle midirler aslında tartışılır.) Altın dokunuşları olmakla birlikte metinde dikkati tutmak epeyce güç geldi.