Death Note Film Eleştirim | Gece Seansı Dergisi Eylül Sayısından

NASA
Noah Kahan

pixel skylines

roma★
Three Goblin Art

oozey mess

tannertan36
official daine visual archive
d e v o n
Show & Tell
Misplaced Lens Cap
h
art blog(derogatory)

⁂
occasionally subtle
Mike Driver
hello vonnie
seen from Germany
seen from United States

seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from Albania

seen from Türkiye
seen from Belarus

seen from Türkiye
seen from United States
seen from South Africa

seen from United Kingdom
seen from Chile

seen from Malaysia
seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States
@sinemasyon
Death Note Film Eleştirim | Gece Seansı Dergisi Eylül Sayısından

Anya is live and ready to show you everything. Watch her strip, dance, and perform exclusive shows just for you. Interact in real-time and make your fantasies come true.
Free to watch • No registration required • HD streaming
Maymunlar Cehennemi: Savaş Film Eleştirim | Gece Seansı Dergisi Ağustos Sayısından
Dangal Film Eleştirim | Gece Seansı Dergisi Ağustos Sayısından
Atomic Blonde Film Eleştirim | Gece Seansı Dergisi Ağustos Sayısı
"Train to Busan" Film Eleştirim | Gece Seansı Dergisi Temmuz Sayısından

Anya is live and ready to show you everything. Watch her strip, dance, and perform exclusive shows just for you. Interact in real-time and make your fantasies come true.
Free to watch • No registration required • HD streaming
Transformers The Last Knight Film Eleştirim | Gece Seansı Sinema Dergisi Temmuz Sayısından
Kara Gün \ Patriots Day Film Eleştirim | Gece Seansı Sinema Dergisi Temmuz Sayısı
Spider-Man: Homecoming Film Eleştirim | Gece Seansı Sinema Dergisi Temmuz Sayısı
Spider-Man: Homecoming Film Eleştirim | Gece Seansı Sinema Dergisi Temmuz Sayısı
Spider-Man: Homecoming Film Eleştirim | Gece Seansı Sinema Dergisi Temmuz Sayısı

