Michelangelo di Lodovico Buonarroti Simoni
heykeltıraş, ressam, mimar, şair. 1475- 1564.
Heykel, resim, mimari ve edebiyat gibi pek çok alanda eşsiz izler bırakan İtalyan sanatçı Michelangelo di Lodovico Buonarroti Simoni, Rönesans dönemini şekillendiren sanatçı tüm zamanların en büyük sanat dehalarından. Michelangelo, 1475’te İtalya Caprese’de doğdu. annesi hastaydı, michelangelo 6 yaşındayken annesi vefat etti ve ona üt annesi baktı. mermer yontuculuğu baba mesleği idi. leonardo da vinci ve raphael ile aynı dönemde yaşadı. kilisede kadavraları yarıp inceliyor inşan anatomisini anlamak için. bu sayede kas yapısını, duruşu ve oranları yapıtlarına olağanüstü bir doğrulukla aktarabildi. Figürlerinde hem güç hem kırılganlık barındıran eşsiz bir denge kurdu. Mermeri canlı bir beden gibi işlemesi ise, onu dönemin ötesine taşıyan en belirgin özelliği.
Üzerinde imzası bulunan tek eseri; Pieta Heykeli. Michelangelo, ölmüş İsa’yı kucağında tutan Meryem heykelini henüz 23 yaşında yaptı. Eşsiz detaylarla ve olağanüstü incelikle yontulmuş bu heykelin bu kadar genç bir sanatçı tarafından yapıldığına inanılmayınca Michelangelo, ilk ve son kez eserini imzaladı. (imzaladı çünkü heykeli başkasının yaptığına dair söylentiler çıkmıştı diye okumuştum).
Pietà heykelinde Meryem, İsa’dan çok daha genç ve orantısız biçimde büyük. Esere düşünsel bir derinlik kazandıran bu tasvir teknik bir hata değil. Tam tersi; ebedi masumiyeti ve ruhsal saflığı, anne figürünün gücünü ve kutsal bir teslimiyeti simgeleyen bilinçli bir tercih.
Heykel günümüzde Aziz Petrus Bazilikası’nda sergileniyor.
“The Last Judgment” (Son Yargı); 1536 – 1541
Sistine Şapeli’nin altar duvarında yer alan Son Yargı freskinde Michelangelo, çarmıh izleri taşıyan İsa’nın yeniden dünyaya dönüşünü ve insanlık üzerindeki son hükmünü sahneler.
Michelangelo, figürlerin beden dili ve hareketindeki yoğunlukla dikkat çeken bu eseri 6 yılda tamamladı.
Çıplaklık nedeniyle dönemin din adamlarının eleştiri odağı oldu ancak tüm itirazlara rağmen, Michelangelo’nun anatomik ustalığı ve figür yorumundaki güç, freskin olduğu yerde kalmasını sağladı. (o dönem halk itiraz etse de çıplaklığa papaz beğeniyor diye biliyorum fakat yine de sonradan birer örtü çektiriyorlar çıplak kısımlara). bu eserin en önemli özelliklerinden biri de işa temsili. genç, çıplak, oldukça heybetli, kaşlı ve şakalşız.
“The Sistine Chapel Ceiling” (Sistine Şapeli Tavanı); 1508 – 1512
Vatikan’daki Sistine Şapeli’nin başka bir benzeri bulunmayan tavan freskleri, Michelangelo’nun resim alanında ustalık eseri. Bitmesi 4 yılı bulan, yüzlerce figürün oluşturduğu kompozisyonda Tevrat’tan alınan 9 sahneyle ,Âdem’in Yaratılışı, Havva’nın Doğuşu ve Tufan gibi, yaratılış öyküsü izleniyor.
Michelangelo’ya bir heykeltıraş olduğu için şüpheyle yaklaşıldı, o ise yardımcılarının çizimlerini beğenmeyince onları işten çıkarıp tüm tavanı tek başına boyadı. Sonuç ise Michelangelo’nun eşsiz çizimi ve figürleriyle dramatik bir dini anlatı.
Söylenenlere göre Raphael’in, Sistine Şapeli tavanı için Michelangelo’yu önermesinin ardında, başarısız olacağını düşünmesi yatıyordu. Ancak sonuç Michelangelo’nun resim yeteneğini sorgulayan Raphael’in beklediği gibi olmadı; Michelangelo, fresklerle sanattaki sınırlarını yeniden tanımladı.
“Moses” (Musa’nın Hükmü); 1513 – 1515
Michelangelo, Moses yapıtında Musa’yı öyle güçlü bir gerçekçilikle tasvir eder ki anlatılanlara göre heykeli tamamladıktan sonra ona dönüp seslenir: “Konuş!”.
Papa II. Julius’un mezarı için yapılan bu heykelde, halkın sapkınlığı karşısında öfkesini zor bastıran Musa figürü, kaslardaki gerginlik, sakalın hareketi ve bakıştaki sertlikle sanki canlıymış gibi.
Heykelde en dikkat çeken detaylardan biri Musa’nın başındaki boynuzlar. Bu sembol, Latince İncil çevirisindeki bir hatadan kaynaklanır: “Işık saçmak” anlamına gelen kelime, “boynuz çıkmak” şeklinde çevrilmiş ve yüzyıllar boyunca Musa bu şekilde betimlenmiştir. Bugün bu başyapıt, Roma’daki San Pietro in Vincoli Kilisesi’nde. (asistanları olmadan tek başına yapıyor muşa yı).
