İnsan Tanrı ya inanırken aslında ne kadar Tanrı ya, ne kadar kendine inanır
İnsan Tanrıya inanırken sandığı kadar teslim olmaz çoğu zaman inandığı şey Tanrıdan çok kendi anlam ihtiyacıdır Belirsizliğe dayanamayan zihnin “bir sebep olmalı” diye çığlık atması. Tanrı burada mutlak olan değil boşlukları dolduran bir figürdür. İnandığım Tanrının dili bana benziyorsa benden bir medet umuyor ya da vicdanı benim vicdanımdan çıkıyorsa orada Tanrıdan çok ben varımdır dua ederken bile duyulmak isterim Cevap değilse bile fark edilmek. Bu yüzden inanç bazen teslimiyet değil kendini merkeze alma biçimidir belki de insan Tanrıya inanırken hem Tanrıya hem kendine inanır ama oranlar dürüst değildir. Tanrı sustukça ben konuşurum. Ve bazen fark ederim Tapılan şey kutsal değil, anlam arayan zihnin ta kendisidir.
