Anya is live and ready to show you everything. Watch her strip, dance, and perform exclusive shows just for you. Interact in real-time and make your fantasies come true.
Free to watch • No registration required • HD streaming
The Mummy (2017) Film Eleştirim | Gece Seansı Sinema Dergisi Haziran Sayısından
Karayip Korsanları: Salazar'ın İntikamı Film Eleştirim | Gece Seansı Sinema Dergisi Haziran Sayısı
Wonder Woman Film Eleştirim | Gece Seansı Sinema Dergisi Haziran Sayısı
Magi - 2016 - Puanım: 6,5/10 Konu: Amerikalı gazeteci Olivia Watkins, Türkiye'de yaşayan kız kardeşi Marla tarafından acil olarak İstanbul'a çağırılır ve Olivia'nın kardeşinin yanına vardığı o gece Marla esrarengiz bir şekilde hayatını kaybeder. Bu olay gizemlerle örülü bir hikayenin başlaması anlamına gelmektedir. Eleştiri: Yazıyı okuyacaka arkadaşlara öncelikle şunu belirteyim. Bu yazı ne övme ne gömme yazısıdır. Türk sinemasından A sınıfı Hollywood yapımı bekleyenleriniz varsa zaten az ötede eğlene dursun, boşuna yazı ile vaktini harcamasın. Bunu söyleme nedenim, filme sağlı sollu giydirmekten geri kalmayan kitlenin malesef ortak kanısı “hollywood filmleri ile kıyaslamak” oluyor. Yapmayın abi, biz kim onlar kim. Olaya biraz bu pencereden bakmayı deneyin lütfen... Magi, 2015 yılında çıkması planlanan (duyurulan) fakat nedense 2016 Nisanına sarkan bir yapım. İçerisindeki oyuncu kadrosu ve yönetmen koltuğunda da Hasan Karacadağ’ın yer almasından ötürü uzun süredir merakla bekliyordum. Hasan Karacadağ hastası değilimdir fakat adamın yerli korku sinemasının başarılı ismi olduğunu inkar edemem. Filmi 2 perde olarak incelemenin daha doğru olacağını düşünüyorum. İlk perdeyi irdelersek, Hitler’e göndermelerle dolu başlangıç ve Stephen Baldwin’li açılış sekansı filme umutla başlamanızı sağlıyor. İlerleyen zamanlarda ise filme biraz nötr yaklaşıyor, konu ne anlatıyor diye düşünerek filme kendinizi bırakıyorsunuz. İkinci perde de ise, olay ve yapım bambaşka bir noktaya adım atıyor. Yerli filmden yabancı sinemaya adım atmış gibi hissediyor, kendinizi “vay be” ile başlayan cümlelerinin ortasında buluyorsunuz. Aslında filmi kurtaran ve beğenmenizi sağlayan perde bu desek yanlış tanımlamayız. Genel olarak bakarsak Dabbe Bir Cin Vakası’ndan sonra Hasan Karacadağ’ın en iyi yapımı Magi diyebiliriz. Konu olarakta yine gerçeklere dayanan (ki bunu herzaman ki gibi filmin sonunda da göreceksiniz) bir durumu ele almışlar. Hasan Karacadağ ile bir gün yan yana gelirsek soracağım ilk şey “bu davaları nereden nasıl ve ne şekilde buluyorsunuz ?” olacak... Filmin eleştirilecek noktalarına gelirsek 5-6 nokta bariz şekilde göze çarpıyor. İzlerken özellikle not aldığım kısımlar bunlar. İlk ele alınacak şey malesef dublaj. Tamam ses seçimleri harika olmuş eyvallah ama yakındığım bir nokta var ki beni çok rahatsız etti. İngilizce konuşulan kısımlara dublaj yapıldığı için adamlar ingilizce konuşurken dublajlı sesi, türkçe konuşurken de aynı sesin orijinal halini duyuyoruz. Yani dublaj sesi bir anda orijinal sese geçiyor ki bu da dikkatli seyirciyi rahatsız edecek birşey. Dublaj yerine altyazılı olmasını tercih ederdim. Tabi bu benim görüşüm...Ele alacağım diğer nokta ise görsel efektler. Taff gibi artık büyük bütçeli işlere el atan, arkasında Timir Savcı gibi isim bulunan bir şirket. Filmdeki görsel efektlere bakınca nerede sizin bütçeniz yahu diyorum. Senaryo, oyuncu vs harika derken efektleri görünce o harikalık bir tık aşağı iniyor. Bir de sen bu filmi Hollywood’a satacaksın. Adamlar bu filmi izleyince beğenir mi sence ? Tamam biz beğeniyoruz, konuya aşikar ve alışık olduğumuzdan. Ama adamlarda durum böyle mi ?...Diğer konu ise beni gerçekten rahatsız eden ve eminim pek çok kişiyi de rahatsız edecek “dönen kamera” olayı. Sabit kişilerin etrafında dönerek çekim yapmak genel olarak olaya farklı boyut katan bir çekim tekniğidir. Fakat sen bunu ferrari hızında yaparsan mide göz ayarını hüpletir, seyirciyi rahatsız edersin. Şahsen miğde bulantısı yaşadım diyebilirim. Bu çekim türünü 2 sahnede kullanmış Hasan Karacadağ. Daha yavaş şekilde çekilmesini tercih ederdim doğrusu.... Ve ve en önemli kısım, her defasında dile getirdiğim noktayı atlamadan edemicem. Abi cin filmi çekiyorsun, gerçek hayatları konu alıyorsun, ama işleyişi gerçekten uzak yapıyorsun. Evde garip şekili bırak ses duysak daha o eve girmeyecek bir milletiz. Sen