ah! bilmem kaç defa sayıkladım bunu: dudaklarımdır boynunun tavafında günahkâr olan.. (kaderime sirayet etmiş bu pas kokusundan kaç artık ! ) ve durup dinle: orada ( bir hiçlik tapınağında) köhne notalar acıtıyor artık yaralarımı ve bilmiyorum daha kaç iç çekiş değiştirebilir bunu..
şimdi bütün o anıların korkusu çarpıyor yüzüme pas tutmuş hikayelerin son sözüyüm artık ve (leylâ: şarabın son yudumundaki o hatıra) öyle güzel öyle amansız. bundandır dönüp avuçlarıma soruyorum: bir hiçliğe gebe olmalı yoksa nedir cümleleri bu kadar acımasız kılan.
leylin şafağında: umut taşıyan şiirler kaderlere dönüştüğü vakit tam da şimdi orada: Araratın çığlığında bir güzelin kibirine misafirim yine ben: şiirleri kaderi olan adam ! orada o çığlıkta bekliyorum..
Cahîdê Xumarî
