“David” (Davut Heykeli); 1504
Mitolojideki Golyat’la savaşmadan hemen önceki saldırmaya karar verme anını gösteren heykelin beden oranları, kaslardaki gerginlik ve yüz ifadesindeki kararlılıkla figür neredeyse canlı gibi.
Michelangelo’nun tek parça mermeri yontarak 3 yılda tamamladığı 5 metre yüksekliğindeki Davut heykelinin orijinali Floransa’daki Akademi Galerisi’nde; bir kopyası da Signoria Meydanı’nda.
yaklaşık 3000 yıl önce benzer coğrafyada yaşayan İsrail ve filiştin halkı coğrafi dezavantajlardan ötürü askeri bir savaşa giremiyorlar. bu durumdan sıkılan filiştin halkı golyat ı gönderiyor İsrail e karşı düello için; en güçlü savaşçıları çünkü (akromegali). işrail de en son çoban davud u gönderir düelloya. Davut kazanır düelloyu aklı sayesinde. çünkü kendini bilir. miğferi zırhı kuşanmaz çünkü ben bilemem bunlarla hareket etmeyi der. goliat ı da kafasının ortasından vurur ve İsrail krallığı kurulur. aslında büyük olan golyat tır; fakat michelangelo eserinde davud u büyük olarak heykelini inşa etmiştir ve golyat ı yontmamıştır. çünkü bu eserde vurgulamak istediği inşan aklıdır.
Mermer seçiminde son derece titiz olmasına rağmen, başka bir sanatçının beğenmeyip kenara ayırdığı yani aslında “kullanılamaz” kabul ettiği bir mermer bloktan, bugün dünyanın en ikonik heykellerinden biri olan Davut heykelini yonttu. Heykeli yaparken zamanının büyük kısmını ona adaması, hatta heykelin yanına kurduğu barakada yaşaması da Michelangelo hakkında az bilinen ilginç detaylardan.
“The Creation of Adam” (Adem’in Yaratılışı); 1511
Sistine Şapeli’nin tavanında yer alan Âdem’in Yaratılışı, Tanrı’nın Âdem’i kendi suretinden yarattığı anı resmeder. Parmak uçlarının neredeyse birbirine değdiği bu an, Michelangelo’nun da Rönesans’ın da en ikonik eserlerinden. Tanrı’nın etrafındaki pelerinin insan beynine benzemesi ve yanındaki figürlerin Havva’yı ve henüz doğmamış insanlığı temsil ettiği yorumu, sanatçının anatomik bilgisine bir sembolik katman daha ekler. bence tanrı beynimizin içinde. tanrı dediğimiz bizi yönlendiren inşan aklı/ aklımız. burada vurguladığı şeyin diğer eserlerinden ve içinde yaşadığı Rönesans döneminden yola çıkarak inşan aklı olduğunu düşünüyorum.
not: https://www.oggusto.com/sanat/sanatci/michelangelo-buonarroti-hayati-eserleri-ve-bilinmeyenleri
Başarısında neredeyse takıntı düzeyindeki çalışma disiplini de etkili. Onu tanıyanlar, Michelangelo’nun kendini tamamen işine verdiğini, durmadan çalıştığını ve çoğu zaman yanında kimseyi istemediğini anlatır. Yardımcı kullanmaktan kaçınması, hem mükemmeliyetçiliğine hem de dış dünyayla kurduğu mesafeli ilişkiyle bağlantılı.
Belki de acımanın ne olduğunu öğrenebilirim,
Hata yapan insanlara artık gülmem,
Kendi gücümle daha önce olduğu gibi güvende olurum,
Ruhum mutluluk halinden düştü:
Hiçbir bayrak altında bilmiyorum,
Savaşarak bu tehlikelerden nasıl kurtulabilirim,
Ya da düşman ordularının hezimetinden ve korkunç kükremesinden nasıl sağ çıkabilirim
, Eğer senin yardımın eksik olursa.
Ey et! Ey kan! Ey haç! Ey aşırı acı!
Senin sayende o iğrenç günahlar arınabilir,
Atalarımın içinde olduğu ve benim doğduğum!
Bak, yalnız Sen iyisin: En yüce acın,
kötülük halimi temizleyip gizlesin—
Ölüme bu kadar yakın, Tanrı'dan bu kadar uzak, terk edilmiş.
https://allpoetry.com/LXXI.-A-PRAYER-FOR-PURIFICATION.
Şimdi gel, Signor.Kalbimin isteyemediğini isterdim: Kalbimle ateş arasında bir buz örtüsü var , Ateşi söndürüyor, Böylece yalan söylüyorum; Sözlerim ve eylemlerim hala uyumsuz.Seni dilimle seviyorum, sonra da doyasıya yas tutuyorum; Çünkü aşk kalbimi ısıtmıyor, ne de yükselebiliyorum, Ne de göklerden ruhumu doldurabilecek, Gurur ve tutku öldürebilecek Lütuf kapılarını açabiliyorum.Perdeyi yırt, sevgili Tanrım! İnatçılığıyla o duvarı yık, Bu dünyanın benim için donuklaştırdığı o parlak güneşin ışınlarını!Sevindirmek ve güzel eşinin üzerine düşmek için vaat ettiğin ışığı gönder , Böylece aşkla parlayabileyim ve Şüphe duymadan kalbim yalnızca Seni hissetsin!
https://allpoetry.com/LXXV.-HEART-COLDNESS.