kalkıp bir de o evde uyunur diyor, seyirciye “höh be abi” çektiriyorsun. Cin filmi çekenlere yalvarıyorum, evlerdeki ışıkları lütfen kullanın, ses şekil vs olduğunda lütfen o evi terk edileceğini bize gösterin. Şunları n’olur atlamayın. Bizi de düşünün yahu ! Stephen Baldwin ve Michael Madsen filmde o kadar harika oyunculuk çıkarmışlar ki filmi resmen sırtlamışlar. İyi ki oynamışlar iyi ki filme adım atmışlar. Kısa kesecek olursak, film ne çok çok iyi ne çok çok kötü. Orta düzey yerli korku sineması ürünlerinden biri. Bu tarzı sevenleri ve Dabbe serisine ilgiyle yaklaşanları yine memnun edecek bir yapım olmuş. Olumsuz eleştirilere kulak asmadan gidin izleyin derim. - Sinan Çalık -
Batman v Superman: Dawn of Justice / Batman V Superman: Adaletin Şafağı - Puanım: 7/10 Eleştiri: Sen bir yıl boyunca her reklama “lan bunlar kavga edicek abooov” havası koy, sonra kalk hepimiz kardeşiz hepimiz Martha’yız havasıyla filmi bitir... Konuya üstteki yazıyla giriyorum çünkü sinemadan çıkan, çizgiromandan bi haber olan seyirci kitlesinin ağzından dökülen, dökülmese bile aklından geçen sözlerin aynısı bunlar. Peki bunlara ne neden oldu ? Tabi ki Warner Bros’un hatalı tanıtım düzeni işlemesi. Çizgiroman seyircisi bilirki Batman V superman bir versus (düşmanlık) hikayesi değil. Batman superman’e tokat atacak, yok o onun ağzını burnunu dağıtacak falan. Yok öyle şeyler arkadaşlar, filmdeki “V” ibaresi bildiğimiz “&” ile aynı anlamda kullanılmıştır. Bunu belirttikten sonra asıl meselelere geçebilirim. Film Man of Steel’in devam yapımı olarak hazırlandı. Filmin başlarında da Man of Steel’den Batman’e bağlantı çok başarılı şekilde kurulmuş vaziyette. Filmin WB logosundan sonra ilk etapta harika bir origin hikayesi ile bizleri karşılıyor oluşu ve bunun başarılı bir şekilde perdeye yansıtılması 10 numara 5 yıldız. Bahsettiğim kısım Batman filmlerinden alışık olduğumuz aile ölümü sahnesi. Zack Snyder bu sahneyi o klasiklikten almış, bambaşka bir noktaya getirmiş. Sırf bunun için bile tebriği hakediyor... Batman rolü için Ben Affleck açıklandığında “nasıl ya !” demiş, daha sonra fotoğraflar gelmeye başlayınca “lan bu adam olmuş be!” diye fikrimi belirtmiştim. Filmde izleyince de bu fikrim daha da arttı. Ben Affleck filmi sırtlamakla kalmamış, çizgiroman ve animasyonlarda yer alan bir türlü beyazperdeye layığıyla yansıtılamayan Batman’i, bu sefer tüm gerçekliğiyle ekrana yansıtmış. Gal Gadot, filmin sonlarında bize Wonder Woman yüzünü gösteriyor ama öncesinde de başarılı bir duruşla filmde seyirciye göz kırpıyor. Açıkcası çekimser kaldığım biriydi. Olur mu olmaz mı derken final sekanslarında gördük ki evet Gal Gadot bu rol için biçilmiş kaftan. Filmin en büyük eksiği, çok şeyi tek bir seferde anlatmaya kalkması. Dikkat edin kötü bir filmdi demiyorum. Gayet iyi ve doyurucuydu. Ama normal sinema seyircisinin sıkılacağı bir yapım. TV ye koysan kimse başından sonuna kadar başka kanal zaplamadan izleyemez. Bunun nedeni dediğim gibi pek çok konuya dal budak atması. Filmin ilk perdesi zaten olay örgüsünü örmekle geçiyor. İkinci perde ise artık hareketlenme zamanı diyerek aksiyonu bol biçimde karşımızda yer alıyor. Bazı noktalarda kopukluk ve saçmalamalar yok mu ? Tabi ki var ama bunu normal seyirci yerine çizgiroman seyircisi farkedebiliyor. Flash rolü için malesef doğru oyuncu seçimi olmamış gibi geliyor ama umarım yanılıyorumdur. Keza Aquaman içinde aynı düşüncedeyim. Filmdeki “benim denizimde bana kamera mı zumluyorsunuz şerefsizler” atarıyla zaten o role uymadığına tam kanaat getirdim. Nerde sarışın aquaman nerede bizim Dothraki prensi :) Bir filmi “müzikleri sırtlar” lafı artık klişe vaziyete gelmiştir. Kusura bakmayın aynı sözü burada da kullanmak zorundayım. Hans Zimmer sen ne yüce adamsın ! Müzikler öyle harika ki, kalkıp D&R dan albümü alabilirim o derece muazzamlar. Özellikle filmin başında çalan “Beautiful Lie” ve Wonder Woman’ı kostümü ile ilk gördüğümüz sahnede çalan “Is She With You?” müzikleri bu yılın ödüle koşacak parçaları arasında bence... Genel olarak bakılırsa gerçekten doyurucu bir yapım olmuş durumda. Filme gitmeden önce “Injustice” ve “Dark Knight Returns” çizgiromanlarını okursanız veya “Dark Knight Returns Part 1 & Part 2” animasyonlarını izlerseniz birazda olsa bilgi edinerek salonda yerinizi almış olursunuz. Ve filmin zevki inanın o zaman çıkıyor ;) - Sinan Çalık -

