Genç olsaydım öncelikle hayırlısıyla çok daha erken bir yaşta, meselâ Efendimizin (ﷺ) evlendiği 25 yaşında evlenerek dinimi tamamlamaya, ergenlik çağından itibaren sakal bırakarak sünnet-i seniyyeye uygun bir hayat sürmeye, namazlarımı hiç aksatmadan olabildiğince cemaatle ve sarıkla kılmaya, "disiplin olmadan ilham olmaz" şeklinde tercüme edebileceğimiz "virdi olmayanın vâridi olmaz" düsturunca belli virdlerle zikirde devama, özellikle ilim yolcusu gençliği batıran gıybet ve harama nazardan olabildiğince kaçınmaya, televizyon, internet, cep telefonu gibi mâlâyani medyadan olabildiğince uzak durarak bir saniyemi bile boşa geçirmemeye, ilmin temel şartı olan hafızlığı daha erken bir yaşta bitirmeye, mümkünse Arapça ve İngilizce konuşulan iyi bir ülkede asgarî birer sene kalarak Arapça ve İngilizceyi hakkıyla öğrenmeye, nahiv, hadis ve fıkıh gibi âlet ve din ilimlerinden temel Arapça metinleri ezberlemeye, şer'î icazetle tamamlanan klasik bir tahsille âlim formasyonu kazanmaya, ilmin gelişmesi, İslâm'ın yücelmesi için hayatım boyunca "ilimde iddia, amelde tevazu" dengesini kollamaya, "İs yanına var is koksun, mis yanına var mis koksun" düsturunca mümkün olduğunca hayatta olan sâlih insanlarla birlikte olmaya, bütün bunları hakkıyla gerçekleştirebilmek için Nakşibendîliğin temsil ettiği Ehl-i Sünnet ve'l Cemaat ruhuna sadık sağlam bir Müslüman cemaat içinde yer almaya dikkat ederdim.