ELEKTRONİK SANAL GÜNLÜĞÜM
10.02.2016 Ziya Gökalp Kız Yurdu
Bugün okula gittiğimde yeni insanlarla tanıştım. Bunlardan birisi çok konuşkan ve girişken biriydi.Kendisini etrafındakilere dinlettirmeyi biliyordu. Kantinde ben ve 2 kız arkadaşım oturuyorduk.Konuşkan olan sorular sorarak hemen bir sohbet açtı.Ben de kendimce sohbete katılmaya ve sıcakkanlı olmaya çalıştım.Ama konuşkan arkadaş benim dışımda masadaki herkesle ilgilendi.Sanki ben o masada hiç varolmamışım gibiydi.Sanki benim orada olup olmamam hiç önemli değilmiş gibi…
Bu olay beni çok üzdü.Yurda dönerken tüm enerjimin sökülüp alındığını hissettim.Halbu ki dün çok mutluydum.Bugünse çok üzgün.Ruh halimin bu derece hızlı değişmesi beni korkutmuştu.Bu olaydan bu kadar etkilenmemin normal olmadığını biliyordum.Aslında sanırım beni asıl korkutan hissettiğim bu duyguydu.
Yurda geldiğimde neden böyle hissettiğimi düşündüm.Belli ki gururum kırılmıştı.Ben de bir bireydim.Bir kimliğim, karakterim vardı.Nasıl olur da bulunduğum yerdeki varlığım hissedilmezdi.O an bu dünyada olsam da olur olmasam da olur diye düşünmüştüm.Böyle bir düşünce nasıl aklımdan geçebilmişti.Ve daha da üzücü olanı bu ilk kez olmamıştı.Daha önce de bu duyguyu hissetmiştim.
Karşıma çıkan her sorunda yaptığım gibi ilk önce nedenini düşünmeye başladım.Bu olay beni bu derece neden üzmüştü? Neden böyle hissetmiştim? O an bir kitapta okuduğum bir cümle aklıma geldi : “Ortam bana değer verirse ben değerliyim, vermezse değersizim” Yazarın durumuyla benim durumum tıpa tıp aynıydı.Evet o kişi bana hiç değer vermemişti, beni önemsememişti.Ve bu da beni otomatikmen değersiz biri gibi hissettirmişti. Sanırım beni asıl düşündüren şey beni neden önemsemediğiydi.Çünkü ben kendimce iyi, kibar, sıcakkanlı, eğlenceli biriydim.O benim hakkımda neden böyle düşünmemişti.Acaba ben saydığım özelliklere sahip biri değil miydim?Peki ben kimdim?
Sanırım bana bu duyguyu yaşattıran şey egomdu.Ben kendime dahi itiraf edemesem de aslında o an beklediğim şey o kişinin ‘en çok’ benimle ilgilenmesiydi.Çünkü ben yanımdaki 2 kız arkadaşımdan daha üstün niteliklere sahiptim.Neden benimle değil de onlarla ilgilenmişti ki! Bunu farkettikten sonra ilk hissettiğim şey utanç oldu.Kendimden utandım.Aslında olmak istediğim insandan ne kadar da uzakta olduğumu farkettim.
Ve son olarak bir çözüm yöntemi aradım.Bu durumdan nasıl kurtulabilirdim.Başkalarının benim hakkındaki düşüncelerini nasıl umursamayabilirdim? Ya da bunu başarsam bile insanlara verdiğim değer azalmaz mıydı? Sonuçta karşındakinin fikrini umursamıyor olacaksın.Bu derece aldırmaz bir insan olmak istiyor muydum gerçekten. Bu düşünceler birer noktaydı.Benim büyük resmi görmem gerekiyordu: “Ben neden yaşıyorum? Şu anda nefes alıyorsam ve sahip olduğum bedenle bir hayat sürüyorsam bunun nedeni ne? Niçin yaşıyorum ben?
Bana sunulan güzellikleri görmek için, onları hissetmek için…Yani mutlu olmak için ve mutlu etmek için.Başkalarına yardım etmek için .Ve onların da bana yardım etmesi için…
Aslında her şey neden yaşadığınla ilgili, hayatının anlamıyla…O kişi benden nefret etmiş de olabilir .Bu o kişiyi kaybettiğim ve onun da beni kaybettiği anlamına gelir.O halde yoluma devam etmem gerekiyor.Yep yeni insanları (bana iyi gelen insanları:) hayatıma katabilmek için ve tabi mutluluğumdan ödün vermemek için yoluma devam etmem gerekiyor.Kendi yoluma; benim için doğru olan yola…