Anya is live and ready to show you everything. Watch her strip, dance, and perform exclusive shows just for you. Interact in real-time and make your fantasies come true.
Free to watch • No registration required • HD streaming
Star Wars: Force Awakens / Yıldız Savaşları: Güç Uyanıyor - Puanım: 8/10 Not: Bu eleştiride Spoiler kullanılmamış, filmin teknik kısmına değinilmiştir. Eleştiri: Lafa nerden başlasam bilemiyorum. Yıllar sonra gelen hiç ummadığımız bir film kıvamından mı, yoksa Lucas amcanın “aklıma sıçayım” diyerek film haklarını yok yere satıp pişman olmasından mı... Evet Lucas amcamız pişman, hemde ne pişman. Filmin galasını izleyenleriniz varsa George Lucas’ın asık suratlı oluşunu, film haklarını Disney’e satığı meblanın 2 katını Disney’in bilet ön satışından çıkarmasına verdiği tepki olarak yorumlayarak görmüşlerdir. Beş karış surat tabirine uyan kırmızı halı yürüyüşü ile seyircilere imza vermekten kaçınarak direk salona girişi herşeyi açıkladı aslında. Peki Lucas böyle olacağını bilmiyor muydu ? Tabi ki biliyordu ama seriyi bozmak yeni bir film eklemek istemiyordu. Nitekim zorluklar içerisinde Disney’e o hakları sattı ve onlarda acımayıp kaçınılmaz olanı bize sundu, Yeni Bir Star Wars Serisi ! İlk 6 filmde bize çok farklı bir ütopya izlettirdiler. Görüntü yönetmenlerinin ellerine rahman insin, dijital çağı geç yakalamalarına rağmen 3. filmde farklı bir görüntü kalitesi sunarak atmosferden kopmamamızı sağladılar. Peki yeni filmde bu böylemi ? Malesef değil. Evet J.J. Abrahams gerek aksiyon sahnelerine, gerek görüntü kalitesine verdiği önemle adını ek çok filme kazıdı. Özellikle Star Trek ile de bunu bize pekiştirmiş oldu. Hatta diyalog yazımları da Lost’tan bu yana baya baya gelişmiş halde dikkatimizi çekti. Gel gelelim, bu filmde de bunlar farkını belli ediyor. Görüntü kalitesi serinin diğer filmlerine göre daha net, daha modernize ve filmin içine sizi katamayacak kıvamda. Bunu kötü manada söylemiyorum tabiki. Abrahams bu serinin başına geçmiş en iyi isim tercihi. Lakin yine de insan eski görüntü atmosferini arıyor be abi... Bir diğer unsur ise, filmden önce bize karakter adlarının gizemli şekilde açıklamayarak gizli tutulması. Neden böyle birşey yapılıyor, Abrahams bize nasıl bir sürpriz planlıyor derken filmi izleyenler Lost vari bir durumla karşılaşıyor. İzlediğinizde ne dediğimi çok iyi anlayacaksınız. Kim kimdir ne nedir gayet gizemle karışık tepside sunuyor bize. Bu adamı ve kalemini bu yüzden çok sevmiyor muyuz zaten ? Eski seriyi seven fanatik Star Wars’lu olarak bu filme yüksek beklentiyle gitmeyin ama zevk almadan da çıkmayın diyorum. Herşeyi gayet dozajında bırakmışlar. Finale yakın geçen son 10 dk zaten sizi ayakta tutmaya yetiyorda artıyor. Spoiler yemeden bir an önce koşun izleyin. Bu filmi 2 güne kalmaz spoiler yumağı içinde pek çok noktada eleştirilirken göreceksiniz. Spoiler vermeden eleştirilmesi mümkün olmayan bir yapım unutmayın ! - Sinan Çalık -
Sinema bir tutkudur, koleksiyonerlik ise bunlar harlanlanmış bir duygu...
DvD Arşivimi paylaştığım diğer tumblr hesabıma linkten ulaşabilirsiniz. Arşivcilik güzeldir sizde deneyin ;)