Bugün TR'deki geleneksel din anlayışına ters konuşan yahut ters konuştuğu zannedilen herkese direkt Selefi/Vehhabi etiketi vuruluyor. Bu konuşulan konulardan birisi de isim-sıfatlar meselesi.
Toplumda sadece Allah'ın nerede olduğu ile alakalı olarak dillendirilse de, hakikatte ilim, kudret, işitme, görme, yed (el), vech (yüz), ru'yetullah (Allah'ın cennetten görülmesi) gibi konular yüzyıllardır tartışılmaktadır.
Yine toplumda diğer konularda pek problem olmasa da, özellikle mevzu Allah'ın nerede olduğu ile alakalı sık sık tartışılmakta. İnsanlar arasında yaygın 2 görüş mevcut;
1- Allah mekandan münezzehtir.
2- Allah her yerdedir.
Bu iki görüş birbirine zıt gibi dursa da, bugün kendilerini ehli sünnet diye isimlendiren ancak hakikatte ehli sünnetle alakası olmayan bazı isimler ve cemaatler bu iki görüşü de sahiplenmekteler. Birde az biraz medrese de okumuşları bu görüşlere gelen itirazlara yönelik ek olarak istiva (bk Ta-Ha 5.ayet) kelimesinin mecaz olarak kullanılıp, asıl mananın "istila" olduğunu söylemekteler.
Ancak problem şu ki bu görüşlerin hiçbirisi ehli sünnetten çıkmamıştır. Tamamı Mutezile mezhebinden çıkmadır.
Daha sonra ehli sünnetin içinden kimileri de, gerek Kelam usulünü doğru bulduklarından gerekse de İslam'ın yayılıp farklı milletlerden insanların Müslüman olmasıyla beraber Arapçayı ve Arap kültürünü bilmediklerinden dolayı bu ayetleri anlamakta fitneye düşmelerini bir zaruret görerek te'vile (yorum) yönelme ihtiyacı hissetmeleriyle Mutezile'nin isim-sıfatlar konusundaki görüşleri Ehli Sünnet'in görüşü diye anılır olmuştur.
Kitap bu konunun nasıl ortaya çıktığı ve geliştiğini araştırıp, bu görüşlerin aslında Mutezile'ye ait olduğunu onların kaynaklarından verdiği gibi, ehli sünnetin başlangıcının bu isim-sıfatlar meselesinde nasıl itikad ettiğini de yine kaynaklarıyla ispatlamaktadır.
Burada mesele bu konunun tekrar tartışılması değil, kendilerini ehli sünnete nispet etmekle beraber kelam usulünü, akaid oluşturmada elzem ve tek hak görüp, ehli sünnetin başlangıcına tabi olanları ise Müşebbihe/Mücessime (Allah'ı mahlukata benzeten, cisim isnad edenler) diye tekfir edenlerin yanlışını ortaya koymak. Ehli Sünnetin hakikatini ispatlamaktır.











